Bankoğlu kadınların ve kız çocuklarının haklarını savundu

Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu'nun, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Genel Kurulu'nda sunduğu 'Kadınların Adalete Erişimi' başlıklı rapor kabul edildi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Genel Kurulu’na katıldı. Bankoğlu'nun kurula sunduğu "Kadınların Adalete Erişimi" konulu rapor, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Genel Kurulu'nda kabul edildi. Kadınların ve kız çocuklarının adalet sistemine eşit, güvenli ve etkili erişimini güçlendirmeyi amaçlayan raporun kabulünün ardından açıklama yapan Bankoğlu, “Kadınlar için, kadınlar olmadan yapılan yasalar, onları her zaman yarı yolda bırakacaktır. Her şeyden önce güvenli ve şiddetten uzak bir ortam, bahşedilecek bir ayrıcalık değil, garanti alınması gereken bir haktır. Bu, kadın ve çocuklara yönelik şiddeti önlemek için politikalar benimsenmemesi bunları finanse etmemizi ve uygulamamızı gerektirir” dedi.

Aysu Bankoğlu’nun AKPM’deki konuşması:

“Sorunları sona erdirmekle hükümlüyüz”

Öncelikle adaletin ne anlama geldiğini açıklamak istiyorum çünkü çok sık anlamını yitirebiliyor. Adalet, kadınlar ve kız çocukları için sadece sunulacak bir hizmet değil, aynı zamanda siyasi, ekonomik ve yapısal bir mücadeledir. Gerçek adalet, ataerkil düzenin ortadan kaldırılmasını, gücün yeniden dağılımını ve kamusal alanın korunmasını gerektirir. Zarar yaşandıktan sonra alınan önlem veya çözüm, adalet değildir. Aksine bu, prosedürel ve retorikle kılıflanmış adaletsizliktir. Öyleyse, erişilebilir bir adalet sisteminin gerçekte ne olduğunu açık bir şekilde belirleyelim. Burada, adalet sistemi, tüm farklılıklarıyla kadınları ve kız çocuklarının ihtiyaçlarını, çıkarlarını ve haklarını gözetmelidir. Evrensel hukuka ve hukukun üstünlüğüne dayanan, erişilebilir, zamanında hizmet veren, ekonomik ve çözüm odaklı kurumlara dayanmalıdır. Kadın için geciken adalet, pahalı başvuru yolları ve kadının kim olduğuna dair kayıtsız kalan bir yargılama usulü… Bunlar teknik sorunlar değil, değerli vekiller hakların, adaletin artık son bulduğu yerdir. Adalet, kapalı kapılar ardından sağlanamaz. Yaşama süreçlerinin kendisi, sivil toplum kuruluşlarının ve en çok etkilenen toplulukların anlamı güvenli ve kapsayıcı bir şekilde katılımına imkân sağlamalıdır. Kadınlar için, kadınlar olmadan yapılan yasalar, onları her zaman yarı yolda bırakacaktır. Her şeyden önce güvenli ve şiddetten uzak bir ortam, bahşedilecek bir ayrıcalık değil, garanti alınması gereken bir haktır. Bu, kadın ve çocuklara yönelik şiddeti önlemek için politikalar benimsenmemesi bunları finanse etmemizi ve uygulamamızı gerektirir. Yine ev içi şiddet ve tecavüzle kadın cinayetleriyle, insan ticaretiyle, cinsel sömürüyle ve kadınlara ile kız çocuklarına yönelik ekonomik şiddetin acımasızlığıyla yüzleşmek anlamına gelir. Değerli vekiller, bu sorunları sadece adlandırmak yetmez, bunları sona erdirmekle yükümlüyüz. Eğer kadınlar, kendilerini koruması gereken sisteme güvenemiyorlarsa, hak ihlallerini bildirmiyorlarsa, hukukçular ve bizzat yargı sistemi tarafından yeniden mağdur edildiklerini hissediyorlarsa, etiketlendiklerini ve kendilerine inanılmadığını düşünüyorlarsa o zaman kadınların haklarına ilişkin tüm yasal mimarinin pek bir anlamı kalmayacaktır. Peki bu dönem bizden ne bekliyor? Bunun için bölgeler arası güçlü ittifaklar gereklidir. Ayrıca özellikle kadın hakları ve insan hakları örgütleri için güvenilir ve esnek bir finansman kaynağı gerekir. Haklar, kazanıldıklarından çok daha hızlı bir şekilde kaldırılabilir. Kazanımlarımızı savunmak nostalji değildir. Bu, gerçek hayatta kadın haklarını ilerletmek ve iyileştirmek için ön koşuldur. Ve ayrıca değerli vekiller dürüst olmalıyız. Sorunu görmeyi reddedersek, sorunu çözemeyiz. İşte bu nedenle, eksikleri ve zorlukları tespit etmek ve sadece toplumsal cinsiyete duyarlı değil. Aynı zamanda yaşa da duyarlı adalet sistemleri için yapılan araştırmaları desteklemek amacıyla ilgili paydaşlarla ortaklıklar kurmalıyız. Kanıta detaylı politikalar geliştirilmeli, kadınların koşullarını ortaya koyan teknolojilere yatırım yapmalı, dezenformasyon ve nefret söylemiyle mücadele etmeli ve adalet sistemindeki ilerlemeyi ölçmeliyiz. Değerli vekiller şunu açıkça belirtmek isterim: Haklar, tartışmaya açık değildir. Kadın ve kız çocukları için adalete erişimi bir pazarlık konusu değildir. Bunlar, müzakerelerde takas edilecek bir taviz ya da siyasi rüzgarın yönüne göre verilip kaldırılabilecek bir lütuf değildir. Bu haklar, uluslarası hukukta tanınmıştır. Bölünmez ve herkese aittir. Haklar, kesinlikle pazarlık konusu değildir, garanti altına alınır, savunulur ve yerine getirilir. Son olarak sözlerimi net bir mesajla bitireceğim: Biz elde ettiğimiz kazanımlarımızdan geri adım atmayacağız. Haklarımızı koruyacak ve ilerletilebileceği yere de ileriye taşıyacağız. Teslimiyetle değil, kararlılıkla, her parlamentoda her mahkeme salonunda ve her toplulukta ısrarla. Taahhüdümüzün ölçüsü, yaptığımız açıklamaların sayısı değil, çalışmalarımızın istikrarlılığıdır. Kararlılıkla bu mücadeleye yeniden başlayalım ve tüm kadınlar ve kız çocukları için adalet artık bir vaat değil, bir uygulama, gündelik bir gerçekliktir. Ve kazanılmış bir hak haline gelene kadar mücadelemizi sürdürelim” diye konuştu.

Haber Merkezi