Bankoğlu 'garabet', Tunç 'mağduriyet algısı' dedi

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun Yüksek Seçim Kurulu (YSK) üyelerine 'ahmak' dediği gerekçesiyle açılan davada 2 yıl 7 ay hapis cezası alması sadece ülke gündemine değil Bartın siyasetine de bomba gibi düştü. CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu karara 'hukuk garabeti' sözüyle tepki gösterirken CHP Bartın Örgütü de İmamoğlu'na destek olmak için İstanbul'a yola çıktı. Kararın kesin bir karar olmadığını ve yargı sürecinin devam ettiğine dikkat çeken AK Parti Grup Başkanvekili ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç da 'Burada kesinleşmemiş bir karar üzerinden bir fırtına kopartılarak bir mağduriyet algısı oluşturulmaya çalışılıyor. Kararı yorumlayanlar bu kararın iktidarın talimatıyla verildiği şeklinde bir karalama siyaseti gerçekleştiriyorlar' dedi.

PAYLAŞ
Bartın Hergün Gazetesi - Nurdan EROĞLU

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Yüksek Seçim Kurulu (YSK) üyelerine “ahmak” dediği gerekçesiyle açılan davada 2 yıl 7 ay hapis cezası alması sadece ülke gündemine bomba gibi düştü. Karar sonrası İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve 6’lı masanın temsilcileri, İmamoğlu’na destek olmak için İBB’nin bulunduğu Saraçhane’ye giderken CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da Almanya ziyaretlerini iptal ederek İstanbul’a döndü.

Bankoğlu: “Hukuk garabeti”

Kararın yankısı Bartın siyasetinde de büyük oldu. Kararın açıklamasının ardından tweet atan CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu kararı “hukuk garabeti” olarak nitelendirerek  “Bugün Sayın Ekrem İmamoğlu için verilen karar; bir hukuk garabetidir. Demokrasiyi ayaklar altına alan, bu ülkede insanların adalete ve geleceğe olan inançlarına kastetmiş bir davadır. Yazıklar olsun. Sarayın planları, ilikli cübbeler, her türlü oyuna rağmen Ekrem İmamoğlu için verdiğiniz 2 yıl 7 ay öyle bir etki yaratacak ki! Millete edilen zulmün bedelini tarih bu oyunun içindekilere ödetecek” dedi.

CHP: “Bir gün zulüm biter!”

CHP Bartın Örgütü de İl Başkanı Selim Karakaş ve Merkez İlçe Başkanı Nazif Çomak başta olmak üzere Ekrem İmamoğlu’na destek olmak için Saraçhane Meydanında düzenlenecek büyük buluşmaya katılmak için akşam saatlerinde İstanbul’a yola çıktı. CHP yola çıkışını sosyal medyadan “Saraylar saltanatlar çöker, kan susar, bir gün zulüm biter! İBB Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu ve 16 milyon İstanbullunun yargılandığı dava sonrası Saraçhane meydanın da düzenlenecek olan büyük buluşmaya katılmak için il ve ilçe yöneticilerimizle birlikte Bartın’dan yola çıktık” paylaşımıyla duyurdu.

Recai Çakır da İstanbul’da

3 ya da 6 ayda bir toplantı düzenleyerek Bartın basınıyla buluşan Amasra Belediye Başkanı Recai Çakır da yine bu anlamda basınla gerçekleştirmek istediği toplantıyı iptal ederek Çarşamba akşam saatlerinde İstanbul’a hareket etti.

Tunç: “Mağduriyet algısı oluşturulmaya çalışılıyor”

Kararla ilgili bir açıklamada AK Parti Grup Başkanvekili ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç’dan geldi. Ahaber’e konuşan Grup Başkanvekili Tunç, kararın kesin bir karar olmadığını ve yargı sürecinin devam ettiğine dikkat çekerek şunları söyledi:

“Karar kesin karar değil. Yüksek Seçim Kurulu (YSK) üyelerine “ahmak” dediği gerekçesiyle hakaret suçundan açılan dava söz konusuydu. Bu davada ilk derece mahkemesi mahkumiyet kararı verdi. Bu karar kesin olmayan bir karar istinaf ve ardından temyiz süreci var. Kanun süreci açık olan bir karar. Burada kesinleşmemiş bir karar üzerinden bir fırtına kopartılarak bir mağduriyet algısı oluşturulmaya çalışılıyor. Bunun da kimseye bir faydası olmayacağı kanaatindeyiz.

“Karalama siyaseti gerçekleştiriyorlar”

Kararı yorumlayanlar bu kararın iktidarın talimatıyla verildiği şeklinde bir karalama siyaseti gerçekleştiriyorlar. Bunu kabul etmek kesinlikle mümkün değildir. Yargı kararları elbette ki eleştirilebilir. Bizim de eleştirdiğimiz ilk derece, yüksek mahkeme kararları var. Anayasa Mahkemesi kararlarını dahi yeri geliyor eleştirebiliyoruz. Bu aynı zamanda hukuk devletinin de bir gereğidir. Kararlar zaten eleştirilerek belli bir noktaya gelir ya da geliştirilir.

“Yargıya müdahale edilmesi söz konusu olamaz”

Yargı kararı eleştirilirken bu kararın sanki iktidarın talimatıyla verilmiş gibi yorumlayarak bir karalama siyaseti yapmak son derece yanlıştır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletidir. Yargı bağımsız ve tarafsızdır. Yargıya müdahale edilmesi kesinlikle söz konusu olamaz. Bu karar da elbette ki yargının kendi süreci ve mekanizmaları içerisinde değerlendirilecektir.

“Mağduriyet algısı kampanyası başlatıldı”

İstinaf ve temyiz süreçleri tamamlanmadan bir mağduriyet algısı oluşturmaya yönelik bir kampanya başlatıldığını da görüyoruz. Bu karar üzerinden bir mağduriyet söz konusu algısı oluşturuyorlar. Ama burada kesin olmayan bir karar söz konusu. Nasıl iddianame düzenlendiğinde mahkeme iddianameyi kabul etti ve yargılama süreci başladı o dönemde koparılmayan bir fırtına.

“Süreç tamamlanmış değil”

Neticede ilk derece mahkemesi kararından sonra süreç tamamlanmış değil. Artık bizim yargı sistemimizde üç dereceli bir inceleme söz konusu. Hatta Yargıtay sonrasında da Anayasa Mahkemesi tarafından iadeyi muhakeme kararları verildiğini görüyoruz. Daha sürecin başında henüz bir mağduriyet söz konusu değilken bir yargı kararı üzerinden fırtına koparılması doğru değil. Bu kararın sanki bir talimatla verildiği, yargının üzerinde bir tahakkümle verildiği, baskıyla bu kararın alındığı şeklindeki yorumlar kesinlikle doğru yorumlar değildir.

“Mağduriyet algısı oluşturmanın bir faydası olmayacak”

Yargıya güvenmek lazım. Yargının hatalı kararlarının kendi mekanizması içerisinde düzeltilmesi mevcuttur. Henüz kesin olmayan bir karar üzerinden bir fırtına koparıp bir mağduriyet algısı oluşturmaya çalışmanın da mağduriyet algısı oluşturulan kişiler üzerinde de herhangi bir faydası olmayacağı kanaatindeyim.”

“ABD ve Almanya Dışişleri Bakanlığı'nın açıklaması hadsizlik”

Sosyal medyadan ABD ve Almanya Dışişleri Bakanlığı'nın kararla ilgili açıklamasına da tepki gösteren Yılmaz Tunç, “ABD ve Almanya Dışişleri Bakanlığı'nın Türkiye'de devam eden yargı süreciyle ilgili açıklama yapması hadsizliktir. Kendi ülkelerindeki hukuksuzlukları unutup ülkemiz yargısına dil uzatmaları kabul edilemez. Hiçbir yabancı ülkenin ve 5. Kol faaliyeti yürüten emperyalist medya aktörlerinin ülkemiz yargısına müdahale etmesine müsaade etmeyiz.  Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletidir. Yargı bağımsız ve tarafsızdır. YSK Hakimlerine yönelik “ahmak” sözünün hakaret suçu olup olmadığına karar verecek olan yabancılar değil Türk yargısıdır” dedi.

 

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN