Barodan protesto hakkına yönelik müdahalelere tepki

Bartın Barosu Başkanlığı, Türkiye Barolar Birliği (TBB) tarafından yayımlanan ve hak taleplerinin barışçıl ve demokratik protestolar yoluyla dile getirilmesine yönelik müdahaleleri eleştiren ortak açıklamayı kamuoyuyla paylaştı. Açıklamada şehit aileleri ve gaziler, maden işçileri ile özel sektör öğretmenlerine yönelik müdahalelere dikkat çekilerek, protesto ve ifade özgürlüğünün korunması çağrısı yapıldı.

Türkiye Barolar Birliği tarafından yapılan açıklamada, Anayasa’nın 34’üncü maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının, birey ve grupların düşünce, karar veya durumlara yönelik tepkilerini barışçıl biçimde ortaya koymasının temel yollarından biri olduğu belirtildi.

Açıklamada, protesto hakkının yalnızca bir gösteri hakkı olmadığı, aynı zamanda kamusal karar alma süreçlerine katılmanın ve bu süreçleri etkilemenin en temel araçlarından biri olduğu vurgulandı.

Türkiye Barolar Birliği tarafından yayımlanarak, Bartın Barosu Başkanlığı tarafından paylaşılan açıklama ise şu şekilde:

Protesto hakkı hatırlatıldı

“Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 34’ncü maddesi kapsamında “toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı” şeklinde düzenlenen, daha geniş anlamda ise bireylerin veya grupların bir düşünceyi, kararı ya da durumu barışçıl yöntemlerle, silahsız ve saldırısız bir şekilde eleştirme, tepki gösterme ve kamuoyuna duyurma özgürlüğü olarak tanımlanan protesto hakkı; kamusal karar alma süreçlerine katılmanın ve etki etmenin en temel araçlarından biridir. Son dönemde, toplumun farklı kesimlerinin protesto hakkı çerçevesinde Ankara’nın çeşitli yerlerinde gerçekleştirdikleri gösterilere yapılan müdahaleler, bu hakkın kullanımını olduğu kadar uluslararası literatürde “sert çekirdek haklar” arasında sayılan ve olağanüstü hâl (OHAL), savaş veya âfet gibi durumlarda bile dokunulamayan ifade özgürlüğü hakkını da engeller duruma gelmiştir. Bu çerçevede, eşit özlük haklarının temini için Güvenpark’ta oturma eylemi yapan er şehit aileleri ve er gazilere yönelik kolluk müdahalesi, yalnızca hukuka değil, aynı zamanda hakkaniyete ve vicdana da aykırıdır. Vatan savunmasında hayatlarını tehlikeye atan gazilere, canlarını feda eden şehitlerin yakınlarına reva görülen muamele, yurtsever vicdanların kabul edemeyeceği, hukukun himaye edemeyeceği adaletsiz bir tutumdur. Benzer şekilde, özel bir holding bünyesinde çalışırken ücret, tazminat gibi hakları verilmeyen; siyaset kurumu ve yürütme organı temsilcilerinin girişimi, arabuluculuğu ve garantörlüğüyle daha evvelki eylemlerini barışçıl bir şekilde sonlandıran maden işçilerinin, taahhütlerin yerine getirilmediği gerekçesiyle gerçekleştirdikleri eylemlere yönelik kolluk müdahalesi ve sonrasında verilen adli kontrol kararları, yargısal mekanizmaların bireylerin haklarını değil sermaye gücünün çıkarlarını koruduğu algısına sebebiyet vermektedir.”

“Müdahaleler hukuka aykırı”

“Yine geçtiğimiz aylarda, Güvenpark’ta toplanan özel sektör öğretmenlerine yönelik kolluk müdahalesi ve gözaltı işlemleri sırasında ters kelepçe uygulaması da hafızalardan silinmemiş ve hak ihlali olarak kayıtlara geçmiştir. Çocuklarımızı, yani yeni nesilleri emanet ettiğimiz öğretmenlerin özlük haklarının tanınması sosyal hukuk devletinin en temel gereklerinden biridir. Öğretmenlerin bunu dile getirme hakları ise ifade özgürlüklerinin bir parçasıdır. Bu tür protestolara müdahale edilmesi, toplumun farklı kesimlerinin bir siyasal katılım formu olan protesto haklarını ve ifade özgürlüklerini kullanmalarının önünde ciddi bir tehdit olarak durmaktadır. Hak taleplerinin barışçıl, demokratik protestolar aracılığıyla dile getirilmesine engel olan müdahaleler hukuka aykırı olup, buna sebebiyet verenler hakkında derhal kanuni işlemler başlatılmalıdır.”

HABER: Eda Koç