FACİANIN NEDENİNİ KARA KUTU ÇÖZECEK!

TTK Amasra İşletmesinde yaşanan ve 41 madencinin şehit olduğu grizu faciasıyla ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kuruluna bilgilendirmede bulunan Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, facianın yaşandığı ocakta uçaklardaki gibi kara kutunun olduğunu ifade ederek 'O işletmemizde aynı uçaklarda olduğu gibi kara kutumuz var, o ana kadar gerçekleşen tüm ölçümler aşağıdaki ve yukarıdaki görevlilerin arasındaki her tür telsiz ve telefon konuşması kayıt altında. Bunların hepsi de incelemeye ve denetime tabi olacak. Hiçbir endişeniz olmasın, en ufak bir ihmal varsa gereği yapılacak' dedi. Havadaki son metan ölçümünün yüzde 1,69 olarak görüldüğünü ifade eden Bakan Dönmez bilirkişinin ocaktaki ve yukarıdaki değerleri tek tek değerlendireceğini kaydetti.

FACİANIN NEDENİNİ KARA KUTU ÇÖZECEK!

Ocakta son metan ölçümü yüzde 1,69

Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, TTK Amasra İşletmesinde yaşanan ve 41 madencinin şehit olduğu grizu faciasıyla ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kuruluna bilgilendirmede bulundu.  14 Ekim Cuma akşamı saat 18.10 sıralarında Amasra müessesinde yaşanan kazanın ülkeyi yasa boğduğunu ifade eden Bakan Dönmez, Mecliste şöyle konuştu:

“14 Ekim Cuma akşamı saat 18.10 sıralarında Türkiye Taşkömürü Kurumu Amasra Müessesesinde ülkemizi yasa boğan elim bir maden kazası meydana gelmiştir. Kaza haberini alır almaz İçişleri Bakanımız ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımızla birlikte olay yerine intikal ederek çalışmaları bizzat yerinde koordine ettik, bütün kurumlarımızı da teyakkuz durumuna geçirdik. Söz konusu vahim hadisenin metan gazının boşalmasına bağlı olarak grizu patlaması şeklinde meydana geldiği değerlendirilmektedir. Patlamanın ardından galeride kısmi yangınlar oluşmuş, keza kömür üretiminin yapıldığı alanda da kısmi göçükler meydana gelmiştir.

Kazanın meydana geldiği saat 16.00-24.00 vardiyasında 110 madenci kardeşimiz çalışmaktaydı. İşletmedeki tahlisiye yani kurtarma ekiplerimiz tarafından ivedilikle yer altında arama kurtarma çalışmalarına başlanmıştır. TTK Amasra müessesemizde 30 tahlisiyecimiz bulunmaktadır. Ayrıca Zonguldak, Bartın, Ankara ve Kütahya'dan da toplam

 110 kişilik ilave tahlisiye ekipleri maden ocağındaki arama kurtarma çalışmalarında yer altında görev almıştır. Bartın, Sakarya, Kütahya, Karabük, Zonguldak, Eskişehir, Bolu, Düzce, Kastamonu, Samsun ve Ankara illerinden 116 kişilik AFAD arama kurtarma ekibi de çalışmalara destek vermek üzere bölgeye sevk edilmiştir.

Madencilerimizden 58'i sağ olarak tahliye edildi; ne yazık ki 41 madenci kardeşimiz hayatını kaybetti, 11 madencimiz ise yaralı olarak hastanelere sevk edildi; 6 madencimiz Sağlık Bakanlığının ambulans uçağıyla, İstanbul Çam ve Sakura Şehir Hastanesine sevk edildi, kalan 5 yaralı madencimizin tedavilerine de Bartın'da devam edildi. Bugün itibarıyla sadece İstanbul'da 6 madencimizin tedavisi devam ediyor, Bartın'daki bütün yaralı madencilerimiz de hamdolsun taburcu oldu.  Kazanın ardından, on sekiz saat içerisinde arama kurtarma faaliyetleri tamamlanmış ve Müessesede de üretime, faaliyete ara verilmiştir. Yangının havayla irtibatını keserek söndürülmesi için iki noktadan baraj yapımı da tamamlanmıştır.

“37 madencimize 1 iş sağlığı ve güvenliği uzmanı düşmektedir”

1973 yılından bu yana faaliyet gösteren TTK Amasra Müessesesinin iş sağlığı ve güvenliği kapsamında yapılan faaliyetler ve yatırımlarla ilgili sizleri de ayrıca bilgilendirmek isterim. TTK'nin 2010'dan bu yana yaptığı, son on yılda yaptığı, on iki yılda yaptığı yaklaşık 677 milyon liralık yatırımın yüzde 33'ü iş güvenliğine ayrılmıştır. TTK'nin 5 müessesesinden en küçüğü olan Amasra Müessesemize ise aynı yıllar arasında 77 milyon liralık yatırım yapılmıştır, bu da yüzde 49'a tekabül etmektedir. İlgili yönetmeliğe göre her 250 çalışana 1 iş sağlığı güvenliği uzmanı görevlendirilmesi zorunluyken -mevzuatımız bu şekilde tanımlıyor- TTK Amasra Müessesemizde 580 çalışana 16 iş sağlığı ve güvenliği uzmanı görevlendirilmiştir. Başka bir ifadeyle her 37 madencimize 1 iş sağlığı ve güvenliği uzmanı düşmektedir. İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatı marifetiyle çalışma alanlarındaki bütün iş ve işlem basamaklarının, risklerinin iş güvenliği uzmanlarınca değerlendirilmesi zorunluluğu getirilmiştir ve bu kurumda çalışmalar da bu düzenlemelere göre yapılmaktadır. Bu kapsamda, iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarına ve kurum çalışanlarına, İstanbul Teknik Üniversitesi NOVA aracılığıyla, keza Güney Afrika'nın Pretoria Üniversitesi yetkililerinin katılımıyla "Temel Risk Değerlendirilmesi Eğitimi", "Tetikleyici Müdahale Eylem Planı Eğitimi" ve "Büyük Tehlike Yönetim Eğitimi" aldırılmış ve akabinde uygulamaya yönelik "Yaşam Döngüsü Risk Değerlendirmesi" çalışması sahada gerçekleştirilmiştir.

“Amasra Müessesi en son 21-27 Ağustos tarihleri arasında denetlendi”

Türkiye'de tüm madenleri denetlemekle görevli olan ve ülke genelinde risk gruplarını da dikkate alarak yılda ortalama 8 bin denetim gerçekleştiren Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yer altı kömür ocakları yılda en az 4 kez denetlenmektedir. Bu kapsamda TTK Amasra Müessesesinin de bu yıl yapılan 4'üncü yani son denetimi 21-27 Ağustos tarihleri arasında yer altı uzmanları tarafından yerinde gerçekleştirildi. Bu denetimlerde teknik ve idari düzenlemelere aykırı bir husus tespit edilmemiştir.

Diğer denetimlere gelince, işletmenin eylül ayı içerisinde TTK İş Sağlığı Güvenliği ve Eğitim Daire Başkanlığı -yani bu bir iç denetim- teknik elemanları tarafından denetlendiğini gördük. Keza, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının iş müfettişlerince de denetim yapıldı.

Sayıştay raporu iddiaları…

Kazanın ardından başlatılan adli ve idari soruşturmalara gelince, olayın meydana geldiği ilk andan itibaren Bartın Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 6 savcı görevlendirilmek suretiyle adli soruşturma başlatılmıştır. Bakanlığımız ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından ayrıca idari teknik soruşturma ve denetimler başlatıldı. Olayın tüm boyutlarıyla açıklığa kavuşması için gerekli her türlü desteği ilgili denetim birimlerine vereceğiz.

Kazanın yaşandığı ilk dakikalarda Sayıştay raporları kamuoyunda gündeme getirilmiştir. Konuyla ilgili olarak bilerek ya da bilmeyerek ortaya atılan iddialara açıklık getirmek istiyorum: Sizin de bildiğiniz gibi Sayıştay, Türkiye Büyük Millet Meclisi adına kamu idarelerinin mali faaliyet, karar ve işlemlerini denetlemekte görevlidir. Hâl böyleyken 2017 ve 2019 yılları Sayıştay raporlarında yer alan "Solunabilir ve Patlayabilir Tozla Mücadele" başlığı altındaki hususların dikkate alınmadığı iddiası ortaya atılmıştır. Bu iddiaya ilişkin ölçümler ve kontroller tam yapılmakta ve mevzuatta belirtildiği seviyede tutulmaktadır.

“50 kalemde sahaya yönelik iyileştirmeler yapıldı”

İkinci olarak Soma ve Ermenek kazalarından sonra mevzuattaki düzenlemelere istinaden TTK'da iyileşmeler yapılmadığına dair iddialar atıldı. Tüm müesseselerde bulunan toplam 200 kilometrelik -bunların hepsi yer altı- yer altı açıklıklarında hayat hattı tesis edildi. Yer altı ferdî kurtarıcı maske değişim istasyonları kuruldu. Tüm iş süreçleri için risk değerlendirme yükümlülüğü getirilmiş; bu husus, kurum tarafından titizlikle takip edilmiştir. Yer altında metan, oksijen, karbonmonoksit, hidrojensülfür, sıcaklık ve hava hızını ölçen sensörlerin bulunması zorunluluğu da yerine getirilmiştir. Ayrıca, bağımsız çalışan her ekipte en az 1 adet seyyar gaz ölçüm cihazı da bulunmaktadır. Ayrıca, konveyör haberleşme ve acil ikaz sistemi, tahlisiye cihazı, el tipi sıcaklık ve basınç ölçer, çoklu gaz analiz testi seti, merkezî gaz izleme sistemi, "exproof" kamera, ana nefeslik aspiratör modernizasyonu, kişisel oksijen maskeleri, antistatik iş elbiseleri, basınç teneffüs istasyonları, otomatik yangın söndürme sistemleri, tali havalandırma pervaneleri gibi burada daha sayamayacağım 50 kalemde gerek bireysel gerekse de sahaya yönelik iyileştirmeler yapıldı.Yer altındaki bütün çalışma alanlarının hava giriş ve çıkışını kontrol etmek ve ölçmek amacıyla 6'lı sensörler tesis edilmiştir. Bu sensörler her müessesemizde bulunan merkezî gaz izleme birimlerinden takip edilmektedir. Bunu şöyle açmak gerekirse, çalışan ekiplerin her birinin elinde bu gaz dedektörleri var. Ayrıca, çalıştığı ortamlarda sabit tesis edilmiş dedektörler var; bunlar ışıklı ve sesli uyarı yapıyor, gaz miktarları belli seviyelere geldiği zaman bunlar yapılıyor. Bununla da yetinilmemiş, bir sinyal hattıyla, işletmenin üstünde Merkezî Gaz İzleme Sistemi kurulmuş, orada da sürekli operatörler, süpervizörler bu durumu izliyor. Verilerden herhangi birinde uyuşmazlık olması hâlinde de zaten birbiriyle de teyit ediyorlar.

“Denetime yetkili kurumlarca herhangi bir tespitte de bulunulmamıştır”

Üçüncü olarak, Sayıştay raporunda "Kurum degaj yönergesi hükümlerinin titizlikle uygulanması gerekmektedir." ifadesi de yine kamuoyunda yer aldı. Sayıştayın bulguları arasında yer alan kurum degaj yönergesine de yine aynı şekilde riayet edilmektedir. 2022 yılı içerisinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş denetçilerince kurum iş yerlerinde tam 26 denetim yapılmış olup bunun 4 tanesi Amasra Taşkömürü İşletme Müessesi yer altı iş yerlerinde gerçekleştirilmiştir. Yine, Bakanlığımıza bağlı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü görevlilerince kurum iş yerlerinde 45 denetim yapılmış olup bunun 7'si Amasra İşletme Müessesi yer altı iş yerlerinde gerçekleşmiştir. Sayıştay raporlarında bahsedilen hususlarla ilgili olarak, aslında denetime yetkili olan MAPEG denetçileri ile Çalışma Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği denetçileri tarafından herhangi bir tespitte de bulunulmamıştır.

“Rapordaki ifade çarpıtıldı”

Kazanın olduğu gün, Sayıştay raporlarındaki ifadeler çarpıtılarak kömürün içerisinde yer alan metan gazı miktarı "Çalışılan ortamdaki havada yüksek metan gazı tespit edildi." şeklinde de lanse edildi; bu konuya da bir açıklık getirmek istiyorum. Söz konusu ifade o gün de açıklandığı gibi tamamen yanlıştır. Kömürün içindeki metan miktarıyla ocaktaki havalandırma içerisindeki metan oranı birbirinden farklı konulardır. Grizu patlamaları kömürdeki metan miktarıyla değil, ortamdaki hava içerisindeki metan yüzdesiyle ilgilidir. Adı geçen raporlar Türkiye Büyük Millet Meclisi KİT Komisyonunda da görüşülmüş ve ibra da edilmiştir.

“Kara kutu inceleme ve denetime tabi olacak

4'üncü olarak delme ve patlamaya dair ortaya atılan iddialara gelince -bütün iddiaları, kamuoyunda yer alanları burada tek tek izah ediyorum- dünya genelinde yürütülen madencilik faaliyetlerinin birçoğunda delme ve patlatma yöntemi kullanılmaktadır.  İşin gereği olarak minimal seviyede ve kontrollü olarak ülkemizde de yine teknik düzenlemelere riayet edilerek uygulanmaktadır. Son olarak maden ocağının patlayacağı iddialarına da açıklık getirmek istiyorum. Yer altı tüm çalışma ve giriş-çıkış alan havaları metan, oksijen, karbondioksit, karbonmonoksit, hidrojen sülfür, sıcaklık ve hava hızı ölçümleriyle 24 saat boyunca sürekli izlenmekte, bilgiler de kayıt altına alınmaktadır. Yani o işletmemizde aynı uçaklarda olduğu gibi kara kutumuz var, o ana kadar gerçekleşen tüm ölçümler aşağıdaki ve yukarıdaki görevlilerin arasındaki her tür telsiz ve telefon konuşması kayıt altında. Bunların hepsi de incelemeye ve denetime tabi olacak. Hiçbir endişeniz olmasın, en ufak bir ihmal varsa gereği yapılacak.

Son kayıtlı metan ölçümü yüzde 1,69

Havadaki metan gazı oranının yüzde 5 ile yüzde 15 arasında olması en ufak bir kıvılcım ve benzeri ısı kaynağıyla temas etmesi hâlinde grizu patlaması meydana gelmektedir. Yani 3 şey bir arada olursa patlama oluyor. Bir, klasik olarak yanıcı madde ki burada metan, diğeri hava, bir diğeri, üçüncüsü de yakıcı madde yani ısı kaynağı. Ayrıca şu hususları da belirtmek isterim ki Maden iş yerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği'ne göre ortamda yüzde 1 oranında metan bulunması durumunda patlatma yapılmaz. Bunlar mevzuatta yer alan eşik değerler. Yüzde 1,5 metan varsa elektrik emniyet amaçlı kesilir, yüzde 2 metan bulunması durumunda da madenciler çalışma ortamından tahliye edilir. Gaz izleme sensörleriyle de ortamdaki gaz belirli değerlerin üzerine çıktığında, biraz önce de ifade ettiğim gibi, sesli ve ışıklı alarm verilerek çalışanlar uyarılmaktadır.  TTK Amasra Müessesesine kurulan sensörlerle metan oranı yüzde 1,5 değerine ulaştığında hem merkezî gaz izleme sisteminde hem de yer altındaki sistemde sarı ışık yanmakta ve sesli uyarı verilmektedir. Akabinde Merkezî Gaz İzleme Birimi tarafından ilgili birimler hemen telefonla bilgilendirilip sistem takibe alınmaktadır. Metan oranı yüzde 2 değerini bulduğunda yer altındaki sistemde ve yer üstündeki Merkezî Gaz İzleme Ünitesinde kırmızı alarm devreye girer ve hemen acil durum prosedürü işletilmek suretiyle çalışanlar tahliye edilerek temiz havaya çıkarılmaktadır.

Kazadan önceki son kayıtlar incelendiğinde ortamdaki metan gazı oranı önce yüzde 1,5 seviyesine ulaşmış saat 18.05 sularında ve elektrik emniyet amaçlı kesilmiştir. Saat 18.09'da ise son kayıt havadaki metan oranının yüzde 1,69 olarak ölçüldüğünü göstermektedir. 18.09'dan sonra kayıt alınamadı, tüm değerlendirmelerimiz o saatten sonra yani bu patlama 18.10 sularında ulaştı. Patlama anındaki metan seviyeleri merkezi gaz izleme sisteminde ölçülen bu ama şimdi teknik birimler, bilirkişiler ocakta, yukarıda kayıtlarda bu değerleri tek tek değerlendirecek.  Ve biraz önce de söylediğim gibi, biraz önce de ifade ettiğim gibi bilirkişi ve denetçiler olayı aydınlığa kavuşturacak.

“Şehitlerimizin ödemelerine başlandı”

Bu patlamadan sonra da önce alandaki görevli tahliye ekipleri ve ardından da diğer ekipler arama kurtarma ve müdahale çalışmalarına başlamıştır. Son olarak kaza sonrası yapılacak ödemelerden de kısaca bahsetmek istiyorum. AFAD, TTK, TÜRK-İŞ sendikası, kaza sigortası, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız tarafından kişi başına toplamda 1,5 milyon liranın üzerinde bir ödeme yapılacaktır. Hâlihazırda bu ödemeler de yapılmaya başlanmıştır.  Yine, kazanın meydana geldiği ilk andan itibaren, devletimiz tüm kurumlarıyla ve imkânlarıyla Bartın'daydı; Sağlık Bakanlığımız, 15 UMKE timi, 262 personel, 51 ambulans ve 2 uçak ambulansla kazazedelerin ilk sağlık müdahalesini ve hastanelere sevkini gerçekleştirmiştir. Öte yandan, biraz önce de ifade ettiğim gibi, şehitlerimizin ödemelerine başlandı, süreç en kısa süre içerisinde tamamlanacaktır. Şehitlerimizin emaneti bizimdir, madenci kardeşlerimizin evlatları bizim emanetimizdir. Eğitim, sağlık, iş bulma gibi gereken her türlü desteği kendilerine vereceğiz.

“Şehitlerimizin ödemelerine başlandı”

Türküye geneli ölümlü iş kazaları ve meslek hastalıklarında madencilik sektörünün payı 1990 yılında yüzde 35,4 iken bu oran, yapılan iyileşmelerle 2010 yılında yüzde 10'un altına, yüzde 9 seviyelerine gerilemiş ancak Soma ve Ermenek kazaları sonrasında bu oran 2014 yılında yüzde 23,5'a yükselmiştir. Meclisimiz de o zaman -biliyorsunuz- çalışma şartları ve koşullarıyla alakalı olarak düzenlemeler yaptı. Arkasından idareler gerekli idari teknik düzenlemeleri yaptı, mevzuatta iyileştirmeler yapıldı. 2014 yılından sonra maden işletmelerinde yapılan iş güvenliği yatırımları ve yapılan denetimlerle geçtiğimiz yıl, 2021 yılında bu oran yüzde 5,2 seviyelerine gerilemiştir. Sözlerime son verirken bir kez daha arama kurtarma çalışmalarında canla başla çalışan bütün personelimize teşekkürlerimi sunuyorum. Günlerce dualarıyla bizlere manevi güç ve destek veren milletimize ve büyük bir sabır örneği gösteren Bartınlı vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum. Şehitlerimize rahmet diliyorum, hastanede tedavi edilen bütün madencilerimize Allah'tan acil şifalar diliyorum.

Tunç: “Devletin bütün kurumlarının seferber edildi”

AK Parti Grup Başkanvekili ve Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç da Genel Kurulda şöyle konuştu:

“Öncelikle, bu elim kazada kaybettiğimiz 41 canımıza Allah'tan rahmet diliyorum, yaralı kardeşlerimize de acil şifalar diliyorum. Maden şehitlerimizin ailelerine, madenci arkadaşlarına ve tüm sevenlerine sabır diliyorum. Tarifi imkânsız, çok büyük bir acıyla karşı karşıya kaldık, Bartın'ımızın ve milletimizin başı sağ olsun. Amasra'daki kazanın olduğu 14 Ekim Cuma günü, benim de Bartın'da olduğum bir sırada Amasra maden ocağında eksi 300-350 kotları arasında saat 18.05'te bir patlama olduğu haberini alınca hemen Sayın Valimizle irtibat kurarak hep birlikte Amasra'ya hareket ettik. Kazadan on beş dakika sonra Amasra ilçemize ulaştık. Biz ocağın başına intikal ettiğimizde Türkiye Taşkömürü Kurumunun Amasra maden ocağında hazır bulunan tahlisiye ekipleri kurtarma çalışmalarına başlamışlardı. Ayrıca, diğer madenciler de arkadaşlarını kurtarmak için yoğun bir gayret içerisindeydiler. Türkiye Taşkömürü Kurumunun Zonguldak'taki tahlisiye ekipleri de kısa süre içerisinde Amasra'ya ulaştılar ve bölgemizdeki özel maden kuruluşlarının tahlisiye ekipleri de kurtarma çalışmalarına katıldılar. Sayın Cumhurbaşkanımız da kazanın hemen akabinde yaptığı açıklamada yer altındaki madencilerin kurtarılması için devletin bütün kurumlarının seferber edildiğini, koordinasyonu sağlamak üzere İçişleri, Enerji ve Çalışma Bakanlarının kaza yerine hareket ettiklerini belirttiler. Sağlık Bakanlığımız 2 uçak ambulans, 4 sahra acil müdahale merkezi, 51 ambulans, 168 ambulans sağlık personeli, 15 UMKE timi, 67 UMKE personeli, AFAD'ın Zonguldak, Karabük, Sakarya, Kütahya ve Eskişehir'den gelen arama kurtarma ekipleri, Kızılayımızın ve STK'lerin ilgili tüm imkânları, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın destek ekipleri, Jandarma, Emniyet ve Sahil Güvenliğin tüm imkânları kaza mahalline süratle ulaşmış ve kısa sürede Amasra'ya intikal eden İçişleri Bakanımız Sayın Süleyman Soylu, Enerji Bakanımız Sayın Fatih Dönmez ve Çalışma Bakanımız Sayın Vedat Bilgin'in koordinasyonunda tüm kurumlar kendi alanlarında çalışmalarını süratle sürdürmüşlerdir.

“En ufak bir ihmal bile karşılıksız bırakılmayacak”

Kazanın gerçekleştiği vardiyada 110 madencimiz bulunuyordu; patlamanın ardından 58 madencimiz yara almadan ocaktan tahliye edildi, 41 madencimizi ise maalesef kaybettik. 11 madencimiz yaralı olarak hastanelere süratle taşındı; 5 madencimizin tedavileri Bartın'da gerçekleştirilerek taburcu edildiler, 6 madencimizin de uçak ambulanslarla sevk edildikleri İstanbul Çam ve Sakura Hastanesinde tedavilerine devam ediliyor. Tüm duamız, bu kardeşlerimizin de bir an önce sağlıklarına kavuşmaları için.

Kazanın olduğu gecenin sabahına kadar kurtarma ve sağlık ekipleri yoğun bir çalışma sergilediler, sabah itibarıyla da tüm madencilerimiz ocaktan çıkarıldı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Bartın Amasra'ya gelerek kazanın olduğu ocak başında incelemeler yaptı, yetkililerden bilgi aldı. Burada yaptığı açıklamada "İnsan hayatının güvenli olmadığı hiçbir faaliyet bizim için muteber değildir." dedi, "Bu anlayışla maden ocaklarında önemli sayıda kazaların yaşanıyor olmasını kabul edemeyiz." dedi, "Artık madenlerimizde hiçbir eksik, hiçbir gereksiz risk görmek istemiyoruz." dedi.

 Her konuda olduğu gibi çalışma hayatında da "Önce insan." diyoruz, maden kazalarını inşallah tarihe gömmek için elimizden gelen gayreti gösterme çalışmaları içerisindeyiz." dedi. "Maden şehitlerimizin emanetlerine sahip çıkmak boynumuzun borcudur." diyerek bu konudaki kararlılığı vurguladı.

Sayın Cumhurbaşkanımız Amasra'daki kazayla ilgili olarak en ufak bir ihmali bile karşılıksız bırakmayacaklarını, gerekli soruşturmaların başlatıldığını ifade etti. Ben o yörenin, o bölgenin milletvekiliyim; o madenciler, o şehitlerimiz bizim kardeşlerimiz, komşularımız, onlar bizim canımız, ciğerimiz. Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere, Cumhurbaşkanı Yardımcımız, Bakanlarımız, Genel Başkanlar, diğer siyasi partilerin Genel Başkanları, Genel Başkan Yardımcıları, milletvekillerimiz ve ülkemizin dört bir yanından STK temsilcileri Amasra'ya gelerek cenaze törenlerine katılmışlar, taziye ziyaretlerinde bulunmuşlar, acımızı paylaşmışlardır. Her birine çok teşekkür ediyoruz.

“Sebebi mutlaka ortaya çıkarılacaktır”

Amasra maden ocağı, Türkiye Taşkömürü Kurumuna bağlı bir müessese, 1967'den beri faaliyette. TTK'nin modernizasyonuyla ilgili olarak pilot uygulamaların başladığı bir ocak. Zonguldak-Bartın havzasında dik damarlardan oluşan, zor şartlara rağmen yarı mekanize sistemin ilk kez uygulandığı bir ocak. Sayın Bakanımızın da ifade ettiği üzere üretimin saniye saniye izlenebildiği, gaz ölçümlerinin anbean yapılarak kaydedebildiği, madencilerdeki çipler sayesinde ocak içerisindeki tüm hareketlerin takip edilip kaydedildiği ve elektronik sisteme aktarıldığı, tüm süreçlerin, ses, görüntü ve yazıların dijital ortamda kayıt altına alındığı, iş güvenliği uzmanlarının görev yaptığı, sürekli denetlenen maden ocağında tüm bunlara rağmen yüreklerimizi dağlayan bu elim kazanın sebebi mutlaka ortaya çıkarılacaktır, çıkarılmalıdır.

“Bizzat takip edeceğime söz veriyorum”

Bölgenin bir milletvekili olarak, partimizin bir Grup Başkan Vekili olarak bu sorumluların ortaya çıkarılacağına ve bunu bizzat takip edeceğime dair buradan sizlere söz veriyorum. Adalet Bakanımız Sayın Bekir Bozdağ da bölgeye gelerek incelemelerde bulunmuş, olayın tüm boyutlarıyla soruşturulacağını, kafalarda ne kadar soru varsa hepsinin cevabının yapılacak tahkikat sonucunda ortaya çıkacağını, burada amacın maddi hakikati bütün gerçekliğiyle ortaya çıkarmak olduğunu ifade etmiştir. Amasra Cumhuriyet Savcılığı... HSK'nin de görevlendirdiği, merkezden gelen, görevlendirilen savcıyla beraber 6 savcı soruşturmayı yürütmektedir. Şu anda arama ve el koyma işlemleri yapılmıştır. Kazanın olduğu yer, şu anda olay mahallî olarak giriş-çıkışlara kapatılmıştır. Kazanın kara kutusu artık yargının elindedir; bütün cihazlara, dijital sistemlere, hepsine el konulmuştur ve bunlar yargının elindedir. Tüm kayıtlar incelendiğinde, kaza mahallînde uzman bilirkişiler tarafından yapılacak olan keşifler ve araştırmalar neticesinde olayın tüm boyutlarıyla aydınlatılacağına ve sorumlulardan hesap sorulacağına yürekten inanıyoruz. Bu tür kazaların bir daha gerçekleşmemesi için başkaca hangi tür tedbir alınması gerekiyorsa bunun da alınması için mücadelemizi sürdüreceğiz. Özgür Bey kazalardan bahsetti. O kazalar AK PARTİ öncesinde de Türkiye'de oldu; hiç olmasın. 93'te Kozlu'da 293 canımızı verdik, yine bizim bölgemiz ama "Hangi parti zamanında?" diye burada sormaktan utanıyoruz, "Hangi Çalışma Bakanı görevdedir?" diye sormaktan imtina ediyoruz.

Madencilerin birinci derecede yakınlarına kamu istihdamı

Bu kazalar oldu ama bundan sonra olmasın istiyoruz. Soma kazası sonrası, evet, birlikte görev yaptık o komisyonda. Kurulan araştırma komisyonunun önerileri doğrultusunda çok sayıda düzenleme yapıldı, evet. Hayata geçirilenler var, alınan tedbirler var ama buna rağmen, bu alınan tedbirlere rağmen, bu rapordaki tavsiyeler doğrultusunda gerçekleştirilen uygulamalara rağmen bu kazaların devam ediyor olması, demek ki bir yerlerde bir eksiklik var, bunu gösteriyor. İşte, daha neler yapılması gerekiyor, bu konuda Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir araştırma komisyonu kurulmasına dair önergemizi Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunduk. Yarın da Meclis Genel Kurulumuzda bu önergeler görüşülecek, muhalefet partilerinin önergeleri de var. Hem Türkiye Büyük Millet Meclisinin araştırması hem yargının soruşturması hem de yapılacak idari soruşturmalar neticesinde hadisenin tüm boyutlarıyla ortaya çıkarılacağından hiç kimsenin şüphesi olmasın.

Şehit madencilerimiz benim hemşehrilerim -biraz önce söylediğim gibi- arkadaşlarım, bire bir görüştüğümüz kardeşlerim. Onları geri getiremeyeceğiz, hiçbir maddi destek onların acılarını hafifletmeye yetmeyecek. Onların emanetleri olan ailelerine, eş ve çocuklarına sahip çıkacağız.  Cumhurbaşkanımızın açıklamış olduğu maddi desteklerin yanı sıra madencilerimizin geride bıraktığı emanetlerine sigorta süresine bakılmaksızın maaş bağlanabilmesi için madencilerimizin birinci dereceden yakınının kamuda istihdam edilmesine yönelik kanun teklifimizi de AK Parti  Grubu olarak Türkiye Büyük Millet Meclisini Başkanlığına verdik. Madencilerimizin geride bıraktığı emanetlerine, sigorta süresine bakılmaksızın maaş bağlanabilmesi, madencilerimizin birinci derecede yakınının kamuda istihdam edilmesine yönelik kanun teklifimizi de AK PArti Grubu olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine sunuyoruz. Acımızı paylaşan herkese, arama kurtarma çalışmalarına, tedavi süreçlerine katılan tüm sağlık personeline teşekkür ediyoruz. Bir avuç kömür için bir ömür veren, ülkemizin dört bir yanında kömür karası madenleri yürekleriyle aydınlatan ve onların cefakâr ailelerini buradan saygıyla selamlıyoruz. Cumhurbaşkanımızın orada ifade ettiği öncelikle şudur: Hiçbir faaliyet insan hayatının önüne geçemez diyor. Cumhurbaşkanımızın orada ifade ettiği öncelikle şudur: Hiçbir faaliyet insan hayatının önüne geçemez diyor. Bu konuda alınması gereken tedbirlerin mutlaka alınması gerekir, almayanlarla ilgili olarak da gerekli soruşturmaların yapılması gerekir diyor, önce tedbirden bahsediyor, önce tedbirden bahsediyor... Ama siz maalesef her zamanki gibi konuyu farklı taraflara çekerek Sayın Cumhurbaşkanımıza hakaret etmeye çalışıyorsunuz. Maden kazasında hayatını kaybeden madencilerimize bir kez daha Allah'tan rahmet diliyorum. Yaralı madencilerimizin tedavilerini takip ediyoruz, onlara da Allah'tan acil şifalar diliyorum. Ve bütün milletimize, Bartın'ımıza... Madencilerimizin ailelerine bir kez daha başsağlığı diliyorum.”

Bankoğlu’ndan Bakan Dönmez’e istifa çağrısı

Genel Kurulda bulunan CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu da Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in açıklamalarına “Sen bir git o evlere böyle konuşabiliyor musun! Ders istemiyoruz, ders anlatmasın bize ya. Öğrenci miyiz biz? Ses kaydı atsaydınız Sayın Bakan, bunları söylemek için gelmenize gerek yoktu. İstifa edin, istifa! İstifa et Sayın Bakan! Müessese müdürleri oturuyor, Genel Müdür oturuyor, herkes oturuyor. Derdi de o zaten, çalışanların derdi de oydu! Övünelim mi? Neden kimse görevden el çektirilmedi? Müessese müdürleri orada oturmaya devam ediyor, soruşturma nasıl devam ediyor? Delillerin karartılması şüphesine ne diyorsunuz Sayın Bakan? Sayın Bakan, siz de oradaydınız, o ailelerin gözlerinin içine bakıp bakıp nasıl bu masalları anlatabiliyorsunuz ya? Yazıklar olsun” sözleriyle tepki gösterdi.