BARÜ'de Filistin'in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesi (BARÜ), Filistin'de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla özel bir program düzenledi. Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin organizasyonuyla gerçekleştirilen 'Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin'in Dünü, Bugünü ve Yarını' başlıklı etkinlikte, Filistin meselesi tarih, hukuk ve insan onuru perspektifinden masaya yatırıldı.
Filistin’de yaşanan savaşlara duyarlılığı ile ön plana çıkan BARÜ’de farkındalık oluşturmak amacıyla “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi isimli program düzenlendi. BARÜ Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen programda, Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındı. Programda konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya: “Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım”
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, boykota devam edilmesinin önemine vurgu yaptı. Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Güneş “ölümcül ve ölümsüz kimlik” kelimelerini ele aldı
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
Prof. Dr. Güneş konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendirdi. “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor,” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.
HABER: Nevin Özbakan