Ayhan Tepe: 'Esnaf borçlanarak değil, çalışarak kazanmak ister'
Bartın Kahveciler ve Şerbetçiler Odası Başkanı Ayhan Tepe, esnafın yaşadığı maddi sıkıntıya daha fazla sessiz kalamadığını söyleyerek, açıklamalarda bulundu. Oda Başkanı Tepe, esnafın borcundan kaçmadığını fakat ödeyemediği borç ve çalışamadığı zaman dilimlerinim faiz yükünün altında ezildiğini ifade etti.
Bartın Kahveciler ve Şerbetçiler Odası Başkanı Ayhan Tepe, esnafın borçlanarak değil, çalışarak kazanmak istediğini söyleyerek, borç ödemekte zorlanan Bartınlı vatandaşların yaşadığı durum hakkında açıklamalarda bulundu.
Tepe açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Uzun zamandır birçok arkadaşım aynı soruyu soruyor: ‘Başkan, neden eskisi kadar yazmıyorsun? Neden sessiz kalıyorsun?’ Aslında bunun tek bir cevabı var: Yazmak için insanın içinde heyecan ve inanç olması ve en önemlisi de, yazdığı yazıların gönüllerde karşılık bulması ve vicdanlara dokunması gerekiyor. Çünkü insan, sesinin duvara çarparak geri döndüğünü hissetmeye başladığında; kalemi elinden değil, yüreğinden bırakıyor. Ben de uzun zamandır susmayı tercih ettim. Çünkü bazen susmanın, söylenebilecek en ağır cümleden daha güçlü olduğuna inandım. Ama görüyorum ki bu ülkede bazen susmak da mümkün olmuyor. Öyle gelişmeler yaşanıyor ki, vicdanı olanın sessiz kalması kendi vicdanına ağır geliyor. İnsan konuşmak istemese de konuşuyor, yazmak istemese de yazıyor. Çünkü bazı haksızlıklar karşısında sessizlik, zamanla kabullenmek anlamına geliyor.”
“Keşke hazırlanan düzenlemeler sadece tahsilatı değil, vicdanı da gözetebilseydi”
İşte 72 aya kadar taksitlendirme düzenlemesini görünce, yine sustuğum yerden konuşma ihtiyacı hissettim. Yaşamların esaret altına alındığı pandemi dönemini unuttuk. Esnafın kendi iradesiyle değil, alınan kararlarla işyerini aylarca kapatmak zorunda bırakıldığını unuttuk. Yaklaşık 18 ay boyunca çalışmasına izin verilmeyen, dükkânını açamayan, evine ekmek götüremeyen esnafı unuttuk. O günlerde hepimize: ‘Sağlık her şeyden önemli, anlayış gösterin’ denildi. Esnaf da üzerine düşeni fazlasıyla yaptı. Sabretti. Borçlandı. Kredi kullanmak zorunda kaldı ve en sonunda birikimini de tüketmiş oldu. Kimi dükkanını kapattı, kimi yılların emeğini kaybetti. Bugün ise aynı esnafa dönüp: ‘Borcunu neden ödemedin?’ deniliyor ve arkasından: ‘Gel, sana kolaylık sağlıyoruz. Borcunu %29 faizle taksitlendirelim. Ama önce borcunun bir kısmını peşin öde’ deniliyorsa işte bunu kolaylık diye anlatmak mümkün değildir. Çalışmasına izin verilmeyen bir esnafın, ödeyemediği borç nedeniyle bugün faiz ödemeye mahkûm edilmesi gerçekten bir destek midir? Yoksa yaşadığı mağduriyetin üzerine yeni bir yük daha yüklemek midir? Biraz tebessüm ettirecek ama aslında gerçeği anlatan bir söz vardır: ‘Önce denize at, sonra da can simidi uzatıp bunun da bedelini iste’ İşte bugün yaşanan tam da budur. Esnaf ayrıcalık istemiyor. Vergisini silin de demiyor. Borcundan da kaçmıyor. Sadece şunu söylüyor: ‘Çalışamadığım günlerin faturasını bana faiz olarak yükleme!’ Adalet; sadece alacağı tahsil etmek değildir. Adalet; o borcun hangi şartlarda doğduğunu da bilmektir. Keşke hazırlanan düzenlemeler sadece tahsilatı değil, vicdanı da gözetebilseydi. İşte o zaman adına gerçekten ‘yapılandırma’ derdik. Aksi halde bunun adı kolaylık değildir. Bozuk bir düzen içinde yeni bir bozuk düzen kurmaktır. Ve unutulmamalıdır ki; esnaf borçlanarak değil, çalışarak kazanmak ister. Esnaf faizle değil, alın teriyle ayakta kalmak ister. Çünkü bir ülkenin gerçek hazinesi; kasasındaki para değil, sabah dükkânının kepengini umutla açan esnafın yüreğidir. O umut kırılırsa sadece bir esnaf kaybetmez. Önce çarşı susar. Sonra şehir susar. Ardından ekonomi… Ve en sonunda, en tehlikelisi olur. Vicdan susar.”
HABER: Erkan Hızoğlu