Bahri Akalın

Bahri Akalın

bahri.akalin@hotmail.de

KÜLTÜR EROZYONU

KÜLTÜR EROZYONU
    Modernleşme adına özenti içinde  medya ve dizilerin de etkisiyle maalesef kültür erozyonu yaşamaktayız.  
    Sonucun ne olabileceğini bilemesek te önemli olan iyi niyetle yola çıkmaktır ve bu iyi niyeti
kayıt altına alıp resmileştirmektir. 
    Hele uzun süreli önemli bir konuda bu kaçınılmazdır. 
    Yani iki taraf bir konuda fikir birliğine varıp anlaşıyor ve mutabık kaldıkları bir anlaşma imzalıyor.
    Taraflardan birisi anlaşmayı ihlal ederse malumunuz anlaşma          geçersiz olmuş olur
ve iki tarafta bilir ki anlaşmanın bozulması durumunda şartlar müeyyideler 
devreye girer ve taraflar buna göre hareket ederler.
    Mahsuru yoksa sorabilir miyim sizin de bir anlaşmanız var mıydı? 
    Duyduğumuz kadarıyla sizin bir anlaşmanız varmış fakat anlaşmanız bozulmuş.
Resmi olarak eşinizden ayrılmışsınız. Anlaşamama, şiddetli geçimsizlik  vs. 
    Kayıtlarda (Nikahınızda düşmüş ve kayıtlarda artık nikâhsız olarak görünüyormuşsunuz)
bu sebepten mağdur durumda bir geliriniz de olmadığından ve sizin kimseye el açmamanız, 
mağdur muhtaç olmamanız için devlet birimlerine müracaat etmişsiniz ve bahsettiğiniz  
şartlarda devlet makamlarıyla mutabık kalarak size dul, yetim veya ölmüş babanızdan maaş bağlanmış. 
    Buraya kadar her şey normal hakkınız olan maaşınızı alıyorsunuz.
    Bu anlaşmanın en inandırıcı tarafı ise mahkeme kararıyla resmi olarak da (boşanmış nikâhsız olmanızmış) 
    Fakat siz anlaşmaya mutabık kalmamışsınız. 
Nasıl mı?
    Rivayet  odur ki siz eşinizle tekrar bir araya gelip birlikte yaşamaya başlamışsınız….
    Hatta günahtan kurtulmak adına  imam nikahı tabiriyle de "güya nikah" da olmuşsunuz nasıl işse. 
    Sorabilir miyim siz evli misiniz?
Dul veya bekar mısınız? 
    Bekar, dul iseniz boşandığınız eşle niye bir aradasınız? 
Evli iseniz devletten dul maaşı almak niye?
    "Alavereyle ayrılık, dalavereyle evlenme maaş almak şahane"
Acaba devletle sizin aranızdaki anlaşma geçerli mi? 
    Devlet birimleri sizin eşinizle tekrar bir arada yaşadığınızı tespit ettiğinde maaşı kesiliyor. 
Maaş kesildiğine göre sizin devletle olan anlaşmanız geçersiz.
Sizler tekrar bir araya gelebilirsiniz resmi nikahınızı yaptırıp birlikte de yaşayabilirsiniz bu sizin en doğal hakkınız.
Gelelim nikah konusuna 
Nikah resmi kayıt altına alındığında nikahtır. 
    Sahabe döneminde ve Osmanlı döneminde yapılan nikahlar kayıt altına alınarak aynen günümüzdeki yapılan nikahlar gibi     resmileştiriliyordu.
    İmam nikahı, şu nikahı, bu nikahı diye resmi olmayan  kayıt altına alınmayan nikah,  nikah olmaz. 
Avrupa'da (Almanya'da) belediyelere gitmeden kilise de nikah kıyabiliyor. 
Ve size  devlet tarafından kabul görülen evlilik belgenizi veriyor.
Devlet makamlarının kabul ettiği (Resmi kayıt altına alınmış) nikah, nikâhtır.
    Bu konuda fetva açısından resmi otoritenin Diyanet İşleri olması hasebiyle  böyle dalavereli nikah olamayacağını millete duyurmalıdır.
Neden mi? 
    Kadın gitse bu adam beni taciz ediyor deyip şikâyetçi olsa sen kendini nasıl savunabilirsin bu benim eşim, hanımım diyebilir misin? 
Resmi nikahın olursa "Bu benim eşim"  deme ve ispat etme imkanın var. 
Veya "Şu şahıs evin ihtiyaçlarını karşılamıyor,  bizimle ilgilenmiyor" dese "Bu senin neyin? Neden ilgilensin?" diye  kadına sormazlar mı? 
"Bu benim eşim" diyebilme şansın var mı?
 Maalesef yok. 
Ailede sorumluluğun olmazsa olmazı resmi nikahtır.
Çünkü iki tarafında haklarını kayıt altına alır. 
İki taraf içinde bağlayıcıdır.
Nikah demekte budur.
Peki buna ne diyelim…
Bazı aileler de birlikte yaşadığı eşinden resmi olarak ayrılıyormuş ve başka bir yaşlı erkekle  resmi nikah kıyıp evleniyormuş. 
Sebep yaşlı adam  ölürse maaşını almak için. 
    Fakat ilk ayrıldığı  eşiyle de tekrar birlikte yaşıyormuş.  
    Birde birisini çağırıp gizlice güya nikah yaptırıyorlarmış ne fırıldaksa…
    Gizli derken millet duyarda şikayet eder maaş kesilir diye duyurmadan. 
Halbuki nikahın duyurulması gereklidir. 
    Toplum bunu gelenek haline getirip düğünler yaparak duyuruyor. 
Resmi olarak nikahlı kadın bir başkasına nikah olabilir mi? 
Buna kim izin verebilir ve böyle bir nikahı kim yapabilir? 
Madde, para, çıkar menfaat için fetva veren, nikah kıyan kıydıran toplumda ne arızalar oluştuğuna dini konularda ne hale gelindiğine bakar mısınız? 
Bu fırıldakları bilen toplumdan da ses çıkmıyor maalesef. 
Nemelazım, adam uyanık, gemisini yüzdürüyor ya sen ona bak denilebiliyor.
Üzümü ye bağını sorma (mı)?
Üzümü ye bağını sorma gibi uydurma lafları da ata sözü laflar diye toplumda savunabilenlerde var. 
    Oysaki bizler yedikleri meyvenin parasını fazlasıyla meyve ağacının  dallarına takan ataların torunlarıyız.
    Yaşlı nenesine, annesine büyüklerine kredi çektirip sonra kendi haline bırakan  veya kredi çekmiyor diye el kaldıran asalak zavallıları duymak ne acı.
    Maalesef bu ve benzeri duyumlar sıkça kulağımıza gelip duymaktayız Çoğunlukla yazılarıma not düşüyorum yazdıklarım kimin üstüne olursa. 
    Birkaç problemli için toplumun hepsini sorumlu tutamayız. 
Fakat bu fırıldaklara da göz yumulmamalı. 
İyiler her zaman müstesnadır.
Unutmayalım bu tatlı tatlı yemenin bir gün  acı acı kusması olur. 
-Eğer (eşler)ayrılırlarsa, Allah bol lütuf ve nimetiyle onların  her birini zengin kılar (başkalarına muhtaç bırakmaz) Allah lütfu geniş olandır. O, hüküm ve hikmet sahibidir.  Diyanet  4/130 -
    Bütün tedbirlere rağmen evlilik yürümüyorsa ev cehenneme dönmüşse yoksulluk ve çaresizliğe düşme korkusu ile bu cehenneme katlanmak gerekmez.
     Allah nice kapılar açar. 
Durum böyle iken dalavereye ve fırıldak olmaya gerek var mı? 
Dostça selamlarımla

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları
Haber Sistemi: Olay Medya | Reklam