AK Parti Bartın teşkilatı 180. genişletilmiş il başkanları toplantısına katıldı

AK Parti Bartın İl Başkanı Yaşar Arslan ve beraberindeki teşkilat mensupları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla gerçekleştirilen 180. Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısında yer aldı. Toplantıda Türkiye Yüzyılı hedefleri ve teşkilat çalışmaları ele alındı.

AK Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen 180. Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı, 81 ilden gelen teşkilat mensuplarının katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantıya AK Parti Bartın İl Başkanı Yaşar Arslan, İl Genel Meclisi Başkanı Turhan Kalaycı, Kadın Kolları İl Başkanı Evren Ayvaz ve Gençlik Kolları İl Başkanı Mahmut Taş katıldı.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle gerçekleştirilen toplantıda, Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda hizmet ve gönül siyasetinin yol haritası değerlendirildi. Toplantıda ayrıca AK Parti’ye katılan belediye başkanlarına Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından rozet takdim edildi. Yeni katılımlar dolayısıyla parti teşkilatı adına memnuniyet dile getirildi.

AK Parti İl Başkanlığı’ndan değerlendirme

AK Parti Bartın İl Başkanlığı tarafından yapılan değerlendirmede, partilerine katılan isimlerin Türkiye’ye ve millete hizmet yolunda önemli bir güç kattığı belirtilerek, bu katılımların hayırlara vesile olması temennisinde bulunuldu. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan yaptığı konuşmada, "İlkelerimizi benimseyen, huzurlu ve saygılı bir atmosferde ülkesi ve milleti için hayırlı bir iş yapmak isteyenleri bünyemize katmaya devam edeceğiz" dedi. 

Parti olarak bugün dünyada eşi benzeri bulunmayan teşkilat gücüne sahip olduklarını, 11 milyon 500 bini aşkın üyeyle sadece Türkiye'nin değil dünyanın en büyük, en yaygın siyasi hareketlerinden biri olduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’ın ifadeleri:

"Bizim tasavvurumuzda üyelik, sadece bir kayıt işleminden ibaret değildir"

"Şunu bir defa açıkça söylemek isterim: Bizim tasavvurumuzda üyelik, sadece bir kayıt işleminden ibaret değildir. Bizde üye demek, millete hizmet mücadelesine nefer yazılmak demektir. Bu uğurda gerektiğinde yardan ve serden geçmek demektir. Her türlü fedakarlığı göze almak demektir. Bu milletin, bu ümmetin sorumluluğunu yüreğinde taşımak demektir. İdeallerimize gönül vermek, davamıza ömür vermek demektir. AK Parti'nin çelik çekirdeği, kaderini kaderimize, kavlini kavlimize, kalbini kalbimize rapteylemiş 11 milyon 500 bin kardeşimizin hepsi bir demektir. Bunun için her fırsatta şunu diyoruz: Biz, sadece siyasi bir parti değiliz. Aynı zamanda bir dava hareketiyiz. Biz, aynı ideallere inanan, aynı istikbale yürüyen bir gönül hareketiyiz. Özellikle bilinmesini isterim ki teşkilatçılık anlayışımızda üye kaydının yapıldığı an, millete hizmet mücadelesi başlamıştır. Bu anlayışla üyelerimizle irtibatımızı güçlendirirken bir yandan da esnaf, çarşı, pazar ziyaretleri ile milletimizle gönül bağımızı sağlam tutuyoruz. Evlerinde, iş yerlerinde Türkiye'nin dört bir yanındaki üyelerimizin misafiri oluyoruz. Verdiğimiz mücadeleyi, ülkemiz için kurduğumuz hayalleri, Türkiye Yüzyılı hedeflerimizi kendileriyle istişare ediyoruz."

"AK Parti'mize yönelik teveccüh, her seviyede katlanarak artıyor"

"Eser, hizmet ve kardeşlik siyasetinin temsilcisi olan AK Parti'mize yönelik teveccüh, her seviyede katlanarak artıyor. Huzur arayan, kardeşlik ve dayanışma arayan, şehrine, ilçesine, beldesine hizmet etmek isteyen hemen herkes, bu ailenin bir ferdi olarak bu çatı altında siyaset yapmayı arzu ediyor. Pazartesi bir ilçe belediye başkanımızı, dün ise bir milletvekilimizi saflarımıza dahil ettik. Bugün de yeni belediye başkanlarımızı bağrımıza basacağız. Birazdan, AK Parti ailesine intisap edecek tüm arkadaşlarımıza 'Aramıza hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.' diyorum. Millete ve memlekete hizmet yolculuğunda inşallah bundan sonra tam bir dayanışma içinde olacak, halkımızın güvenini boşa çıkarmayacağız. İlkelerimizi benimseyen, huzurlu ve saygılı bir atmosferde ülkesi ve milleti için hayırlı bir iş yapmak isteyenleri bünyemize katmaya devam edeceğiz."

"86 milyonun hizmetkârı olduk"

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, kendilerine göre siyasetin, millete tepeden bakan bir faaliyet alanı olmadığını dile getirdi. Aksine toplumun siyasetin asli unsuru, sahibi, kurucu öznesi olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanımız Erdoğan, ister yerel düzeyde ister tüm ülke sathında siyaset felsefelerinin temelinde insan ve insana saygının bulunduğunu vurguladı. Milletin her bir ferdinin eşit ve aynı değerde olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partiye ilişkin şunları kaydetti:

"Oy versin veya vermesin, bizi desteklesin veya desteklemesin, hiçbir ayrım yapmadan aynı derecede hizmete ve hürmete layıktır. Biz, siyaset yaparken de hizmet ederken de daima bu anlayışla hareket ettik. Karşımızdaki kim olursa olsun, saygıyı elden bırakmadık. Muhatabımızı rencide edecek, incitecek, gönlünü kıracak hiçbir davranışın içinde olmadık. Hazreti Mevlana'nın asırları aşan 'Sevgide güneş gibi ol. Dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol. Hataları örtmede gece gibi ol. Tevazu da toprak gibi ol. Öfkede ölü gibi ol. Her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol!' öğütlerini kendimize rehber eyledik. İşte bu anlayışla, bu ilkeler çerçevesinde sadece bize oy verenlerin değil 86 milyonun hizmetkarı olduk. Maruz kaldığı tüm saldırılara rağmen AK Parti'yi milletin gönlünde yıkılmaz kılan işte bu vasıflarımızdır. Bunları korumak ve gözetmek, hepimizin asli vazifesidir. Seçmenden oy isterken müşfik, mütevazı ve saygılı ama milletten yetkiyi aldıktan sonra kibirli, üstenci, incitici bir tavır, bizim tavrımız değildir. Vatandaşın kalbini kıran, esnafa hoyrat davranan, icraat peşinde değil şov peşinde koşan bir yaklaşım belki muhalefetin siyaset tarzı olabilir ama bunu bizim tasvip etmemiz asla mümkün değildir." 

“Millete hizmet yerleri gösteri alanı değil, sorumluluk makamlarıdır”

"Vatandaşın kalbini kıran, esnafa hoyrat davranan, icraat peşinde değil şov peşinde koşan bir yaklaşım belki muhalefetin siyaset tarzı olabilir ama bunu bizim tasvip etmemiz asla mümkün değildir. Görevi, ünvanı, makamı ne olursa olsun hiçbir arkadaşım, şunu unutmasın, hepimiz bulunduğumuz koltuklara milletin takdiriyle, tensibiyle geldik. Milletimiz emaneti bizlere kendisine hizmet etmemiz, eser üretmemiz, refahını artırmamız için tevdi etti. Millete hizmet yerleri gösteri alanı değil, sorumluluk makamlarıdır. Vatandaşımızın karşısına çıktığımızda, esnafımızın kapısını çaldığımızda da görevimiz gereği, kamu gücünü kullandığımızda da taşıdığımız emanetin ağırlığıyla mütenasip hareket etmek zorundayız. Her zaman söylediğim gibi, mesele kalp kazanmak, gönülleri fethetmektir. Ruberu iletişimin, yüz yüze etkileşimin, sıcak ve seviyeli bir hasbihalin yerini hiçbir dijital platform, hiçbir uygulama alamaz. Eğer öyle olsaydı bugün siyasette durum çok farklı olur. Eğer öyle olsaydı, bu millet her seçim öncesinde bize siyasi ömür biçen o çok bilmişleri ters köşe yapmazdı. Eğer öyle olsaydı, siyaset ve toplum mühendisleri amaçlarına ulaşmış olurdu. Eğer sosyal medya rüzgarıyla seçim kazanılsaydı, bugün iktidarda da, cumhurbaşkanlığında da başkaları olurdu. Elbette yeni medya araçlarını, teknolojinin sağladığı asimetrik imkanları göz ardı etmeyeceğiz. Yaptıklarımızı, hizmetlerimizi, icraatlarımızı en güzel şekilde bu mecraları da kullanarak halkımızla bilhassa da yeni kuşaklarla paylaşacağız. Ama sosyal medyadaki yankı odalarına da hapsolmayacağız. Biz, efendilik taslamaya değil millete hizmet etmeye, hizmetkarlık yapmaya geldik. Biz eser ve hizmet siyasetimizle yeni gönüller kazanmanın peşindeyiz. Tabii burada şunu da açıkça dile getirmekte yarar görüyorum, gerilimden, kamplaşmadan kaçınmamız, insanımızın hak ve hukukunun çiğnenmesine kayıtsız kalacağımız anlamına asla gelmez. Biz milletten icazeti sadece hizmet için almadık. Aynı zamanda yıllardır ötelenen, örselenen, kendi öz yurdunda oraya buraya itilen kardeşlerimizin haysiyetini, izzetini, özgürlüklerini savunmak için de aldık. 28 Şubat döneminde darbecilerin gadrine uğrayan insanlarımızın bir daha aynı zorbalığa maruz kalmaması için de milletimizden yetki aldık. 23 yıldır bu konuda çok büyük hassasiyet gösterdik. Ne bir başkasının hayat tarzına müdahale ettik, ne de kendini bu ülkenin sahibi gören, küstah azınlığın hayat tarzı dayatmasına müsaade ettik. Ne bir başkasının inancına karıştık, ne de jakoben zihniyetin günümüzdeki temsilcilerinin insanımızın inancına karışmasına eyvallah ettik. Buna rağmen artık eskisi kadar olmasa da, zaman zaman sesi çok çıkan kibir abidelerinin sessiz çoğunluğu susturma, yıldırma, tedip ve tehdit etme girişimlerine şahit oluyoruz. Bunlarla mücadelemizi hukuk ve demokrasi zemininde sürdürüyoruz. Hükümet olarak 2026 Türkiye'sinde halen 28 Şubat döneminin özlemiyle hareket eden bu ülkeyi, tapulu mülkü gibi gören baskıcı zihniyetin tekrar canlandırılmasına izin vermeyeceğimizin bilinmesini istiyorum."

"Küçük, dar bir zümre laiklik kavramını istismar ederek bu millete yaşam tarzı dikte edemez"

İlkelerinin inanç özgürlüğü olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Anayasamız tarafından güvence altına alınmıştır. Dahası 86 milyonun yaşam tarzı bizim teminatımız altındadır. Kimse bir başkasına dayatmada bulunamaz, üzerinde baskı kuramaz. Küçük, dar bir zümre laiklik kavramını istismar ederek bu millete yaşam tarzı dikte edemez. Şunu da burada açık açık ifade ediyorum. Eskiden olduğu gibi bir avuç müstekbirin topluma parmak sallayarak azarladığı, kadınları kılık kıyafetine göre ayrıştırdığı, Anadolu insanını irticacı, gerici, yobaz diyerek tahkir ettiği günler artık geride kalmıştır" ifadelerini kullandı.

Eski imtiyazlarını, eski nobranlıklarını özleyenlerin boş durmasa da, görevde oldukları müddetçe o karanlık dönemlerin bir daha asla geri dönmeyeceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu ülkede hiç kimsenin saçından, sakalından, çarşafından, cübbesinden, başörtüsünden dolayı aşağılanmasına, hakarete uğramasına, kendini dışlanmış, kendini ötelenmiş hissetmesine kesinlikle göz yummayacağız. Türkiye'yi büyütmeye, Cumhuriyet'imizi büyütmeye, hak ve özgürlükleri her bir vatandaşımız için genişletmeye, 86 milyonun tamamını bir, beraber ve eşit görmeye devam edeceğiz" diye konuştu.

HABER: Eda Koç