Saadet'ten Arslan'a: “Kafaya takmasın, akıl sağlığını kaybeder?” cevabı

AK Parti 2. sıra Bartın Milletvekili Adayı Yaşar Arslan’ın, 24 Haziran seçimlerinde Bartın’da CHP’nin milletvekili çıkarmasından Saadet Partisini sorumlu tutan ve “Siyaseten Hakkı'mı Helal etmiyorum” gibi ağır sözlerin yer aldığı sosyal medya paylaşımı Saadet Partisini kızdırdı. Aynı sert sözlerle Arslan’a ateş püsküren Saadet Partisi Bartın Milletvekili Adayı Ünal Yurtbay, Arslan’la artık arkadaşlık ve kardeşlik bağlarının kalmadığını ifade ederek “Bizlere münafıktan tutunda vatan hainine kadar bir sürü hitaplarda bulundunuz. Peki siz ahirette bizlerle nasıl helalleşeceksiniz? AK Parti’yle ittifak yapmış olsaydık, çok iyi insan olacaktık. Bizleri çok fazla kafaya takmasın. Allah muhafaza akıl sağlığını kaybeder” dedi. AK Parti’nin Bartın’da bu seçimde yüzde 10,6 oranında oy kaybettiğini dile getiren İl Başkanı Selami Ünsal da Arslan’ı nasıl siyaset yapılacağını öğrenmesi için Saadet Partisine davet etti.

Saadet'ten Arslan'a: “Kafaya takmasın, akıl sağlığını kaybeder?” cevabı Güncel

AK Parti 2. sıra Bartın Milletvekili Adayı Yaşar Arslan’ın sosyal medyadan yaptığı Haziran seçimlerinde Bartın’da CHP’nin milletvekili çıkarmasından Saadet Partisini sorumlu tutan paylaşımı Bartın’da siyasi harareti biranda yükseltti. Arslan paylaşımında oldukça ağır sözlerde bulunarak “Bartın’daki Saadetliler Cumhuriyet meydanında kutlama yapabilirler. Bartın’ da CHP ye milletvekili kazandırdıkları için. Çalgılı Çengili hatta Dua ve Niyazlarla. Belki Amin diyen olur. Kimler mi onlar kendilerini çok iyi bilirler. Bartın’ın kelli felli Aileleri. Mesela Gizliler, Mesela Ali ihsan Mekeç ve Ailesi, Ünal YURTBAY Kazım kaplan ve Yandaşları.... Siyaseten Hakkı'mı Helal etmiyorum. Yevmil kıyamette her iki elim yakalarında olacak. Rabbime Şikayetçi olacağım. Millet için ve Ümmet için Kalkacak her olumsuz elde Hisseleri olacak. Ve Ateş'i Size de dokunacak. Bunun vebali sizi de Yakacak” ifadelerinde bulundu.

“Kafaya takmasın, akıl sağlığını kaybeder?”

Milletvekilliğini kıl payı CHP’ye kaptıran Arslan’ın işte bu sözleri Saadet Partilileri kızdırdı. Saadet Partisi İl Başkanlığı,  24 Haziran Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği Genel Seçim sonuçlarıyla ilgili değerlendirme toplantısı düzenledi.  Arslan’ın paylaşımı değerlendirme toplantısı öncesine denk gelince toplantının ana gündem maddesi için seçim sonuçlarının değerlendirilmesinden daha çok Yaşar Arslan’ın söylemiş olduğu bu sözler oldu. Arslan’ın bu sözlerine ateş püsküren Saadet Partisi Bartın Milletvekili Adayı Ünal Yurtbay, Arslan’a aynı sertlikte cevap verirken Arslan’ın milletvekilliğini kaçırmasında Saadet Partisi’ni sorumlu tutacağına AK Parti’nin bu seçimde oylarının neden eridiğini düşünmesi gerektiğini söyledi. Seçim süreci boyunca çirkin bir siyaset izlendiğini ve aynı çirkin söylemlerin seçim bittikten sonra da devam ettiğini belirten Yurtbay,  hak helal edip etmeme mevzusunda ise “Bizlere haklarını helal etmiyorlarmış. Bizim üzerimizde ne hakkınız var?” diye  sorarken Arslan’a ayrıca “İttifak Yasasını Saadet Partililer mi çıkardı? Biz acaba AK Parti’yle ittifak yapmış olsaydık ne olacaktı?” diye de sordu. Arslan’la bundan sonra kardeşlik ve dostluk bağlarının kalmadığını da ifade eden Yurtbay , “Bizleri çok fazla kafaya takmasın. Allah muhafaza akıl sağlığını kaybeder” dedi. AK Parti’nin Bartın’da bu seçimde yüzde 10,6 oranında oy kaybettiğini dile getiren İl Başkanı Selami Ünsal’da Arslan’ı nasıl siyaset yapılacağını öğrenmesi için Saadet Partisine davet etti.

Yurtbay: “Seçim süreci sadece kavga üslubuyla devam etti”

İşte Saadet Partisi Bartın Milletvekili Adayları  Ünal Yurtbay ve Mücahit Mekeç ile İl Başkanı  Selami Ünsal’ın seçim değerlendirmesi ve Yaşar Arslan’ın paylaşıma verdikleri cevap!

24 Haziran seçimlerini gerçekleştirdik. Bizler bu baskın seçimin yarattığı zaman darlığında elimizden geldiği kadar insanlara ulaşmaya çalıştık. Tabi insanların ne kadarına ulaşabildik ne kadarına ulaşamadık? Bu sorunun cevabı muammadır. Vatandaşlarımıza fikirlerimizi, ülkemizle ilgili projelerimizi anlatmaya çalıştık. Ama bizler bu seçim atmosferinde fikirlerin görüşülmesini ve tartışılmasını arzu ederdik.  Türkiye’de bozuk giden düzenin nasıl düzeltilebileceğine dair herkesin fikirlerini ortaya koyabilmesini dilerdik. Maalesef bunlar bir kenara bırakıldı. Seçim süreci sadece kavga üslubuyla devam etti.  Seçimin son gününe kadar kimse proje konuşmadı ve yapılan yakıştırmalarla insanlar birbirleriyle kavga eder duruma geldi.

“Biz bu seviyeye inmedik

Bunun nedeni de yukarıdakiler ne yaptıysa aşağıdakilerin de aynı şeyi devam ettirmesidir. Türkiye’de tarımın geldiği noktayı kimse konuşmadı. 20 yıl önce biz kendi kendimize yetebilen bir ülkeyken bugün patates ve soğanı dahi ithal eden bir ülke konumuna nasıl geldiğimizi kimse konuşmadı. Aslında konuşulması gereken bunlardır. Biz son 20 yılda üretemeyen bir ülke haline geldik. Bizim bunları tartışmamız gerekirken maalesef ailemizde ya da işyerlerimizde dahi söyleyemeyeceğimiz şeyleri birbirimize söyler duruma geldik.  Biz mümkün olduğunda bu seviyeye inmedik. Bizler vatandaşlarımıza Türkiye’de tarımın nasıl geliştirileceğini, üretimin nasıl olacağını, asgari ücretin ne kadar olması gerektiğini ve açlık sınırı kadar insanlara ücret verilmesi gerektiğini anlatmaya çalıştık.

“Diyecek söz dahi bulamıyorum”

Ne üzücüdür ki bunları insanlara yeteri kadar anlatamadık. Çünkü gittiğimiz yerlerde “Siz CHP’yle niye ittifak yaptınız?” ya da “Sizler HDP’yle sulh içinde misiniz?” sorularıyla karşılaştık. Biz bunlara cevap vermekten Türkiye’nin sorularını nasıl çözeceğimizi anlatmaya ne zaman ne de sıra bulabildik.  Ne yazık ki öyle bir çirkin siyaset izlendi ki ben bu siyaseti yapan arkadaşlara diyecek söz dahi bulamıyorum. Diğer aday olan arkadaşlarımız gittikleri yerlerde ülkemizin sorunlarını nasıl çözeceklerini anlatmadılar. “Saadet Partililer HDP ve CHP ile ittifak yaptılar” gibi şeyler söylediler.

“Siyasi rant uğruna yapılanları ayıp karşılıyorum

Biz hiçbir şekilde HDP ile yan yana gelmedik.   Bizim Genel Başkanımız sadece Selahattin Demirtaş için “Ya bu kişi cezaevinden çıkarın ya da cumhurbaşkanı adayı yapmayın. Çünkü aday olabileceğine dair Yüksek Seçim Kurulunun, Cumhurbaşkanının ve Süleyman Soylu’nun imzası var. Bu durum hukuken doğru olmaz” dedi. Söylediğimiz sadece bu. Biz hiçbir zaman terörle görüşmedik. Bizler Oslo’da terörle görüşmedik. Habur’da şarkılarla terör örgütü mensuplarını karşılayıp Abdullah Öcalan’ın posterinin altında miting yapmadık. Biz tüyü bitmemiş yetimin hakkından Hazineden 90 milyon TL verip te HDP’lilere seçim yardımı yapmadık. 90 milyon TL seçim yardımını sizler yapmanıza rağmen geldiniz yakıştırmaları bize yaptınız. Siyasi rant uğruna yapılanları ayıp karşılıyorum.

“Bizim üzerimizde ne hakkınız var?”

Bizlere haklarını helal etmiyorlarmış. Bizim üzerimizde ne hakkınız var? Asıl sizler bizlere münafıktan tutunda vatan hainine kadar bir sürü hitaplarda bulundunuz. Peki siz ahirette bizlerle nasıl helalleşeceksiniz? Hasbelkader bu insan Bartın’da seçilmiş olsaydı vatandaşlarımız bu insana derdini nasıl anlatacaktı? Bunlar bir önceki seçimde aldıkları oyların bu seçimde neden erdiğini ve aynı oyu bu seçimde neden alamadıklarını düşünmüyorlar da bunun sebebini Saadet Partisi’nde arıyorlar. AK Parti  2. Sıra Adayı için eskiden arkadaşımız, kardeşimiz diyordum ama artık diyemiyorum. Yaşananlar ve denilenler bizi kardeşlikten de çıkardı.

“AK Parti’yle ittifak yapmış olsaydık, çok iyi insan olacaktık”

Sosyal medyaya son yazdığında “Saadet Partililer Cumhuriyet Meydanında kutlama yapabilirler” diyor. İttifak Yasasını Saadet Partililer mi çıkardı? Biz acaba AK Parti’yle ittifak yapmış olsaydık ne olacaktı? Biz o zaman çok iyi insan olacaktık. Biz camiye gittiğimizde sağcısıyla solcusuyla aynı anda namaza durmuyor muyuz? Böyle sözler olur mu? Milletvekili seçimlerinde her partinin adayları vardı ve siyasi atmosferde hep birlikte yarıştık. Seçimden sonra kaybeden aday kazanana hayırlı olsun diler, yeniden aday olmayı düşünüyorsa da bir sonraki seçim için şimdiden çalışmaya başlar.  En azından bunun için çaba sarf eder. Birilerine çamur atmaya, seçilemediği için birilerini karalamaya gerek var mı? O zaman biz Yaşar Bey seçilemeyecek diye hiç seçime girmeseydik. Böyle bir mantık olabilir mi?

“Bizleri çok fazla kafaya takmasın, akıl sağlığını kaybeder”

Diyecek hiçbir söz bulamıyorum. Altına yazılan yorumlarda kendi aralarında bir kampanya başlatmışlar “ Bu vatan hainlerinden alışveriş etmeyelim” diyorlar. Biz rızkı verenin Allah olduğuna inanıyoruz. Bu arkadaşlarla güvenerek bizler iş yeri açmadık.  Biz onu çok fazla kafaya takmıyoruz ama o bizi çok fazla kafaya takmış. Bizleri çok fazla kafaya takmasın. Allah muhafaza akıl sağlığını kaybeder. Sonra yine onun için biz üzülürüz.”


Mekeç: “Seçim sonuçları ne olursa olsun  siyaseti bırakmayacağız”

“Öncelikle 24 Haziran seçimlerin sonuçları ülkemizi, vatanımıza hayırlı olsun. Bu bir demokrasi yarışıydı. Bu bir kampanyaydı. Her parti kampanyasını son gününe kadar sürdürdü. Ve bunun yanında demokrasinin sonuçları ortaya çıktı. Buradan seçilen milletvekili olan adaylarımıza hangi partiden olursa olsun başarılar diliyorum. Ülkemize, milletimize ve Bartın’ımıza hizmet etmeleri noktasında temennilerde bulunuyorum. Seçilemeyenlere de şöyle tavsiyelerde bulunuyorum. Almanya bile dünya kupasından elendi. Şimdi Almanya dünya kupasında elendi diye futbol yatırımlarını, futbol çalışmalarını durdurmayacak. Saadet Partisi olarak bizde kazanamadık. Seçim sonuçları ne olursa olsun bizler siyaseti bırakacağız demiyoruz. Biz dün ne dediysek aynı doğrularımızı söylemeye devam edeceğiz.

“Dört doğru üzerine siyasi çalışmalarımızı sürdüreceğiz”

Biraz geriye gideceğiz. Seçim sürecinde 4 önemli konunun üzerinde durduk. Birincisi Avrupa Birliği bizim için medeniyet projesi değildir dedik. İkinci olarak bu ülkenin gelişmesi için, bu ülkenin fabrikalar donatılması için üretim ekonomisine geçilmesi lazım, bunun ilk ayağı da yüzde yüz dışarıya bağımlı olduğumuz tarım politikaların derhal yerli ve milli olmasını söyledik. Üçüncü olarak ta bu ülkede faizci, kapitalist, borca dayalı para sistemi bu ülke için adil bir ekonomi sistemi değildir dedik. Bu ülkenin yeni bir ekonomik sisteme ihtiyacı var. Milli ve adil bir ekonomik sisteme geçmemiz gerekir dedik. Dördüncü olarak ta Amerika ve İsrail dünyadaki terör devletlerin başındadır. Dünyadaki baş harfi neyle başlarsa başlasın terör örgütlerine yardım eden, silah veren, silah satan ülkeler dedik. ABD ve İsrail ile stratejik ortaklık yaparak bu ülkedeki terör önlenmez. Yerli ve milli olan yapımızda, tarihimizde, vizyonumuzda terörü önleyebiliriz dedik. Ve sonuç olarak tüm seçim kampanyamızı bu dört doğru konu üzerine yaptık. Bundan sonrada bu dört doğru üzerine seçim çalışmalarımızı değil, siyasi çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

“4 bin ton patatesi Suriye’den ithal edecekler”

Daha Pazar günü seçim yaptık. Sanki bizi doğrular gibi bizim dediklerimizi şuan ki iktidar saadet partisinin dediklerini doğruya çıkartacak çok önemli iki konuya imza attılar. Birincisi kendi ülkemizde tarla varken, kendi ülkemizde iş gücü varken, Kendi ülkemizde her türlü mevsim varken, Türkiye’deki patatesteki sürpükalasyonu önlemek adına 4 bin ton 7 yıl savaş içerisinde olan Suriye’den patates ithal edilecek. Aslında şunu düşünmek gerekiyor. Niye siz 4 bin ton patatesi Suriye’den ithal ediyorsunuz sorusundan önce 7 yıl savaş halinde olan birçok kimyasalları içeren o patatesleri bu ülkenin topraklarına nasıl sokuyorsunuz. Bunu da düşünmek gerekiyor. Ama Saadet Partisi ne dedi. Biran önce tarımda yerli ve milli politikalara geçmek zorundayız. Bu ülkede dünyada kendi kendine yetebilen 7 ülkeden bir tanesiydik. Ama bu ülkede uygulanan yanlış tarım politikaları yüzünden tamamen yüzde yüz dışarıya bağımlı hale geldik demiştik. Şuan ki yöneticiler sanki bizi doğrular niteliğinde 4 bin ton patatesi Suriye’den ithal edecekler.

“Terörü önleyemiyoruz”

Yine ikinci konu biz terörü önleyemiyoruz. Yıllardır PKK terörü vardı. Şimdi sınırda birçok terör örgütü meydana geldi. Bizim terörü önleyebilmemiz için dünyadaki terör örgütlerinin başını çeken Amerika ve İsrail’e stratejik ortaklığımızı bitirmemiz gerekir dedik. Ama ne yazık ki Amerika merkezli bir şirkete Siirt’te petrol araması yapmak için ruhsat kabul edildi. 5 yıl boyunca Amerika merkezli bu şirket Siirt’te petrol arayacak. İlgili şirket yüz ölçümü 30 bin 548 hektar alanda petrol araması yapacak. Yani bu 30 bin 548 hektar alan 7 tane Bartın demek. Bu kadar büyük alanda Amerikalı şirkete petrol aramak için izin veriyoruz. Hani biz bu ülkede terörü engellemek üzere mutlaka içerde ve dışarda Amerika ve İsrail stratejik ortaklığından vazgeçmemeliyiz diyoruz. Onlarda üstüne üstük petrol araması için onlara ruhsat veriyor.

“Kimseyi kutuplaştırmayacağız”

Biz bu ülkede bu tür kararlara imza atıldığı sürece siyasete devam edeceğiz. Siyasi çalışmalarımıza devam edeceğiz. Ama siyasi çalışmalarımıza devam ederken kimseyi kutuplaştırmayacağız. Sağ sol diye ayırmayacağız. Kürt, Türk diye sınıflandırma yapmayacağız. 81 milyon insanı kardeş bileceğiz. Ve bu kardeşlik üzerine siyasetimizi devam ettireceğiz.

“Süleyman cemaati Bartın’da inanıyorum ki Cumhur İttifakına oy verdi”

Seçimler boyunca bir kuruş bile yardım almadık. Hiçbir Sivil Toplum Örgütleri ile ortak çalışma yapmadık, onlara gidip bir talepte bulunmadık. Her türlü çalışmayı kendi öz imkanlarımız ile yaparak 2015 Kasım ayında aldığımız oy oranının aynısını aldık. Hiçbir cemaate gitmedik bize oy verin diye… Yada onların iftar programlarına gidip onların yemeklerini yemedik. Ama seçim sonrasında kimseyi suçlamadık. Bartın’da ve Türkiye’de genel bir konu var. Süleyman efendinin yapmış olduğu tercih ve yukarıdan gelen emir. Ben inanıyorum ki birçok görüştüğüm Süleyman efendi cemaatine mensup insanlar Bartın’a Cumhur İttifakına oy verdiler ama AK Parti’ye vermediler, MHP’ye verdiler. Ve siz tutuyorsunuz bu insanları bana oy vermedi diye ön yargı ile sınıflaştırmaya çalışıyorsunuz. Bartın’daki Süleyman efendi cemaatine vermiş olduğu oy tercihi bu yöndedir.

“Seçilemeyen parti adaylarının yaptıklarını yapmıyoruz”

 Ondan dolayı Saadet Partisi olarak diğer seçilemeyen parti adaylarının yaptıklarını yapmıyoruz. Onları kucaklamaya, bu ülkenin milli ve manevi değerlerine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Biz bu ülkenin bir gerçeğiz. Bu ülkede siyaset yaparken inanarak yapıyoruz. Ve davam olduğu için yapıyoruz. Ama gelinen noktada saadet partisi yine kendi oy oranını aldı. Seçilemediklerini Saadet Partisi’ne bağladılar. Halbuki Saadet Partisi yine kaybetmeyen partisidir. Çünkü biz kazanacağımız günlerin hesabını yaparak siyaset yapıyoruz. Rahmet Erbakan hocamızın 1969 senesinde kurmuş olduğu milli görüş partilerinin yenilgi yenilgi büyüyen zaferlerini gördü. Bizlerde inşallah ondan sonraki süreçte görev alan teşkilat üyeleri olarak yenilgi yenilgi büyüyen zaferlere bu milletimiz şimdiden kutlamaya hazır olsun.”

Ünsal: Örnek almanız gereken siyasi parti Saadet Partisi’dir” 

“24 Haziran seçimleri bitti. Diğer siyasi partilerin seçim değerlendirmelerini Milli Görüşün temsilcisi Saadet Partisi’ni örnek alarak yapmalarını tavsiye ediyoruz. 25 Haziran günü millete verdiğiniz vaatleri yerine getireceğinize sağda solda insanları kutuplaştırıcı ayrıştırıcı Bartın’da gerilimi artırıcı söylemlerde bulunuyorsunuz.  Burada örnek almanız gereken siyasi parti Saadet Partisi’dir. Çünkü biz 25 Haziran sabahı yeniden çalışmalarımıza başladık. Biz dinlenemeyiz. Meclise girsek de girmesek de biz dinlenemeyiz. Saadet Partisi’ne hakaret etmeye uğraşacaklarına bizi örnek alsalar bir adım daha ileriye giderler. Bu ülkenin düzelmesi için çalışmalara başlanması gerekir bunun da şablonu Saadet Partisi’nde var.

“Gelsinler öğrensinler siyaset nasıl yapılır”

Gelin buyurun teşkilatımız hepsine açık. Gelsinler öğrensinler siyaset nasıl yapılır. Seçime kadar kimseyi kutuplaştırmadan sağcısı solcusu Alevi’si Sünni’si Türkü Kürdü demeden bu ülkeyi kucaklayacak siyaset yaptık. Bunun sonuncunda da milletimiz yüzde 2,2 oy verdi.  Biz toplantılarımıza ve siyasi çalışmalarımıza devam etmek zorundayız.  Çünkü bizim derdimiz Ümmet. Derdi ümmet olanın mesaisi, tatili olmaz. Biz bu noktada çalışmalarımıza devam ediyoruz. Çünkü 2019 yerel seçimlerine çok az bir süre kaldı.

“AK Parti Bartın’da yüzde 10,6 oy kaybetmiştir”          

1 Kasım 2015 ile 3 yıl sonra yapılan seçimleri kıyasladığımızda AK Parti Bartın’da yüzde 10,6 oy kaybetmiştir. Bu da 6 bin 500 oya tekabül eder. Bugün Saadet Partisi’nin aldığı 2 bin 682 oydan yaklaşık 3 tane çıkıyor. Eğer keşke arkadaşlar deselerdi ki “Arkadaş biz iktidar partisiyiz. Biz hazineden en çok yardım alan partiyiz ulusal basın arkamızda STK’lar arkamızda halk arkamızda Bartın’da yüzde 70’in üzerinde bir teveccüh gösterildi. Biz 1 Kasım’a göre 6 bin 500 oyu niye kaybettik?” Bugün Recep Tayyip Erdoğan başkan olurken Saadet Partisi’nden HDP’den İYİ Parti’den CHP’den oy aldı. Herkesten oy aldı ve oyunu artırdı. Ama AK Parti oy kaybetti. Öncelikle siz oturun kendi aile içinizdeki meseleleri çözün ondan sonra bir basın açıklaması ile halkımıza iletin.

“Bu açıklamalardan kendi teşkilatları da rahatsız

Bugün biz eminiz ki bu açıklamalardan kendi teşkilatları da rahatsız. Bugün ittifak yasasın çıkaran mevcut iktidar. MHP ile beraber bir ittifak yapıldığı zaman sıkıntı yok karşı tarafta veya diğer siyasi partiler bu yasanın açıklarını kullanarak yüzde 10 barajını egale etmek için seçim işbirliği adını verdiğimiz kendi adayımızla girdiğimiz bir seçim işbirliğinden bizi vatan hainliğine kadar ağır ithamlarla yargılıyorlar. Biz bunlara cevap vermedik. Çünkü onlarda biliyorlar bizim öyle olmadığımızı çünkü onlar bizim kökümüzü mayamızı bilir. Bizler 2019’daki yerel seçimler için çalışıyoruz. Şu anlık gözüken o çünkü üç gün sonra kendi aralarında bakanlıkları veya Meclisi kuramayıp yine çok üzülerek söylüyorum ki “Ben istediğim vekil sayısını alamadım bunun da sebebi Saadet Partililer diyecekler.” Ve tekrar önümüze bir sandık daha çıkarırlarsa vay halimize. Kimse buna şaşırmasın.

“Biz  herkesi kucaklayacak bir siyaset yapmaya devam edeceğiz”

Saadet Partisi Bartın’da almış olduğu 2 bin 682 ve geriye kalan 123 bin seçmeni yok sayamayız. Onlar bizim halkımız. Biz hepsini kucaklayacak bir siyaset yapmaya devam edeceğiz. Kutuplaştıranlar olsa da bizi hain terörist veya bizim 2-0 çıkarmamıza mani oldular diye anlatmaya devam ederlerse bende derim ki ittifak yaptığınız Cumhur İttifakı adı altında MHP’deki arkadaşlara yazık değil mi? Günlerce Orhan Kırşanlı ağabeyimizi aldılar Milletvekili adayı olarak köylerde akşam sabah gezdirdiler. Kozcağız ilçe olsun diye kendini yırtan Savaş Buyurman ağabeyimizi aldılar gezdirdiler. Ama iş oya gelince biz 2-0 yapacağız. Bunun neresi adalet. O zaman niye ittifak yaptınız? Tek aday üzerinden ittifak yapılacak ama milletvekili çıkarmayacaksınız. O zaman niye ittifak yaptınız?  Onların yaptığı siyasi çalışmalara yazık değil mi? Ben “Evet bir tane vekil çıkardık keşke biraz daha çalışsaydık ta bir tane de MHP de çıkarsaydık.” demelerini beklerdim.

“Herkes şapkasını önüne koyacak”

Herkes şapkasını önüne koyacak. Siyasi kimliği olan arkadaşlar vatandaşlar adaylar kazanmışlar veya kaybetmişler siyasi kimliği varsa ona yakışacak şekilde konuşacak. Herkes taşıdığı siyasi kimliğe yakışacağı şekilde hareket etsin ki bu halk 2019 yerel seçimlerinde 2023’deki genel seçimlere hazırlığını yapsın. Biz bunu tavsiye ediyoruz. Bu ahlaksızlık bizi ileriye götürmez. “2-0 yapacaktık Saadet Partisi yüzünden yapamadık” Bartın’da 123 bin seçmenin içinde 41 bin 600 küsur seçmenimiz gitmiş Millet İttifakı veya Cumhur İttifakı dışındaki partilere oy vermiş. Bu kadar vatandaşı yok mu sayacağız?  Onlardan alışveriş yapmayacağız mı?

“Bu neyin hiddeti bu neyin öfkesi”

 Bu neyin hiddeti bu neyin öfkesi. Bartın’da halk birleştirici üsluba hasret. Yıllardan beri Bartın’ın temsil edildiği arena kutuplaştırma üzerine kurulu. Artık hatanızdan dönünde şu önümüzdeki beş yılı birleştirici bir şekilde değerlendirelim. Biz 24 Hazirana kadar ülkemize vaatlerde bulunduk. Üretim dedik, sanayi dedik, bilim dedik ama bütün propagandamız soğan patatese yenik düştü. Bu ülkede yiğidi soğana mahkum ve muhtaç ettiler.”

 

Nurdan EROĞLU

Nurdan EROĞLU / Editör

Tüm Yazıları

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Haber Sistemi: Olay Medya | Reklam