Ayla öğretmen ve öğrenciler için anıta karanfil bırakıldı

Şanlıurfa Siverek'te yaşanan acı olayın ardından Kahramanmaraş'ta öğrenci ve öğretmenlerin yaşadığı silahlı saldırı ülkeyi yasa boğdu. Bartın'daki öğretmenlerin iş bırakma eylemi uzatılırken, öğrencilerini koruma için siper olan Ayla öğretmen ve hayatını kaybeden öğrenciler için Cumhuriyet Meydanı Atatürk Heykeli önüne karanfil bırakıldı.

Ülkenin farklı şehirlerinde yaşanan okul saldırılarına tepkiler devam ediyor. Kahramanmaraş’ın Oniki Şubat ilçesi Ayser Çalık İlkokulu’nda yaşanan silahlı saldırıda hayatını kaybeden Öğretmen Ayla Kara ve öğrenciler; Şuranur Sevgi Kazıcı, Zeynep Kılınç, Furkan Sancak Balal, Belinay Nur Poyraz, Adnan Göktürk, Yeşil, Kerem Erdem Güngör, Mustafa Aslan, Bayram Nabi Şişik, Yusuf Tarık Gül ve hayatını kaybeden tüm öğrenci ile eğitimler için karanfil bırakıldı.

Cumhuriyet Meydanı’nda bir araya gelen öğretmenler, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Atatürk Heykeli önüne karanfillerini bıraktı. Alanda kırmızı kalemle boyanan öğretmen önlükleri dikkat çekerken, “Öğretmenler ve öğrenciler ölmesin, öldürülmesin” mesajı verildi.

Alanda, Türk Eğitim-Sen Bartın Şube Başkanı Mehmet Bekçi basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Çok acılıyız, çok üzgünüz, çok öfkeliyiz! İki gün içinde can kayıpları yaşadık, çok sayıda yaralımız var. Eğitim yuvalarımız olan okullarımızda, körpecik yavrularımız büyük bir felaketle karşı karşıya kaldı. Bu büyük acı, artık aklımızı başımıza getirmelidir” ifadeleri kullanıldı.

Mehmet Bekçi’nin basın açıklaması:

“Türk Eğitim-Sen olarak aldığımız iş bırakma kararını hafta sonuna kadar uzatıyoruz.15-16-17 Nisan 2026 tarihlerinde tüm okullarda ve eğitim kurumlarında iş bırakma eylemi gerçekleştiriyoruz. Ayrıca, Milli Eğitim Bakanlığının bu hafta ülke genelinde okulları kapatarak, MİLLİ YAS  ilan etmesini talep ettik. Soruyoruz: Okullarda şiddeti önlemek için daha neyi bekliyorsunuz? Şiddeti önleyici ve caydırıcı tedbirler ne zaman hayata geçirilecek? Eğitim kurumlarımızda güvenliği sağlamak için daha kaç acı olayın yaşanması gerekiyor? Okullar güvenli alanlar olamayacaksa, eğitimcilerimizi ve çocuklarımızı nasıl korumayı planlıyorsunuz? Yaşanan şiddet olayları, eğitim camiasında derin bir kaygı ve üzüntüye yol açmıştır. Bugün okullarımızda öğretmenler, eğitim çalışanları ve öğrenciler haklı olarak can güvenliği endişesi taşımaktadır. Bu noktada çok açık bir şekilde ifade ediyoruz: Tüm Türkiye bu konuda seferber olmalı ve acilen bir “güvenlik zirvesi” toplanmalıdır. Cumhurbaşkanlığı, ilgili Bakanlıklar, Emniyet Genel Müdürlüğü ve yetkili kurumlar başta olmak üzere, tüm paydaşlar bir araya gelmelidir. Okullarda yaşanan şiddet olaylarına karşı önleyici ve caydırıcı tedbirler geliştirilerek, eğitim kurumlarının güvenliğini artırmaya yönelik kapsamlı ve etkili bir eylem planı ivedilikle hayata geçirilmelidir. Okullar; öğrenciler, öğretmenler ve tüm eğitim çalışanları için güvenli alanlar olmak zorundadır. Dün söylediğimizi bugün bir kez daha vurguluyoruz: Tüm eğitim kurumlarına kadrolu, yeterli ve etkin güvenlik personeli atanmalıdır. Özellikle risk taşıyan okullardan başlanarak, giriş-çıkış kontrol sistemleri ve fiziki güvenlik tedbirleri derhâl devreye alınmalıdır. Disiplin ve okul güvenliği mevzuatı yeniden düzenlenerek caydırıcı ve uygulanabilir hâle getirilmelidir. Eğitim çalışanlarına ve öğrencilere yönelik saldırılar için ağırlaştırılmış, ertelenemez ve caydırıcı cezai hükümler getirilmelidir. Okullarda yaşanan güvenlik zafiyetlerine karşı merkezi, sürekli ve bağlayıcı bir okul güvenliği modeli oluşturulmalıdır. Eğitim kurumları, güvenlik açısından özel risk analizi esasına göre yeniden değerlendirilmelidir. Türk Ceza Kanunu’nda eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin ayrı bir suç tipi olarak düzenlenmesi, bu alanda caydırıcılığı artıracak önemli bir adım olacaktır. Öğretmenlik Mesleği Kanunu kapsamında eğitim çalışanlarına yönelik şiddete karşı alınan tedbirlerin titizlikle, kararlılıkla ve hiçbir hoşgörüye yer vermeden uygulanması büyük önem taşımaktadır. Bu düzenlemelerin etkin şekilde hayata geçirilmesi, eğitim ortamlarında güvenliğin sağlanmasına katkı sağlayacaktır. Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimcilere yönelik her saldırının sıkı takipçisi olmalıdır. Şiddete maruz kalan çalışanlara, anında ve yeterli güvenlik desteği sağlanmalıdır. Yaşanan şiddet eylemleri, kayıt altına alınmalı, yargıya intikal ettirilmelidir. Güvenlik kontrollerinin yetersizliği nedeniyle, silah ve yaralayıcı aletlerin okul ve kurumlara taşınmasının kolay olmaktan çıkarılması gerekmektedir. Okullara girişlerin güvenli bir şekilde yapılabilmesi için, velilerin ve öğrencilerin kontrollü giriş sistemlerinden geçirilmesi; okul girişlerine metal dedektörler ve kimlik kartı ile geçiş sistemlerinin kurulması önem arz etmektedir. Ayrıca tüm okulların kamera sistemleriyle donatılması ve her eğitim kurumunda güvenlik görevlisi ya da kolluk kuvveti personelinin görevlendirilmesi gerekmektedir. Disiplin yönetmeliklerinin yeniden ele alınması, güncellenmesi ve daha etkin, uygulanabilir hale getirilmesi gerekmektedir. Öğretmenlerin etkisini, saygınlığını ve mesleki itibarını güçlendirecek somut tedbirler hayata geçirilmelidir. Okul-aile işbirliği mutlaka etkin  bir şekilde sağlanmalı; öğrencilerin psikolojik iyi oluşlarını destekleyecek rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmelidir. Gerektiğinde ailelerin de bu süreçlere dahil edilerek, rehabilite edici mekanizmalar devreye alınmalıdır.”

“Zararlı içerikler gecikmeksizin tespit edilip kaldırılmalıdır”

“Medyada her türlü şiddetin sık sık en ince ayrıntılarına kadar sunulması, çocuk ve gençlerde kontrolsüz ve güçlü bir model oluşturması oldukça tehlikeli bir durumdur. Çocuklar fiziksel, psikolojik ve duygusal olarak bu tür yayınlardan zarar görmektedirler. Medyanın, şiddeti reyting ve tiraj aracı olarak kullanmaması gerekmektedir. Bu noktada çocukları olumsuz etkileyebilecek her türlü dijital içerik, şiddet içeren oyunlar, sosyal medya mecraları, dizi, film ve benzeri yapımlar konusunda daha sıkı denetim mekanizmaları oluşturulmalı; zararlı içerikler gecikmeksizin tespit edilip kaldırılmalıdır. Bu kapsamda çocukların dijital ortamda korunmasına yönelik daha güçlü yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Gençlerin silaha ulaşmalarının engellenmesi, toplumda genel olarak silaha ulaşma ile ilgili yasal durumun güçleştirilmesi ile sağlanabilir. Toplumdaki bireylerin silah sahibi olmalarının azaltılması gençlerin silaha ulaşmasını sınırlandıracaktır. Bu konu ile ilgili değerlendirmelerin yapılması ve önlemlerin ivedilikle alınması gerekmektedir. Ayrıca 18 yaş altı bireylerin sosyal medya kullanımına ilişkin daha net ve koruyucu sınırlamalar getirilmesi sağlanmalıdır. Şiddete karşı yürütülecek mücadele sürecinde ilgili tüm kurumlar birlikte hareket etmeli, şiddet kimden gelirse gelsin karşı durulmalı, “Şiddete Sıfır Tolerans” söylemine sahip çıkılarak, şiddete karşı ortak tavır sergilenmelidir. Şiddeti engellemeye yönelik etkin kamu spotları hazırlanmalı ve toplumun her kesimine ulaşacak biçimde sunulması sağlanmalıdır. Şiddetin normalleşmesine asla izin verilmemeli; bu tür olaylar karşısında daha fazla vakit kaybetmeden, etkili, önleyici ve koruyucu tedbirlerin ivedilikle hayata geçirilmesi gerekmektedir. Türk Eğitim Sen olarak bir kez daha açıkça ifade ediyoruz: Okullar şiddetin, tehdidin ve korkunun mekânı olamaz. Öğretmen sahipsiz bırakılamaz. Öğrencinin canı da, öğretmenin canı da ihmale kurban edilemez. Eğitim çalışanının can güvenliği yok sayılarak sağlıklı bir eğitim ortamı sürdürülemez. Bugün yaşananlar yalnızca eğitim çalışanlarının meselesi değil; aynı zamanda öğrencilerimizin, velilerimizin ve milletimizin geleceğini doğrudan ilgilendiren ciddi bir kamu güvenliği sorunudur. Okulu koruyamayan anlayış, geleceği koruyamaz!”

HABER: Erkan Hızoğlu-Eda Koç