TUNÇ'TAN 6'LI MASAYA ELEŞTİRİ

Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) 6. Yasama yılının açılışı dolayısıyla birçok televizyon kanalında açıklamalarda ve değerlendirmelerde bulunan AK Parti Grup Başkanvekili ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, muhalefet partilerinden oluşan 6'lı masayla ilgili 'Milletimizin 6'lı masadan bir beklentisi yok. Milletimiz bu ülkeyi 6'lı masanın insafına bırakmaz' dedi.

PAYLAŞ
Bartın Hergün Gazetesi - Nurdan EROĞLU

AK Parti Grup Başkanvekili ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) 6. Yasama yılının açılışı dolayısıyla birçok televizyon kanalında açıklamalarda ve değerlendirmelerde bulundu. Bu kapsamda muhalefet partilerinden oluşan 6’lı masayı ve Cumhuriyet Halk Partisini (CHP) de eleştiren Grup Başkanvekili Tunç, “Milletimiz parlamenter sistemi artık terk ediyorum” dedi ve “Evet” diyerek Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine adım attı. Muhalefetin parlamenter sistem dışında başka bir vaadi yok. Milletin de böyle bir beklentisi yok. Dolayısıyla milletimizin 6’lı masadan da bir beklentisi yok. Milletimiz bu ülkeyi 6’lı masanın insafına bırakmaz. Polisimizi şehit eden bir teröriste bile sahip çıkabiliyorsa ana muhalefet lideri bu Türkiye için büyük bir şansızlıktır. Ama en büyük şansımız da yeni sistemle Sayın Cumhurbaşkanımızın her kabine sonrası açıkladığı ekonomi paketleri, yaz boyunca açıkladığı ekonomi paketleri ve bunların yasal düzenleme gerektiren hususları Meclisimizin gündeminde olacak” dedi.

“EYT mağduriyetini biz getirmedik”

Kamuoyunun sıkça gündeminde yer alan EYT’lilerle ilgili de açıklamalarda bulunan Yılmaz Tunç şöyle konuştu:

“EYT mağduriyetini biz getirmedik. AK Parti iktidarından önce EYT yasalaştı. Sayın Kılıçdaroğlu’nun genel müdürlüğü döneminde hazırlanan bir tasarı. Sayın Yaşar Okuyan’ın bakanlığı döneminde yasalaşan emeklilikte yaşa takılanlar problemi o zamandan bu zamana birikti ve şuanda da çözülmesi gereken bir problem olarak ortaya çıktı. Sayın Cumhurbaşkanımızın da bu konunun çözülmesi noktasındaki iradesinden sonra Sayın Çalışma Bakanımız bir çalışma başlattı. Bu çalışmanın sene sonuna doğru biteceğini ifade ediyor. Sene sonunda bu taslak çalışma bittikten sonra kanun teklifine dönüşecek ve Meclisimizin yeni yılın ilk günlerinde bunu hayata geçirmenin gayreti içerisinde olacağız. Milyonlarca insanımızın beklediği müjdeyi inşallah Türkiye Büyük Millet Meclisinde yasalaştıktan sonra hep birlikte bu sorunu çözmüş olacağız.

“Milletimizin çözüm olarak beklediği bütün hususları tek tek çözeceğiz”

Taşeronları bir kere kadroya almıştık. 1 milyon taşeron işçisini biz devletin kadrolarına almıştık. Şimdi sıra sözleşmeli personelin kadroya alınmasıyla ilgili. Yine o yasal düzenlemede hariç kalan hususlar var. Milletimizin özellikle devletin imkanları ölçüsünde bizden çözüm olarak beklediği bütün hususları tek tek çözeceğiz. Yani 6. Yasama Yılı çok verimli geçecek. Milletvekillerimizi seçime kadar yoğun bir çalışma bekliyor. Gece-gündüz milletimizin problemlerini çözmek için çalışacağız.

“Vatandaşlarımızın alım gücüyle ilgili ne gerekiyorsa yapmanın gayreti içerisinde olacağız”

Önce polislerin 3600 Ek Gösterge  ile ilgili talebi olmuştu. Daha sonra bunu hemşireler, sağlık görevlileri, din görevlileri vs. genişletmiştik. Ama daha sonra baktık ki bütün devlet kademelerinde çalışan personelin 3600 ile ilgili herkesin adaletli bir şekilde bu problemi çözecek bir düzenlemeyi Meclisin 5. Yasama yılı bitmeden yasalaştırmıştık. Bazı kesimlerden “Biz eksik kaldık. Bizim göstergemiz daha düşük kaldı” gibi bir takım problemler iletiliyor. Bunlara duyarsız kalmayız. AK Parti olarak Sayın Cumhurbaşkanımız bugüne kadar toplumdan gelen taleplere duyarsız kalmadı. 20 yıl boyunca halkımızın ekonomi refahını arttırdık. Fiziki kalkınmasını hayal dahi edilemeyecek noktaya getirdik. Bundan sonrada vatandaşlarımızın gerek özlük haklarıyla ilgili gerek alım gücüyle ilgili ne gerekiyorsa yapmanın gayreti içerisinde olacağız.

“Ekonomik tedbirleri hükümetimiz alıyor”

Küresel enflasyonu hep birlikte bütün dünya yaşıyor. Ama halkımızın alım gücünü azaltmamak için halkımızın küresel enflasyondan etkilenmemesi için gerekli ekonomik tedbirleri hükümetimiz alıyor. Bunun yasal düzenleme gerektiren hususlarını da şuanda yasama yılı bugün (Pazar Günü) başlıyor ama bizim milletvekillerimiz bu ekonomi paketine 1 aydır çalışıyor. Yasama yılı başlamadan biz taslak çalışmalarına devam ediyoruz. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin en önemli avantajlarından birisi de milletvekillerinin kanun yapma sürecinin bizzat içerisinde olması. Eskiden tasarı bakanlıklarda hazırlanır ve milletvekilleri Meclise intikal ettiğinde görürdü ama şimdi bürokrattan destek almamız gerekiyor, bakanlık yetkililerinden destek almamız gerekiyor onları Meclise çağırıyoruz. Herkes kendi ihtisas alanında çalışıyor. Dolayısıyla milletvekillerimiz daha aktif bir şekilde yasama sürecine katılıyor.

“İlk gündemimizde Basın Kanunu var”

Eski sistemde soru önergesi ve cevaplanan sayısına bakın bu dönemdekiyle kıyas kabul etmez. Muhalefetin söz hakkının kesilmesi diye bir şey söz konusu değil. İlk gündemimizde Basın Kanunu var. Biz bugüne kadar basın özgürlüğünü genişleten, eleştiri mahiyetinde olan konuların suç sayılamayacağına yönelik yasal düzenlemeleri yapmış bir iktidarız. Halkın haber almaya yönelik özgürlüğünü kısıtlayacak düzenlemeleri de yapmamız lazım. Halkın haber alma özgürlüğünü yalan haberle kısıtlayabilirsiniz. Halkın doğru haber alma hakkı vardır. Siz eğer bir yalan haberi, dezenformasyon kastıyla kamu düzenini bozmak için, milli güvenliği etkilemek için, genel sağlığı etkilemek için bir yalan haberi üretiyor ve bunu yayıyorsanız demokratik hukuk devletinde bu bir yaptırımla karlaşır. Bunun yaptırımsız kalmasını düşünemeyiz.

“Muhalefet sırf karşı çıkmak için böyle bir siyaset tarzı izliyor”

Sosyal medyayı siz kişilik haklarını rencide edecek şekilde kullanırsanız bu gerçek hayatta nasıl suçsa sosyal medyada da yaptırımla karşılaşması lazım. Buna yönelik geçmiş dönemde düzenlemeler yaptık ama eksik tarafları var ama şimdi bu eksiklikler tamamlanmış olacak. Siz sosyal medya üzerinden terör örgütü propagandası yapıyorsanız ha bunu televizyonda yapmışsınız ha yazılı basında yapmışsınız. Gazetenizde terör propagandası yapmak serbest mi? değil. Televizyonda serbest mi? değil. Sosyal medyada serbest mi olsun? Mutlaka bir yaptırımı olması gerekmez mi? Muhalefet aslında burada konuyu biliyor. Bizim niyetimizin ne olduğunu da biliyor. Ama sırf karşı çıkmak için böyle bir siyaset tarzı izliyor.

“Vatandaşımızda alım gücünü azaltmayacağımıza yönelik bir kanaat oluştu”

Biz halkın içerisindeyiz. Bütün milletvekillerimiz hem “100 günde yüz yüze” programları, şehir buluşmaları, köylere varıncaya kadar hap halkımızın içindeydik. Yaz boyunca hiç durmadık. Vatandaşımızda halkın alım gücünü azaltmayacağına yönelik bir kanaat oluştu. Cumhurbaşkanımız hep şunu tekrar ediyor “20 yılda halkımızın refahını arttırdık. Bundan bir geriye dönüşe müsaade etmeyiz. Küresel enflasyona halkımızı ezdirmeyeceğiz.” Bu cümleleri hep hayata geçti. Politikalarımızın merkezine hep insanı koyduk. Tabi ki son zamanda enerji fiyatlarındaki artış bütün dünyayı ve ülkemizi etkiledi. Meydana gelen enflasyon karşısında alım gücünün azaldığını gördüğümüzde hemen müdahale ettik. Asgari ücret yılbaşına kadar aynı şekilde olacaktı ama biz ona ikinci bir zam getirdik. Şimdi yıl sonunda bir daha gelecek.

“Halkımızın alım gücünün azalmamasına yönelik tedbiri mutlaka alacağız”

Asgari ücret bir denge meselesi. Tabi ki üretimi de durdurmayacak, istihdamı da arttıracak ama enflasyon karşında da işçimizi koruyacak, çalışanımızı da koruyacak bir ücrete kavuşturmak gerekir. Bu anlamda tabi ki yılbaşında yeni bir düzenleme, halkımızın alım gücünün azalmamasına yönelik tedbiri mutlaka alacağız. Emekli, memur maaşları da yılbaşında tekrar artacak. Bu inanç, bu kanaat, vatandaşımızın iktidara olan güveni azalmadı. “Sıkıntı karşısında çözüm bulan bir Cumhurbaşkanımız var, Cumhur İttifakı var, AK Parti var” şeklinde bir kanaat gittikçe arttı ve artmaya da devam ediyor.

“Muhalefet Sosyal Konut Projesini karalamaya çalıştı”

Sosyal konut projesiyle birlikte 5 milyon insanımızın müracaat etmesi iktidara olan güvenden kaynaklanıyor. Muhalefet bunu karalamaya çalıştı. Hatta belki de başvuruyu biraz azaltmak için de gayret gösterdi. TOKİ zaten devletin kurumu, özel bir kuruluş değil. 1 milyon 170 bin konutu yapmış, teslim etmiş. İçinde oturan 5 milyon insan var. 1 milyon 170 bin konutu yapan 250 bin konutu hayli hayli yapar. Bunu en düşük bir mantıkla çözmek bile mümkün. 2 milyon genç başvurdu. Buna 250 bin daha ilave edilecek. 1 milyonda konut arsası, aynı zamanda da iş yeriyle ilgili olarak projeler var. Zaten önümüzdeki günlerde ilk temeller atılıyor. Dolayısıyla yapılacaklara karşı da bir güven var.

“6’lı masanın adayı bizi ilgilendirmez”

 

6’lı masanın adayı bizi ilgilendirmez. Biz şuanda gece-gündüz vatandaşımızın lehine ne yapabiliriz. Yaz boyunca milletvekillerimiz halkın içindeydi. Oradan topladığımız veriler, beklentiler var. Bu beklentileri icraata nasıl dönüştürebiliriz? Vatandaşımızı nasıl mutlu edebiliriz? 20 yıldır artan refah seviyesini eksiltmeden daha da nasıl arttırmanın gayreti içerisinde olabiliriz? Sayın Cumhurbaşkanımız ve bütün kadrolarımızın düşüncesi bu. Yatırımlara durdurmadan devam ediyoruz. Kamu yatırımları da istihdamda önemli bir yer tutuyor. Seçim bölgem Bartın ve Bartın’da her bir noktada mutlaka bir şantiye görürsünüz. Hiçbir eksilme yatırımları durdurma söz konusu değil. Halkımızın da alım gücünün azaltılmayacağını vatandaşımız görüyor.

“6’lı masanın fotoğrafına baktığımız zaman 90’lı yılları hatırlıyoruz”

6’lı masanın fotoğrafına baktığımız zaman 90’lı yılları hatırlıyoruz. 90’lı yıllarda hangi parti hangi bakanlığı alacak, hangi milletvekili hangi partinin listesinden aday olacak, hangi milletvekilliği pazarlığı yapılacak. 6’lı masaya baktığımız zaman ülkenin en temel meselelerinde terör konusuna baktığımızda, dış politika konusunda bunlar aynı mı düşünüyor? Düşünmüyor ki. “Biz farklı partileriz, ayrı düşünebiliriz” diyor. Ama siz iktidar olduğunuzda nasıl farklı düşüneceksiniz? Böyle bir imkan var mı? “Suriye’ye asker gönderelim” dediğimizde “Orada bir terör devleti kurulmasın” dediğimizde Cumhuriyet Halk Partisi “Ne işimiz var Suriye’de?” diyecek, İYİ Parti “Gidelim” diyecek. Böyle bir siyaset tarzının, böyle bir birlikteliğin Türkiye’yi nasıl bir kaosa sürükleyeceğini milletimiz görmüyor mu? Görüyor.

“6’lı masanın bir ortağı “Evet” diyor, öbürü “Hayır” diyor”

Libya’yla mutabakat yaptığımızda Münhasır Ekonomik Bölge Antlaşmasıyla ilgili Doğu Akdeniz’deki haklarımızın korunmasıyla ilgili 6’lı masanın bir ortağı “Evet” diyor, öbürü “Hayır” diyor, bazen ikisi birden diyor. HDP’iyle birlikte el kaldırıp, indiriyor. HDP’ye yönelik sıcak mesajları, Mersin’deki polisimizin şehit olmasından hiçbir üzüntü duymadan, PKK Terör Örgütünün dağdan yaptığı açıklamaya tam bir sözcülük yapacak şekilde açıklama yapmak Türkiye’nin ana muhalefeti açısından çok talihsiz bir durum. Talihsiz demek bile hafif kalır. Burada şehit polisimizin daha cenazesi bile kaldırılmadan siz burada basın toplantısı yapıp Cumhuriyet Halk Partisinin sözcüsü olarak “Biz Demirtaş’a şeref madalyası vermekten vazgeçmeyeceğiz” derseniz milletimiz buna ne der?

“Milletimiz 6’lı masanın insafına bu ülkeyi bırakmaz”

Bu parti Atatürk’ün kurduğu bir parti değil. Milletimiz bunu görüyor. 6’lı masaya aday bulmuş ya da bulamamış bu bizi ilgilendirmez. Çünkü durumları ortada. Memleketin meseleleri hakkında birlikte düşünmediklerini söyleyip sadece “parlamenter sistemde ortak düşünüyoruz” deniyor. Parlamenter sisteminde nasıl bir sistem olduğunu, nasıl krizlere yol açtığını, vesayetçi anlayışlara yol açtığını hep beraber görüyoruz. Dolayısıyla milletimiz 6’lı masanın insafına bu ülkeyi bırakmaz.

“Af konusu ayak üstü değerlendirilebilecek bir konu değil”

Af konusu böyle ayak üstü değerlendirilebilecek bir konu değil. Çok kritik bir konu. Sosyal medyada da paylaşılacak bir konu değil. Dolayısıyla şuanda gündemimizde böyle bir konu yok.

Çek Kanunu…

Çek Kanunuyla ilgili çok sayıda yasal düzenleme yaptık. Bazen hapis cezasını kaldırdığımız dönemler oldu. Sonrasında adli para cezasına dönüştürdüğümüz dönemler oldu. Ekonomi dünyasından gelen talepler ve mevcut ekonomik yapı içerisinde Çek Kanunu çok sayıda değişikliğe uğradı. En sonunda çek mağdurlarının ve onların sorunlarını çözecek yüzde 10 peşinat ve sonrasında 6 ay taksitlendirmeyle ilgili bir takım yasal düzenlemeler yaptık. Bundan faydalananlar var, faydalanamayanlar var. Tabi ki bu taleplere duyarsız kalmak mümkün değil. Bugüne kadar duyarlı kaldığımız için bu derece değişikliğe uğradı.

“Halkımızın sorunlarını çözdüğümüz için 20 yıldır iktidardayız”

Sicil affıyla ilgili birçok düzenleme geçmişte de yaptık. Ehliyet affıyla ilgili de kamuoyunda bayağı bir talepler geliyor. Biz AK Parti olarak yapılabilecek halkımızın taleplerine duyarsız kalmayız. Halkımızın sorunlarını çözdüğümüz için bugünlere kadar geldik ve 20 yıldır iktidardayız. Yine çözmeye devam edeceğiz.”

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN