Saadet Partisi: 'Uyuşturucuyla mücadelede yeni bakanlık kuracağız'
Saadet Partisi Genel Başkanlığı, 26 Haziran Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü dolayısıyla bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Saadet Partisi İl Başkanlığı açıklamayı paylaştı.
Saadet Partisi i Başkanlığı tarafından yayımlanan mesajda, uyuşturucu ve bağımlılıkla mücadelenin bir “beka sorunu” olduğu vurgulandı. Parti, iktidar oldukları takdirde “Bağımlılıkla Mücadele Bakanlığı” kuracaklarını ifade etti.
Saadet Partisi Bartın İl Başkanlığı, 26 Haziran Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü kapsamında yaptığı açıklamada, uyuşturucu ve bağımlılıkla mücadele için “Bağımlılıkla Mücadele Bakanlığı” kurulacağını duyurdu. Açıklamada, gençlerin korunması için topyekûn seferberlik çağrısı yapıldı.
Saadet Partisi İl Başkanlığı açıklaması:
“Bugün, 26 Haziran Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü vesilesiyle, ülkemizin en ağır ve giderek büyüyen sorunlarından birini konuşmak üzere bir araya geldik. Türkiye, uzun yıllar uyuşturucu ticaretinde yalnızca bir geçiş güzergâhı olarak tanımlanmıştır. Ancak bugün karşı karşıya olduğumuz tablo çok daha ağırdır. Ülkemiz artık sadece uyuşturucunun geçtiği bir coğrafya olmaktan çıkmış; uyuşturucunun dağıtıldığı, pazarlandığı ve kullanımının giderek yaygınlaştığı bir ülke hâline gelmiştir. Sokaklarımız güvenli değildir. Parklarımız güvenli değildir. Okullarımız güvenli değildir. Mahallelerimiz güvenli değildir. Şehirlerimiz ve ülkemiz güvenli değildir. Saadet Partisi olarak bugün milletimize açık ve somut bir taahhütte bulunuyoruz: Genel Başkanımız Sayın Mahmut Arıkan’ın liderliğinde, Saadet Partisi iktidarında Bağımlılıkla Mücadele Bakanlığını kuracağız. Bu bakanlık çatısı altında uyuşturucu ve uyarıcı madde bağımlılığı başta olmak üzere alkol, tütün, kumar ve dijital bağımlılıklarla topyekûn mücadele edeceğiz. Özellikle uyuşturucu ve madde bağımlılığı artık kırmızı alarm vermektedir. Bu sorun bir beka sorunudur. Çünkü burada yalnızca bireyin sağlığını değil, genç nüfusumuzu, aile yapımızı, toplumsal güvenliği ve ülkemizin geleceğini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyayız. Bu mücadelenin bir tarafında uluslararası uyuşturucu baronları, kara para ağları ve sokak çeteleri; diğer tarafta evladını hayatta tutmaya çalışan anneler, çocuğunu bu bataklıktan kurtarmak için kendisini siper eden babalar vardır. Bugün uyuşturucu; büyükşehirlerin arka sokaklarından çıkmış, ilçelere, kasabalara ve köylere kadar inmiştir. İş yerlerine, okul çevrelerine, arkadaş gruplarına ve çocuklarımızın cep telefonlarına kadar ulaşmıştır. Ailelerden, eğitimcilerden ve sahada görev yapan uzmanlardan gelen bilgiler, uyuşturucu tehdidinin çocuklarımızın yaş grubuna kadar indiğini ve ilkokul çağındaki çocukların çevresine kadar yaklaştığını göstermektedir. Bu tablo karşısında susmak, beklemek ve birkaç operasyon görüntüsüyle yetinmek mümkün değildir. İktidar yakalanan tonlarca uyuşturucuyu anlatmaktadır; millet ise kurtarılamayan evlatlarını sormaktadır.”
“Bunlar bir milletin alarm zilleridir”
“Bugün uyuşturucu ekonomisi artık yalnızca sokaktaki satıcılardan ibaret değildir. Savaşlardan, yoksulluktan, göçten, toplumsal çözülmeden, umursamaz yönetimlerden ve dijital ağlardan beslenen küresel bir sömürü mekanizmasına dönüşmüştür. Türkiye’deki resmî veriler de tehdidin özellikle gençlerimizi hedef aldığını göstermektedir. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün NARKOLOG 2025 araştırmasına göre uyuşturucuya başlayanların %67,6’sı 15-24 yaş grubundadır. Daha da çarpıcı olan şudur: Uyuşturucu ilk kez %80,7 oranında arkadaş, arkadaş çevresi veya yakın çevreden temin edilmektedir. Yani zehir tacirleri çocuklarımıza çoğu zaman yabancı bir yüzle değil, arkadaşlık görüntüsüyle yaklaşmaktadır. Önce merak uyandırılmakta, ardından “Bir kereden bir şey olmaz” denilmekte ve gençlerimiz adım adım bağımlılık zincirine sürüklenmektedir. Aynı araştırmaya göre, aileler çocuklarının madde kullandığını ortalama 17 ay sonra öğrenebilmektedir. Yaklaşık bir buçuk yıl boyunca bir genç, aynı evin içinde sessizce uçuruma sürüklenebilmekte; anne ve baba tehlikeyi ancak ağırlaştığında fark edebilmektedir. Bu oranlar kuru bir istatistik değildir. Bu rakamların arkasında parçalanan yuvalar, satılan ev eşyaları, büyüyen borçlar, şiddet, korku ve çaresizlik vardır. Babalar evlatlarını kurtarmak için kendilerini siper etmekte; anneler hastane koridorlarında çocuklarından gelecek iyi bir haberi beklemektedir. Bunlar bir milletin alarm zilleridir.”
“Önce ahlak ve maneviyat diyoruz”
“Her gün yakalanan miktarlar büyüdükçe şu soruların cevabı verilmelidir: Bu zehirler nerede üretilmekte, hangi güzergâhlardan ülkemize girmektedir? Uyuşturucu gelirleri hangi yapılar üzerinden aklanmaktadır? Sokaktaki satıcının arkasındaki baronlara neden ulaşılamamaktadır? Sokaktaki satıcıyı yakalayıp barona ulaşmayan, uyuşturucunun parasını izlemeyen, bağımlı genci tedavi edip ailesini desteklemeyen bir sistem başarılı sayılamaz. Bugün uyuşturucuyla mücadele; birçok bakanlığın alanına dağılmış durumdadır. Ancak bütün süreci tek merkezden koordine eden güçlü bir yapı bulunmamaktadır. Bu nedenle mücadele parçalı ve tepkisel kalmaktadır. Saadet Partisi olarak açıkça söylüyoruz: Bağımlılıkla Mücadele Bakanlığı kurulmadan bu sorunun çözülme ihtimali yoktur. Kurulacak bakanlıkla; önleme, erken uyarı, arzla mücadele, tedavi, rehabilitasyon ve topluma yeniden kazandırma süreçlerini tek merkezden yöneteceğiz. Ayrıca her yıl Bağımlılıkla Mücadele Karnesi yayımlanacaktır. Biz Millî Görüş hareketi olarak yarım asrı aşkın süredir “Önce Ahlak ve Maneviyat” diyoruz. Bu söz; bağımlı genci suçlamak değil, hiçbir çocuğu sahipsiz bırakmamaktır. Bu anlayış; eğitimden aile yapısına, ekonomiden sosyal politikaya kadar her alanda gençleri koruyan bir devlet anlayışıdır.”
“Bağımlılık bir utanç değil, tedavi edilmesi gereken bir hastalık olarak ele alınacaktır”
“Uyuşturucuya sürüklenen gençlerimiz kayıp değildir. Onlar bizim evlatlarımızdır. Aileler yalnız bırakılmayacak, bağımlılık bir utanç değil, tedavi edilmesi gereken bir hastalık olarak ele alınacaktır. Satıcıyla kullanıcı aynı kefeye konulmayacaktır. Uyuşturucu baronlarına karşı sert, bağımlı gençlere karşı şefkatli bir devlet düzeni kurulacaktır. Bugün milletvekillerimiz Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, teşkilatlarımız ise 81 ilde eş zamanlı açıklamalarla millî seferberlik çağrısı yapmaktadır.”
HABER: Eda Koç