Bahri Akalın - NASIL TAKILALIM - Bartın Hergün Gazetesi
Bahri Akalın

Bahri Akalın

bahri.akalin@hotmail.de

NASIL TAKILALIM

Her ülkenin iklim şartları (kültürü) kendine aittir.

Her toplumun olduğu gibi bizlerinde  kültür geleneğimiz, aile yapımız, milli ve dini duygularımız doğal olarak farklıdır ve öylede olmalı.

Türk Toplumu en şair ve ozan ruhlu toplumdur.

Çünkü bizim toplumumuz doğduğunda kulağına okunan ezan ile başlayan ve annesinin Kuran okuyarak veya  güzel beyitler, şiirler, mani ve türküler söylenip niniler yapıldığından bizde beşikte başlayan bir kulak aşinalığı vardır.

Bu geleneklerimiz günümüzde devam etmese de bizim toplumuz şair ruhludur.

Hepimizin azda olsa yazıp çizdiği bir şiiri vardır.

Kavuşmuş veya ayrı kalmıştır fark etmez fakat her gönülde derin izler vardır. 

Bizim insanımız okunan şiir, mani ve türkülerle hislenir, kendine ait bir şeyler bulup dalar gider.

Türkü ve şiirler insanımızın hayatında bazen soru, bazen de cevap olmuştur.

Şiirler, maniler ve türkülerimiz yıllar öncesinde sevenlerin, sevdalıların ve hasret çekenler arasında iletişim aracı olmuştur.

"Benlik davasını bırak muhabbetten olma ırak sevgi ile dolsun yürek “Hoşgörülü olmaya bak" diyen Yunus Emre`miz.

"Ben hiç dilek tutmadım, hep dua ettim, ömrün ömrüme nasip olsun" diye sevgi ve sevdasını dile getiren Hz. Mevlana`mız.

"Güzel ne güzel olmuşsun görülmeyi görülmeyi" diyen Karacaoğlan`ımız.

"Pulsuz dilekçe" ile halini arz eden Üstat Necip Fazıl Kısakürek.

"Sarı saçlarına deli gönlüme bağlamışın  çözülmüyor Mihriban" diyen Abdurrahim Karakoç`umuz.

"Güzelliğin on para etmez bu bendeki aşk olmasa eylenecek yer bulaman gönlümdeki köşk olmasa", "Benim sadık yarim kara topraktır" diyerek toprağa sevgiyi anlatan Aşık Veysel.

"Ah yalan dünya" diyen Neşet  Ertaş. 

Çekiç ali,  ''Bayramdan bayrama" diyen Kazım Birlik gibi  daha nicelerimiz var hangisini sıralayayım... 

Ölen şair ve ozanlarımızı rahmetle anarken, hayatta olanlara selamlarımı gönderiyorum.

Bu kadar Kültür zenginliğimiz, değerlerimiz varken nedense yabancılardan takılıyoruz.

Bizlerin konu ettiği kadar başka ülke ve toplumlardaki başka kültürü temsil edenler bizim yazar, şair, ozanlarımızdan ve kültürümüzden alıp kendi halkına yazıp aktarıyor mu ?

Hadi onlar (yabancı toplumlar) bizi duymadı, anlamadı ve dili dönmedi diyelim.

Ya bizimkilere ne oldu onlarda mı duymadı, duydu da anlamadı mı, dilimi dönmedi? İstisnalar kaideyi bozmaz.

Konferans ve yazılarımda  bahsediyorum  günümüzde dil, müzik ve çok yönlü kültür erozyonu yaşıyoruz.

Bazı medya ve diziler yaptıkları yayınlarla özgürlük ve modernlik adına bu erozyonu maalesef  hızlandırmaktadır.

Teknolojik oyunlardan  (sanal alemden) doğal aleme geçemiyoruz, insanlar arasındaki mesafeler maalesef gittikçe açılıyor.

Okuma alışkanlığımızı çoğaltalım ve hayatımıza yansıtalım.

Birbirimizle oturup bir sohbet veya bir konuyu konuşmaya tahammülümüz bile yok! 

Hemen telefona oyunlara sarılıyoruz!

Yazı yazarken bile selam yerine (Slm) Aleykum selam yerine (As) Allaha emanet ol (Aeo)  gibi yazarak  cümle kurmayı bıraktık artık yazmak yerine kısaltmalar koyuyoruz.

Üzgünüm yerine gözü yaşlı, neşeliyim yerine  gülen,  moralim bozuk, kızgınım yazmak yerine bir simayli (smile) hemen hemen  işaretlerle konuşur olduk. 

Sonrada "bizim çocuk içine kapanık kimseyle konuşmuyor, çekingen toplumda sıkılıyor" vs.

Büyüklerinde gençlerden ve küçüklerden farkı yok.

Bazı arkadaşlar ağırlıkla yabancı alıntılar aktarıyorlar bu bir zenginlik olsa da en azından  harmanlayarak dengede tutulsa daha iyi olmaz mı ?

Müziğinden giyimine, çeşit, çeşit günler yabancı kültürler bizim toplumda merak konusu.

Milli Eğitim Bakanlığımızın da ders kitaplarına bizim şair, ozan ve kültür değerlerimize daha çok yer vermesi hassasiyetini rica etmiş olalım belki bir ileten olur.

Değerli dostlar! Yazdıklarımı ve yaptıklarımı gönüllülük esasında  yapıyorum.

Bazıları rahatsız oluyor, yazılarım bana ait isteyen istediği yere müracaatını yapabilir.

Beni ilgilendiren tek şey!

Hapishanede ki gencecik evlatlarımız, Gençliğinin hayalini dahi yaşayamadan hayatları soldurulmuş kızlarımız, parçalanmış ailelerden etkilenmiş uyuşturucu batağına düşmüş çocuklardır.

Ötesi yok.

Ayrıca "Uyuşturucu satan gençleri zehirleyenlerin ayaklarını kırın sorumlusu benim diyen" 

İç İşleri Bakanımız Sn. Süleyman Soylu beyi taktir ve tebrik ediyorum.

Lütfen insanımıza kültürümüze (bize ait bizden olan ne varsa) sahip çıkalım!

 

"Gönüldeki eziklikler için merhem, yaralar için ilaç, sessiz çığlıklarınız için dağarcığınızda birkaç şiiriniz olsun olmalı da"

Bir teklifim var!

Size ait şiirlerinizi bize özelden gönderin (yeterli sayıda şiir gelirse) sizlerin adıyla bir kitapta toplayıp yayınlayabiliriz!

Hayatta bir kültür hatıranız olsun ve sevdiklerinize ücretsiz hediye edersiniz!

Amaç hoş bir seda bırakmak değil mi?

Dostça selamlarımla

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları
Haber Sistemi: Olay Medya | Reklam