HER İNSAN FANİ ALLAH BAKİDİR
Tahsin ÖTGÜÇ
HER İNSAN FANİ ALLAH BAKİDİR
Allah’ın dünya sahnesine getirdiği her insana, yaşama hakkı sunmuştur. Buna ömür de
diyebiliriz. Kendisine verilen hayat hakkı bittiği zaman, her insan yer değiştirmek zorundadır. Bu ilahi
bir kanundur. Değişmez ve değiştirilemez. Kişinin Müslüman olup olmaması, sonucu etkilemez. Allah
kuranında: ”Yeryüzündeki her şey fanidir. Celal ve ikram sahibi Rab’ının zatı baki kalacaktır”
buyurmaktadır. Rahman,26-27. Demek ki fani olan bir dünyada yaşıyoruz. Kendimiz dahil olmak üzere
bu ilahi kanuna tabiyiz. Bundan dolayı söylemler ve eylemlerin akıl süzgecinden geçirilerek tezahür
ettirilmesi gerekmez mi?. Yaşarken yaşatmak, huzurlu iken huzurlu kılmak, mutlu iken mutlu etmek,
birlikte gülmek, beraber tok, beraber aç olmak gerekmez mi? Nedir bu hırs. Nedir bu doyumsuzluk?
Toplumsal barışın olmadığı yerde, toplumsal huzur ve güvenin olmadığı yerde ferdi huzur ve
mutluluktan bahsedilmez. Çünkü toplumu oluşturan fertlerdir. Huzurlu ve geleceğine güvenle
bakabilen bireylerin oluşturduğu toplum sağlıklı ve mutlu olabilir. Dünyanın herhangi bir yerinde görülen elem verici bir olay her insanı olumsuz etkiler. İran devletindeki bir okula yapılan saldırıyla okuldaki tüm çocukların öldürülmesi, Filistin ve Gazze’deki insanlık dışı eylemler, gören ve duyanların üzülmesine vesile olabilir. İnsan hayatı bu kadar ucuz olmamalı. Yeryüzünde yaşayan her bir bireyin kendi hürriyetini kullanırken bir başkasının hürriyetini kısıtlaması kabul edilmez. Devlet ve ülkelerde böyledir. Devletler de ülkelerinin bekasını ve güvenliğini sağlarken bir başka devletin beka ve güvenliğine zarar vermekten kaçınması gerekir. Devletler arası hukuk, bunu öngörmektedir. Bu gün yeryüzünde görünen hukuk dışı eylemler insanları rahatsız etmekte, geleceklerine güvenle bakmalarına olumsuz yönde etkilemektedir. Bu tablo, sadece mazlumları değil, zalimleri de menfi yönde etkilemektedir. Hırsızlık yapan, başkasının malın gasp eden kendisine ait olmayan bir hakkı hileli yoldan elde eden kişi ve kişilerde rahatsız olurlar. En azından gece yastığa başlarını koyduklarında rahat uyuyamazlar. Zamanla stres ve bunalım başlar. Derler ya, ağlayanın malı, gülene yaramaz. Her şeyiyle fani olan bu dünya için değer mi? Ahiret güne inanan Müslümanlar olarak mahkemeyi Kübra’da hesap vereceğimiz günü de inanmaktayız. Meseleye bu pencereden bakıldığında inananların daha dikkatli olması gerekir. Gayri Müslimler, nefislerine uyarak akıllarına geldiği gibi eylemler üretebilirler. Kendilerinin dünyanın efendisi, diğerlerinin de kendilerinin kölesi olduğunu inananlar her türlü zulmü reva görebilirler. Bunu da ellerindeki tahrif olmuş hiçbir geçerliliği olmayan Tevrat’a dayandırabilirler. Ancak Müslümanlar, yeryüzünde hakim ve evrensel din olan İslam’ın mensupları olarak ellerinde ki Allah’ın koruması altında olduğu kurandan aldıkları bilgiyle yaşamlarını sürdürmeye çalışırlar. Çünkü bu kitap, insanlara doğru yolu gösterir. Cennetin yoluna kılavuzluk eder. Bu dünya fani olduğuna göre, her insana verilen yaşam hakkı bitiğinde yer değiştirmesi zorunlu olacaktır. Bu dünyadan öbür aleme göç edenler için ahiret hayatı, iki bölgeden oluşur. Birincisi cennet, Müslümanlara aittir. Diğeri cehennem, burası da kafirlere aittir. Burası kafirler için azap yeridir. Cennet ise, Allah’ın Müslüman kullarına sunduğu bir nimettir. Bundan dolayıdır ki, Müminler ebedi alemde kendilerine sunulacak huzur ve mutlu olacakları cennete dahil olabilmek için hayatlarını kuran kerim ve sünneti nebiye bağlı olarak idame ettirmeleri o denli önemlidir. Asıl olan bu dünyada yaşıyorken dünyamızı ve ahiretimizi mamur edebilmektir.
Tahsin ÖTGÜÇ-Emekli Müftü