Tahsin ÖTGÜÇ

YİNE GELDİ RAMAZAN

Tahsin ÖTGÜÇ

Geceyle gündüzün yer değiştirdiği, haftaların, ayların, yılların sürekli yer değiştirdiği bir zamanı yaşamaktayız. Geriye baktığımızda on bir ayın geçtiğini ve yine bizleri ramazan ayının gölgesi altına aldığını şahit oluyoruz. Bu ay, sıradan bir ay, değil, bünyesinde bin aydan hayırlı bir geceyi barındırıyor. O kadar değerli bir gece ki, 83 küsur yıla bedel. Aynı zamanda kuranın dünyayı aydınlatmasına vesile olan bir gece. Farz olan orucun kendisine tahsis edildiği bir gece. Bu yönüyle kuran ve rahmet ayıdır ramazan. Kendisine has havasıyla gelir, evlere huzur ve bereket getirir. Bu ay yaşandığında her evde olumlu etkiler bırakır. Toplumdaki bireyler arasında sevgi ve saygı, huzur ve barışı yerleştirir. Bir ay boyunca köy, kent ve mahallelilerde kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla akın akın camiye gidenlerin halleri, ramazan aynın coşkusuna şahitlik eder. Ramazan ayı çıktığında aynı coşkuyu görmek imkânsız olur.

                Peygamberimiz (sav) efendimiz, ramazan ayının başlangıcında ashabına şöyle seslendi:” Ey insanlar, sizleri öyle bir ay gölgesi altına aldı ki, onda bir gece var,(leyle-i kadir) bin aydan hayırlıdır. Allah bu ayın gündüz ibadeti (oruç)ni farz, gece ibadeti ( teravih namazı)ni sünnet kıldı. Ramazan ayının başlangıcı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden kurtuluştur. Ramazan ayı, sosyal adaleti ve eşitliğin sağlandığı bir aydır. Oruçlu haliyle zenginiyle, fakiriyle her kes aynı durumdadır. Kim ki, bu ayda oruç tutan birine iftar verirse, bundan dolayı geçmiş günahları bağışlanabilir. Ramazan ayında iftar veren de iftara icabet eden de aynı durumdadır. Allah iftar verenin sevabından eksiltme yapmaksızın aynı sevabı orucunu açana da verir. Ashaptan bazıları, ey Allah’ın resulü, her birimiz iftar verecek durumda değildir. Peygamberimiz, Allah oruç tutan bir Müslümana bir yudum süt veya su ile orucunu açtırana da aynı sevabı verir, buyurdular. Riyazüssalihin. Niyet ve samimiyetin ibadetin makbul olması için o denli önemli olduğu vurgulanmıştır.

                Ramazan ayı bizleri bağrına basmışsa, ne yapmamız gerekir. Önce fikir muhasebesi yapmalı, sonra da gereken neyse onları hayatla buluşturmak lazım gelir. Öncelikle bu ayın Müslümanlara ait olduğunu, müminler için hata ve günahlardan arınma, amel defterlerimizin sevapla doldurulmasına vesile olan bir hasılat mevsimi olduğunu idrak etmek gerekir. Aynı zamanda ramazan ayı Müslümanlar için manevi bir nimettir. Allah bu nimetten biz Müslümanların azami derecede istifade etmemizi bizlerden beklemektedir. Sayılı günlerden ibaret olan bu zaman dilimi, geldiği gibi zamanı gelince gider. Önemli olan giderken bizlerden memnun olduğu halde gitmesi, bizim de ayın hakkını verdiğimiz halde ayrılmamızdır. Bunun için işin daha başında bulunuyoruz. Zamanı iyi kullanma adına oruçlu halimizle, yalan, dedikodu, haset ve gıybet gibi söylem ve eylemlerden uzak durarak, zikir, tesbihat, kuranı kerim okuma ile meşgul olmak, faydalı olacaktır. Mümkün olduğunca vakit ve teravih namazlarını camilerde kılmamız, etrafımızda görebildiğimiz muhtaç durmada olanlara yardım ederek onların da ramazan sevincine ortak etmemiz, maneviyat açısından o denli önemlidir. Allah, bu ayı, maneviyatımızın artmasına, mazlum ve mağdurların yüzlerinin gülmesine vesile eylesin.

 

                                        

                                                                              Tahsin ÖTGÜÇ-Emekli müftü

Yazarın Diğer Yazıları