Bankoğlu, İnfaz Yasasını değerlendirdi

CHP Bartın Milletvekili ve Anayasa Komisyonu Üyesi Aysu Bankoğlu, TBMM'de görüşülmekte olan İnfaz Kanun Teklifinin geneli hakkında değerlendirmelerde bulundu. Bankoğlu: 'İnfaz Kanun Teklifi, vicdanlı ve adil bir yasaya dönüşmelidir diyoruz. Pek çok suçta infaz indirimine gidilirken masumiyet karinesinden yararlanan ve şiddete bulaşmamış tutukluların, cezaevlerinde kalmaya devam etmesi kabul edilemez' dedi.

CHP Bartın Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa Komisyonu Üyesi Aysu Bankoğlu, TBMM Genel Kurulu'nda görüşmelerine geçtiğimiz hafta içerisinde başlanan ve kamuoyunda Af Kanunu olarak bilinen Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin geneline dair açıklama ve değerlendirmelerde bulundu. Bankoğlu, sözlerine, coronavirüs ile başlayarak "Sağlık Bakanlığı tarafından 12 Nisan akşamı açıklanan veriler uyarınca ülke genelinde görülen toplam vaka sayısı 56 bin 956'ya, vefat sayımız ise ne yazık ki, bin 195'e yükselmiş durumdadır. Hayatlarını kaybeden yurttaşlarımıza bir kez daha Allah'tan rahmet, yakınları ile milletimize ise başsağlığı diliyorum" dedi.

“Kasten yaralama suçu infaz indirimi kapsamında kaldı”

Aysu Bankoğlu, İnfaz Kanununun özellikle cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve kadına karşı şiddet problemine dönük etkileri konularında, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda konuşmalar gerçekleştirdiğine ve iktidarın söylemlerinin aksine bazı tehlikeli noktalara dikkat çektiğini vurguladı ve şunları söyledi:

"Teklifin geneli hakkındaki görüşlerimi aktarmadan evvel birkaç önemli noktayı kısaca hatırlatmak isterim. AKP iktidarı, her ne kadar, söz konusu Kanun Teklifi bakımından "kadına karşı şiddet kırmızı çizgimiz” diyerek bir algı oluşturma gayretine girmişse de, bilindiği üzere, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında kadına karşı şiddet şeklinde ayrı bir suç kategorisi bulunmuyor. Kaldı ki, "eşe karşı" yaralamaları da içeren "kasten yaralama" suçunun infaz indirimi kapsamında kaldığını, bir diğer ifadeyle koşullu salıverilme oranının da 2/3'ten 1/2'ye düşürülmekte olduğunu ve hükümlülerin infaz süresinin azalacağını gayet iyi biliyoruz. Öte yandan, Adalet Komisyonu'ndaki müzakereler esnasında, COVID-19 salgını sebep gösterilerek belli başlı suçların failleri haricinde birçok hükümlünün -cinsel dokunulmazlığa karşı suç işleyenler de dâhil olmak üzere- açık ceza infaz kurumuna geçme ve ardından salgın nedeniyle "izinli" sayılma şartları bir hayli kolaylaştırıldı. Bu bağlamda, İktidarın kırmızı çizgilerinin pek çok noktada kendileri tarafından aşıldığını ifade etmek ve yurttaşlarımıza duyurmak zorundayım."

“Gazeteciler infaz indirimi kapsamında değil”

Bankoğlu, İnfaz Teklifinin geneliyle ilgili olarak ise bu düzenlemelere içeriğini incelemeksizin peşinen hayır demek gibi bir duruşlarının olmadığını, bununla birlikte Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun da altını çizdiği üzere söz konusu kanun teklifine vicdan ve adalet koymak istediklerini söyledi. Öte yandan, her ne kadar infaz düzenlemeleri yapılıyor denilse de bahse konu Kanun Teklifinin, esasında örtülü bir affa işaret ettiğini belirten Bankoğlu, bu düzenlemelerin, Anayasa Mahkemesi tarafından denetleneceğini; geçmişteki benzer düzenlemelerde böyle bir yola gidildiğini ifade etti. Ayrıca, genel ve özel af kurumlarının Türk Ceza Kanunu Madde 65 Fıkra 1 ve 2'de düzenlendiğini belirten Bankoğlu, af düzenlemelerinin kabul edilebilmesi için TBMM üye tam sayısının 3/5 çoğunluğunun gerekli olduğunun da altını çizdi. Aysu Bankoğlu, konu hakkındaki değerlendirmelerini şöyle sürdürdü:

"Mevcut hâliyle Kanun Teklifi, adalet ve hakkaniyet ilkelerinden, maalesef, yoksundur. Böylesine önemli bir infaz düzenlemesi hayata geçirilirken vicdanlı bir çalışma yapılmalıdır. Parti olarak da en çok değindiğimiz ve haklı biçimde eleştirdiğimiz hususlardan belki de en önemlisi, özgür medyanın temsilcileri olan ve şiddetle ilgisi bulunmayan gazetecilerin, infaz indirimi kapsamına alınmamasıdır. Kaldı ki, koşullu salıverilme sürelerinde infaz indirimi sağlanan birtakım suçları ve bu suçların haksızlık derecelerini dikkate aldığımızda, ortaya koyduğumuz eşitsizlik, daha da can yakıcı bir hâl alıyor. Sözgelimi, yolsuzluk yapmış olan bir kamu görevlisi, Teklif'teki mevcut şartlar içerisinde cezasının ağırlığına da bağlı olarak bir anda tahliye olabilecek iken yalnızca gazetecilik yapmış ve şiddetle bağlantısı bulunmayan isimler, cezaevlerinde tutulmaya devam edecekler. Üstelik, bu duruma, tutuklu konumda bulunanlar, yani haklarındaki suç iddiaları kesinleşmemiş ve hukukun en temel prensiplerinden biri olan masumiyet karinesinden faydalanması gerekenler de dâhil."

“Hırsızlık yapanların infaz süresi azaltılıyor”

Aysu Bankoğlu, muhalif olarak bilinen isimlere en üst hadden cezalar verilirken örneğin hırsızlık yapanların infaz süresinin azaltılarak tahliye yollarındaki engellerin doğrudan iktidar eliyle kaldırılmasının kabul edilemez olduğunu özellikle vurguladı. Eşitlik ilkesini gözeten, kapsayıcı bir çalışmanın veya düzenlemenin öneminin altını çizen Bankoğlu "Bizleri, gaspçılar ile insan hakları savunucuları yahut yazarlar arasında seçim yapmaya zorlayan bir Kanun Teklifi, eşit ve adil temeller üzerine kurulmuş olamaz. Öte yandan, her ne kadar muhalefet partileri, bahse konu Kanun Teklifi TBMM Başkanlığı'na sunulmadan evvel ziyaret edilerek sözde biçimde görüşleri alınmış olsa da ciddi manada, herhangi bir katkı alınmadığını da belirtmeliyim. Böyle bir değişiklik, infaz adaletine uygun olmak durumundadır. Ceza infaz kurumlarında bulunan ve gerçekten mağdur olan kişilerin ve ailelerinin duygularına, beklentilerine daha fazla zarar verilmemelidir. Düşünce özgürlüğü kapsamında eleştirilerde bulunanlar, ceza süreleri az olmasına karşın infaz indiriminden etkili biçimde faydalanmasın derken diğer bir yandan; Çorlu Tren Kazası, Soma, Ermenek, Aladağ veya Ankara Yüksek Hızlı Tren kazası gibi toplumumuzu derinden etkileyip yaralayan bazı davaları, infaz indirimi kapsamında tutma yaklaşımını biz Cumhuriyet Halk Partililer olarak kabul etmiyoruz" dedi.

Bakmadan Geçme