Eğitim-Sen'den sistem değerlendirmesi: 'Eşitsizlikler artıyor'

2025-2026 eğitim-öğretim yılının sona eriyor. Eğitim Sen Bartın Şube Başkanı İsmet İpci, eğitim sistemi ile ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Bu yılın değerlendirildiği açıklamada, eğitim sisteminde yıllardır devam eden yapısal sorunların derinleşerek sürdüğü ifade edildi.

 Eğitim-Sen Bartın Şube Başkanı İsmet İpci, eğitim sistemini değerlendirerek, mevcut koşulları eleştirdi. İpci, öğrencilerin daha eşit ve daha bilimsel bir sistem içerisinde öğrenimlerini devam ettirmelerinin gerekliliğini savundu. Şube Başkanı ve eğitimci olan İpci, çocukların kendi yetenek ve potansiyelini gerçekleştirebileceği bir sitem oluşturulmasının gerekliliğini yineledi.

Eğitim-Sen Bartın Şube Başkanı İsmet İpci’nin açıklaması ise şu şekilde:

“2025-2026 Eğitim-Öğretim yılının sonunda ortaya çıkan tablo, eğitim sistemimizin yıllardır çözülmeyen ve giderek derinleşen yapısal sorunlarını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Eğitim politikalarının “piyasa” ve “din” merkezli olarak biçimlendirilmesi ve iktidarın siyasal-ideolojik hedeflerine göre biçimlendirilmesi hem öğrencilerin hem de eğitim emekçilerinin haklarını ve ihtiyaçlarını göz ardı eden bir anlayışın sonucudur. Öğrencilerin eğitim hakkından eşit koşullarda yararlanamaması, bölgesel farklılıklar, eğitim emekçilerinin çalışma koşulları, öğrencilerin temel eğitim ihtiyaçlarının karşılanamaması bu dönemin en belirgin sorunları olarak öne çıkmıştır. Türkiye, taraf olduğu Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne aykırı hareket etmekte, AİHM’in son olarak Anayasa Mahkemesi’nin zorunlu din dersleri ile ilgili verdiği kararlar açık biçimde ihlal edilmektedir. Eğitim sisteminin bütün kademelerinde pozitif bilimin tüm öğelerini içinde bulunduran, çağdaş ve bilimsel ilkelere dayanan, gerçek bir laiklik anlayışı temelinde yükselen bir yapının oluşturulması ve bu anlamda öncelikler zorunlu din dersi uygulamasından derhal vazgeçilmelidir. İktidar, yıllardır uyguladığı eğitim politikalarını “bütçe disiplini” ve “değerler eğitimi” söylemleriyle meşrulaştırmaya çalışmaktadır. Ancak mevcut tablo, bu argümanların gerçekliği yansıtmadığını açıkça göstermektedir.”

“Öğretim programında temel referansımız akıl ve bilim olmalı”

“Bütçe disiplini bahanesi, özel okullara aktarılan teşvikler ve MESEM eliyle işletmelere ucuz iş gücü sağlanması gibi uygulamalarla çelişmekte; aslında eğitime ayrılan kaynağın yeniden dağılımında adaletsiz bir tercihi gizlemektedir. Benzer şekilde, “değerler eğitimi” adı altında sunulan müfredat değişiklikleri ve ÇEDES gibi projeler, bilimsel ve laik eğitim anlayışını tasfiye ederek, toplumu tekçi bir inanç ve dünya görüşü etrafında şekillendirme amacı taşımaktadır. Eğitim Sen, bu söylemlerin ardına saklanan ideolojik ve piyasacı uygulamaları ifşa etmeyi sürdürecektir. Tüm öğrenciler için eşit, parasız, nitelikli eğitim olanakları sağlamak devletin ve özelde Millî Eğitim Bakanlığı’nın sorumluluğundadır. Bilimsellik eğitimin olmazsa olmazıdır. Öğretim programında temel referansımız akıl ve bilim olmalı, protokoller eliyle eğitimin dinselleştirilmesi politikalarına son verilmelidir. Bilimin, sanatın, sporun iç içe olduğu, öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda kendini özgürce ifade edebildiği laik ve bilimsel eğitim politikaları hayata geçirilmelidir. Okulların eğitim kurumu olmaktan adım adım uzaklaştığı, öğrencilerin yarış atı gibi sınavdan sınava koştuğu, öğretmenlerin düşük ücretle, esnek, güvencesiz ve angarya çalışmaya zorlandığı, siyasal kadrolaşmanın zirve yaptığı, farklı dil ve kimliklerin dışlandığı, eğitimin zaten sorunlu olan niteliğinin daha da kötüleştiği bir eğitim sisteminin sağlıklı nesiller yetiştirmesi mümkün değildir. Eğitim Sen, çocukların ve gençlerin eşit, özgür ve nitelikli bir eğitim alabilmesi; tüm eğitim emekçilerinin güvenceli, insanca koşullarda çalışabilmesi için mücadelesini sürdürecektir.”

HABER: Eda Koç