Bankoğlu'ndan Kavala kararına tepki
CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi'nin Osman Kavala hakkında verdiği kararın ardından yazılı bir açıklama yaptı. Bankoğlu, Kavala'nın tutukluluğuna ilişkin süreci eleştirerek kararın uygulanması ve Kavala'nın tahliye edilmesi çağrısında bulundu.
CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Osman Kavala hakkında AİHM Büyük Dairesi tarafından verilen kararın ardından değerlendirmelerde bulundu. Mart ayında davanın Strazburg’da görülen duruşmasını takip ettiğini belirten Bankoğlu, Kavala’nın uzun süredir devam eden tutukluluğunun hukuki boyutunun yanı sıra siyasi yönü bulunduğunu savundu. AİHM’nin daha önceki kararlarına da değinen Bankoğlu, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerine dikkat çekerek, Kavala’nın tahliye edilmesi gerektiğini ifade etti.
Bankoğlu, açıklamasında Gezi davası kapsamında tutuklu bulunan diğer isimlere ilişkin değerlendirmelerde bulunurken, Türkiye’de yargı bağımsızlığı ve hukuk devleti konusunda eleştiriler yöneltti.
Bankoğlu’nun açıklaması şöyle:
“İHAM, Osman Kavala hakkında ilk tahliye kararını ta Aralık 2019’da vermişti. İktidar bu kararı tanımadığı için Temmuz 2022'de Avrupa Konseyi tarihinde emsali az görülen bir ihlal prosedürüyle mahkum edildik. Bugün açıklanan karar, iktidarın hukuku ayaklar altına alan bu şımarık inadının ve bitmek bilmeyen kininin uluslararası mahkeme tarafından bir kez daha yüzüne vurulmasıdır. Neredeyse 10 yıldır, hayatından, özgürlüğünden, sevdiklerinden çalınan bir insanın ve onun şahsında esir alınan bir ülkenin adalet anlayışını konuşuyoruz. Bugün İHAM Büyük Dairesi, iktidarın adaleti nasıl bir intikam aparatına dönüştürdüğünü tüm dünyanın gözü önüne sermiştir. İktidarın Gezi'ye, milyonların demokratik ve barışçıl itirazına olan kini bir türlü bitmek bilmiyor. Sırf sivil topluma gözdağı vermek, hak savunucularını susturmak ve Gezi’nin hıncını çıkarmak için tıpkı Can Atalay, Çiğdem Mater, Mine Özerden ve Tayfun Kahraman’a yapılanlar gibi Osman Kavala’yı da uzun süredir siyasi bir rehine olarak hapiste tutuyorlar. İHAM, bu kumpasın hukuki değil, tamamen siyasi amaçlı bir zulüm operasyonu (Madde 18 ihlali) olduğunu bugün kesin olarak tescillemiştir.”
“Strazburg’daki duruşmada, 'Anayasa Mahkemesi’ni bekleyin, iç hukuk yolları tükenmedi' yalanına sığınmışlardı. Oysa biz o gün de söyledik; kendi ülkesinde AYM kararlarını tanımayan, yargıyı yürütmenin emir eri yapan bir iktidarın iç hukuk savunması bir ikiyüzlülüktür. İHAM de bu ucuz oyalama taktiğini bugün çöpe atmıştır. Can Atalay ve Tayfun Kahraman kararlarında AYM’nin hiçe sayıldığı, yerel mahkemelerin Anayasa'ya başkaldırdığı bir zorbalık düzeninde, kimse Osman Kavala’dan yerel mahkemelerde daha fazla adalet beklemesini isteyemez. İHAM, Türkiye’deki yargının bağımsızlığını tamamen yitirdiğini ilan etmiştir.”
“O mahkumiyet hükümsüzdür”
“Mahkeme kararı çok açıktır: Kavala hakkında kurulan o sözde mahkumiyet hükmü, adil bir yargılamanın değil, açıkça adaletin inkarının (flagrant denial of justice) bir sonucudur.
Dolayısıyla bu karar, İHAM tarafından hukuken tamamen hükümsüz ve yok hükmünde (null and void) ilan edilmiştir. Ortada bir mahkeme kararı yoktur; ortada, hukukun katledilmesiyle yazılmış siyasi bir karar vardır. Üstelik bu uydurma kararla verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, bir insanın umut hakkını elinden alan bir işkencedir (Madde 3 ihlali).”
“Kendisi en kısa sürede tahliye edilmeli”
“Anayasamızın 90. maddesi tartışmaya kapalıdır; bu hükümler iktidarın keyfine göre seçip uygulayacağı maddeler değildir. Ya bir hukuk devletisinizdir ya da zorbalık rejimi; bunun ortası yoktur. Türkiye’yi uygar dünyadan koparan, ülkemizi yargının siyasi bir sopa olarak kullanıldığı bir coğrafyaya çeviren bu hukuk utancına derhal son verilmelidir. Kavala hakkındaki karar tartışmasızdır; kendisi en kısa sürede tahliye edilmeli ve mahkumiyetin tüm sonuçları ortadan kaldırılmalıdır.”
HABER: Erkan Hızoğlu