Nurdan EROĞLU

Nurdan EROĞLU

nurdaneroglu74@gmail.com

Ya yasa çıkmazsa?

Sevim Arkan, Ayşe Köse ve Uğurcan Saban…

Üç  hayvansever…

Bartın şehir çöplüğünde 9 gündür açlık grevi yapıyorlar.

İstedikleri tek şey hayvanlara yapılan şiddetin son bulması.

Bunun için 5199 Sayılı yasada düzenleme yapılmasını istiyorlar.

Hayvanlara yapılan şiddetin artık Kabahatler Kanunundan çıkarılmasını ve Türk Ceza Kanuna alınmasını istiyorlar.

Bu olmadığı sürece “Açlık grevimize devam edeceğiz” diyorlar.

Bu eylemlerinde de son derece kararlılar.

Hatta bu kararlılıklarını göstermek için kendi mezarlarını bile kazdılar.

9 gündür sadece sıvı tüketiyorlar…

Hiçbir şey yemiyorlar.

Açlık ta artık kendini yavaş yavaş göstermeye başlamış…

Baş dönmeleri, halsizlik, öfke, sinir, üşüme…

Ama yine de geri adım atmıyorlar.

Bu 3 hayvanseverin istedikleri şey aslında çok basit.

Tıpkı insanlar gibi onların yaşam haklarına saygı gösterilmesi…

Tıpkı insanlar gibi onlarında yaşam hakkına yakışır bir şekilde yaşayabilmesi…

Bence de hayvanlara yapılan eziyet ve şiddet artık cezalandırılmalı.

Isparta’da bir köpeğin kulaklarını kesen gençleri eminim herkes hatırlıyordur.

Gençler köpeğin kulaklarını kesmekle kalmadı bir de bunu marifetmiş gibi sosyal medyada yayınladı.

Gerçi yayınlamaları da iyi oldu…

İnsanlar bu vahşeti gözleriyle gördü…

Yer yerinden oynadı…

Hayvanseveler ayağa kalktı…

Bülent Ersoy bile gençlere dava açtı…

Sonrasın da ne mi oldu?

Olay hızlı değişen ülke gündemine yenik düştü, unutuldu gitti.

Bu ve buna benzer olaylar zaman zaman basına yansıyor.

Ama yansımayan dünya kadar şiddet vakası daha var.

Ayşe Köse’nin dediği gibi hayvanlara şiddet uygulayanlara hapis cezası verilse belki de bu vakalar en aza inecek.

Vicdanın ve merhametin sesini duyamayanlar en azından hukukun sesini duyacak.

Toplumun öfkesinden korkmanlar en azından adaletin hükmünden korkacak.

Ancak şu bir gerçek ki cezalarda bir yere kadar caydırıcı olacak.

Burada önemli olan nokta vicdan ve merhamet.

Bir insan ne zaman merhametini kaybederse ve vicdanın sesine karşı sağırlaşırsa işte o zaman bir cani oluyor.

Bunun içinde Ayşe Hanımın dediği gibi önce vicdanlara seslenebilmek ve ona dokunabilmek önemli.

Umarım bu eylem, bu üç hayvansever için durumu daha kötüleşmeden vicdanlara seslenir.

Ve gereken yapılır…

Kazılan mezarlarda bomboş geri kapanır…

……………..

Toplum olarak bizimde bu hayvanseverlere seslenmemiz gerekiyor.

Evet eylem bir insana yakışır bir amaç taşıyor.

Evet eylem her açlık grevi gibi oldukça dikkat çekici ve çarpıcı.

Belki sonuna varılır belki de varılmaz.

Ama  varılmazsa ne olacak?

Tüm hayvanseverler açlık grevine kalkışıp ve grevler ölümlerle sonuçlanırsa hayvanların haklarını kim koruyacak?

Bu topluma onlar gibi duyarlı insanlar lazım.

Onlar gibi hayvanlar için mücadele etmekten çekinmeyecek insanlar lazım.

Bir amaç uğruna ölmek kadar güzel bir şey yok.

Ama pisi pisine ölmenin de kimseye bir faydası yok.

CHP’YE SORULAR

AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç’u da gönülden tebrik ediyorum.

Ayşe Hanım’ın dediğine göre 9 gündür açlık grevi yapan hayvanseverlerin sesini bir tek o duymuş.

Bir tek o arayıp onları bu eylemden vazgeçirmeye çalışmış.

“Orta yolu bulalım. Birlikte gerekeni yapalım” demiş.

Bir tek o iki kurumun görevlilerini şehir çöplüğüne göndermiş.

“Gidip bakın, ilgilenin, durum ne?” demiş.

Aynı davranışı Bartın Belediye Başkanı Cemal Akın ve Bartın Valisi Nusret Dirim’den de bekliyoruz.

Gerçi CHP Bartın Milletvekili Rıza Yalçınkaya da dün çöplüğe hayvanseverlerin yanına gitti.

Ama gidiş zamanlaması biraz manidar.

Gazeteci Akın Çay, Facebook hesabında çöplükten canlı yayın yaptı.

Akın Çay’ın canlı yayının ve Ayşe Hanımın “Bir tek Yılmaz Tunç aradı” açıklamasının ardından ziyaret yapılıyor.

Duyduğumuza göre de bu yayın sonrası Akın Çay CHP tarafından aranmış.

“Bekleyin biz geliyoruz” denmiş.

Akın Çay, Rıza Yalçınkaya’nın ve Hacı Gölbucaklı’nın gelişini de canlı yayınladı.

Yalnız görüntülerde bir şey dikkatimi çekti.

Bu ziyarete basın olarak sadece Bartın Halk Gazetesi muhabiri getirilmiş.

Yine duyduğumuza göre Halk Gazetesi’nin muhabiri  Yalçınkaya’nın makam aracından inmiş.

Şimdi CHP’ye soruyorum.

Bartın’da basın kuruluşu olarak sadece Bartın Halk Gazetesi mi var?

Pusula Gazetesi, Manşet Gazetesi, Bartın Hergün Gazetesi, Bartın TV, Bartın74 Gazetesi basın kuruluşları değil mi?

Bu kuruluşlara bir Allah’ın kulu çıkıp ta “Bizim böyle bir ziyaretimiz var. Gelir misiniz?” diye niye kimse sormadı?

Bizim gazete olarak bugüne kadar Sayın Vekilimizin bir haberine yer vermediğimiz görülmemiştir.

Kendisiyle ne kuruluş olarak ne de şahsi olarak hiçbir sorunumuz yok.

Yılmaz Tunç gibi o da ilimizin vekili.

Kendisine saygımız da sevgimiz de sonsuzdur.

Ama CHP ne zamandan beri basın kuruluşları arasında ayrım gözetmeye başladı?

Siz bir kere bizi davet edin biz gelmezsek mesuliyet bizim olsun.

Ama hiçbir basın kuruluşuna haber vermeyip sadece Bartın Halk Gazetesi’ne haber vermekte ne oluyor?

Bizim Bartın Halk Gazetesi’yle herhangi bir sorunumuz yok.

Lafımızda ne gazeteye ne de gazete çalışanlarına.

Bizim vekilimize de lafımız yok.

Bizim lafımız vekilimizin yanındaki teşkilat mensuplarına.

Basın kuruluşları arasında bu şekilde bir ayrım gözetilecekse bir zahmet bu konuda bizi bilgilendirsinler.

Biz de tavrımızı buna göre ortaya koyalım.

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları
Haber Sistemi: Olay Medya | Reklam