MESCİDİ AKSA MAHZUN
Tahsin ÖTGÜÇ
MESCİDİ AKSA MAHZUN
Mescidi Aksa tüm Müslümanların ortak değeridir. Müslümanların ilk kıblesidir. Peygamberler diyarı, Peygamberimizin miracının başlangıç noktasıdır. Yeryüzünde bulunan tüm mabetlerin dokunulmazlığı vardır. Mescid ve camiler, Havralar ve Kiliseler birer mabettir. Sadece ve sadece ibadet edilen yereler olmalarından dolayı kutsal mekânlar olup dokunulmazlıkları vardır. Ülkemizde havralarda ve kiliselerde, Yahudiler ve Hristiyanlar kendilerine ait ibadetlerini rahat bir ortamda yapıyorlar. Hiçbir havranın veya kilisenin etrafında güvenlik görevlisi yoktur. Polisler tarafından bu mekânlara gelmek isteyenlerin üzerleri aranmaz. Camilerin de, Havra ve Kiliselerin de polisler tarafından kapılarına kilit asılmaz. Bu durum dünyanın her tarafında böyledir. Ancak İsrail polisinin ablukası altında bulunan Kudüs deki Mescidi Aksa böyle değildir. Yıllardır mescidi aksaya Müslümanlar rahat bir ortamda giremiyorlardır. Polisin üs yoklamasından sonra onlar izin verdiklerinde ibadetlerini yapabiliyorlardı. Bu insanlık dışı eyleme dur denmediği için, 2026 yılı Ramazan ayında keyfi olarak Mescidi Aksaya Müslümanların girişlerine izin verilmedi. Müslümanlar namazlarını mescidin etrafında kılıyorlar. Oralarda bile insanları rahat bırakmıyorlar.
Peygamberimiz (sav) yeryüzünde Allah’ın evleri mescitlerdir buyurarak buraların kutsal mekân olduklarını vurgulamıştır. Müslüman olarak bizler, mescid ve camilerimize gereken saygıyı gösterirken havra ve kiliselere de mabed olmalarından dolayı aynı saygıyı göstermekteyiz. Mescidi Aksanın etrafında nöbet tutanlardan aynı saygıyı göremiyoruz. Allah kuranı kerimde “ Allah’ın mescitlerini, içlerinde Allah’ın isminin anılmasına mani olandan ve oraların harabe haline gelmesi için çalışandan daha zalim kim olabilir?. İşte onlar, oralara ancak korkarak girebilirler. Bunlar için dünyada perişanlık, ahirette de büyük bir azap vardır buyurmaktadır”. Bakara,114. İnsani değerlerden tamamen yoksunlaşmış, Hayatta kalmak için diğer insanlara hayat hakkı tanımayan bu canilere bir cevap verilmesi gerekmez mi? Mescidi aksanın etrafında bekleyen ve Müslümanların ibadetlerini engelleyenlerin kınanması ve sonuç alınması için ne zaman harekete geçilecek. Mescidi aksa sıradan bir mescit değildir. Müslümanların ilk kıblesidir. Bundan dolayı İslam ümmetinin bu konuda tek ses olması gerekir. İyiliği emir, kötülüğü nefyetmek farzdır. Bu farz, vakit geçirilmeden yerine getirilmesi gerekir. Bu durum karşısında İslam ümmeti, imtihana tabi tutulmaktadır. Bilinmelidir ki, imtihanı kazanmak ta var, kaybetmek te var.
Yıllardır mescidi aksanın etrafında nöbet tutan İsrail’in askerleri, bu süre içinde Müslümanlara pek çok olumsuz eylemler sergilediler. Akıllarına ne gelmişse onu uyguladılar. Yöre halkı bıkmadan usanmadan Mescidi Aksada ibadetlerini ifa etmekten geri kalmadılar. Ancak gereken yapılmadığı için bu gün Mescidi Aksanın kapısına kilit vurdular. Müslümanlar namazlarını mescidi aksanın etrafında kılmaktalar. Bu duruma sessiz kalınamaz. Adamlar adım adım ilerliyorlar. Böyle giderse Mescidi Aksayı yıkabilirler. Dünyanın hiçbir yerinde mabetlere müdahalede bulunulmaz. Ülkemizde havraların, kiliselerin ve camilerin etrafında polisler nöbet tutmuyor. Buralara gelenler sorgulanmıyor. Üzerleri yoklanmıyor. Peki, neden mescidi aksanın kapısına kilit vuruluyor. Burada ibadetlerini yapmaktan başka bir amaçları olmayan Müslümanlara yapılan bu zulüm nedendir. Bu manzara cahiliye Arap devrin de bile vuku bulmuş değildir. Gerçi İsraillin Gazze’de ve diğer bölgelerde yaptığı soykırım ve katliamların dünya kurulduğundan bu tarafa hiçbir tarihinde gerçekleşmiş değildir. Sözün kısası şu dur ki, Mescidi Aksa böyle mahzun bırakılmaz. İslam devletlerinin Birlikte hareket ederek mescidi aksanın ibadete açılması, yani eski haline kavuşması için üzerlerine düşen görevleri yapmanın zamanının geldiğine inanıyorum. Bu insani ve İslami bir görevdir.
Tahsin Ötgüç- Emekli müftü