Tahsin ÖTGÜÇ

YAŞAMAK HER İNSANIN HAKKIDIR

Tahsin ÖTGÜÇ

                                                        YAŞAMAK HER İNSANIN HAKKIDIR

 Dünyaya gelen her insanın yaşamak hakkı vardır. Bu hak, Yüce Yaratan tarafından verilmiştir. İnsana verilen hayat hakkı, dokunulamaz kılınmıştır. İnsanın canına, malına, izzet ve şerefine zarar vermek haramdır. Meseleye bu pencereden bakıldığında, Yeryüzünde öyle söylem ve eylemler görünüyor ki, sanki insanlık bitmiş, evrensel hukuk ayaklar altında. Güçlü olan, zayıfı eziyor. Zengin olan fakir ve fukarayı sömürüyor. Güçlü olan devletler zayıf olan ülkelerin malına çökebiliyor. Onların iç işlerine kadar müdahale edip yönetim şekilleri oluşturabiliyor. Evrensel hukuk ve devletlerarası hukuk galeye bile alınmıyor. Demokrasiden ve insan haklarında bahsedenler, işlerine gelmeyince bildiklerini okumaya devam ediyorlar. Bilmezler mi ki, hukukun ve adaletin olmadığı yerde, huzur yoktur, güven yoktur. Barış ve istikrar yoktur. Hukuk sadece mazlum ve mağdura lazım değildir. Bir gün mutlaka zalime de lazım olacaktır.

                Yüce Allah kuranında, ”Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve yakın akrabanız aleyhine de olsa, adaleti ayakta tutan Allah için şahitlik eden kimseler olun. Zira zengin de olsa, fakir de olsa, Allah ikisine de daha yakındır. Nefsinizin arzusuna uyarak adaletten uzaklaşmayın. Buyurmaktadır. Nisa 135. Ayeti kerimenin mealinden net bir şekilde anlaşılıyor ki, toplumsal barışın huzur ve güvenliğin var olması için adaletin hayatla buluşması gerekiyor. Adaletin yaşanıyor olduğu topumda, karamsarlık olur mu? Adaletin hayatla buluştuğu toplumda, Ümitsizlik, kıskançlık, haksızlık, mutsuzluk olabilir mi? Bu gün yeryüzünde güçlü olan devletler, zayıf olanların her şeyine karışabiliyor, kendilerine bağımlı halde olmalarını istiyorlarsa, Yer altı madenlerine çökebiliyorsa, en lüks yaşantıları için değerlerinin hayatlarını perişan edebiliyorsa burada insanlık, genel ahlak ve adaletten söz edilemez. Filistin, Gazze ve Kudüs’te yöre halkına yapılan zulüm, evlerini, mallarını zorla halkın ellerinden almalarının olduğu yerde, taş üstüne taş kalmayan bölge olan Gazze’de, insanlıktan, adaletten bahsetmek mümkünümdür? Bu dünyada yaşamak sadece kedilerini dünya insanlığının efendisi gören Yahudilere mi? Aittir. Gerçekten bunlar insanların efendisi midir? Hayır, efendi falan değildir.

Yüce Allah’ın kuranında hateminnebi ( Nebilerin sonuncusu) diye hitap ettiği, dünya Peygamberi Hz Muhammed (sav)Kavmin efendisi, onlara hizmet edendir buyurarak asıl efendiliğin ne olduğunu vurgulamıştır. İnsanların yaşam haklarını ellerinden almak, kendilerine ait olmayan yerleri işgal etmek, Çocuk, genç ve yaşlı demeden öldürmek, yöre halkını kendilerine köle etmek, Mabetleri kapatmak, özellikle Müslümanların ilk kıblesi olan mescidi aksanın kapısına kilit asmak efendilik olamaz. Olsa olsa çağ dışı barbarlık olur. Kuranda ”Allah’ın mescitlerinin içlerinde Allah’ı anmaktan, oraları harabe hale gelmesi için çalışandan daha zalim kim olabilir buyurulmaktadır. Mescidi Aksayı kapatan, Müslümanların mescide girmelerine mani olanlar zalimlerdir. Mabetlerin yeryüzünde Allah’ın evleri olması hasebiyle dokunulmazlığı vardır. Dünyanın her tarafında mabetlere gereken saygı her zaman gösterilir. Ülkemizde de Sinagog, havra ve kiliselerde Hristiyan ve Yahudiler kendilerine ait ayinlerini rahatlık içinde yapmaktalar. Her kes kendi dini inancını yaşaması doğal hakkıdır. Müslümanlar da bu hakka sahiptirler. Bu cümleden olarak Mescidi Aksanın ibadete kapatılması ve İsrail hapishanelerinde esir olarak tutulan Filistinli Müslümanların toptan idam kararının karşısında İslam ümmetinin bir duruş sergilemesi, insani ve İslami bir görevdir. Evrensel hukukun işletilmesi kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu dünyada her insanın yaşama hakkı vardır. Bu hak başkasına devredilemez. Bu hakkı veren, dünyanın sahibi Allah’tır.

 

                                                  Tahsin ÖTGÜÇ –Emekli müftü

 

Yazarın Diğer Yazıları