KIZILAY’DAN KAN, MÜDÜRLÜKTEN ORGAN BAĞIŞI KAMPANYASI

Sadece 8 kişi…

KIZILAY’DAN KAN, MÜDÜRLÜKTEN ORGAN BAĞIŞI KAMPANYASI Güncel

 

Nurdan Eroğlu

15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri kapsamında Türk Kızılayı Bartın Şubesi Cumhuriyet Meydanı’nda kan bağışı kampanyası düzenlerken Sağlık İl Müdürlüğü de organ bağışı kampanyası gerçekleştirdi. Kampanya kapsamında Türk Kızılayı Bartın Şubesi 92 ünite kan toplarken 8 kişi de Sağlık İl Müdürlüğüne organ bağışında bulundu.

15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri kapsamında Sağlık Bakanlığı ile Türk Kızılay’ı iş birliğiyle ülke genelinde 81 ilde kan bağışı kampanyası gerçekleştirildi. Bartın’da ise 15 Temmuz Cumartesi akşamı Cumhuriyet Meydanında yapılan etkinlikte Türk Kızılayı  Bartın Şubesi kan bağışı kampanyası düzenlerken Sağlık İl Müdürlüğü de organ bağışı kampanyası düzenledi. Ellerinde Türk bayraklarıyla hem terörü lanetlemek, hem demokrasiye ve vatana sahip çıkmak hem de 15 Temmuz şehitlerini anmak için meydana gelen vatandaşların bazıları her iki kurumun düzenlediği kampanyaya kayıtsız kalmadı. Kampanyada Türk Kızılayı 92 ünite kan toplarken Sağlık İl Müdürlüğü’ne de 8 kişinin organ bağışında bulunduğu öğrenildi.

İŞTE ORGAN VE KAN BAĞIŞIYLA İLGİLİ BİLİNMESİ GEREKENLER!

Peki organ bağışı nedir? Hangi organlar bağışlanabilir? Organ bağışı nasıl nereye yapılır? Organ bağışını kimler yapabilir? Kan bağışı neden bu kadar önemli işte tüm bu soruların cevabı?

ORGAN BAĞIŞI NEDİR?

Ölümünüzden sonra organlarınızın başka bir insan için kullanılmasına izin vermenizdir. Görmeyen bir insanın görmesini ya da hayatını diyaliz cihazına bağlı olarak sürdüren bir böbrek hastasının hayata dönmesini sağlar.

HANGİ ORGANLAR BAĞIŞLANABİLİR?

Sağlıklı her organ bağışlanabilir. Ülkemizde: kalp, akciğer, böbrek, karaciğer ve pankreas gibi organlar; kalp kapağı, gözün kornea tabakası, kas ve kemik iliği gibi dokular başarıyla nakledilebilmektedirler. Bir kişi organlarını bağışlayarak birçok insana yaşama şansı verebilir.

ORGAN BAĞIŞI NASIL NEREYE YAPILIR?

Sağlık Müdürlüklerinde, hastanelerde, Emniyet Müdürlüklerinde (Ehliyet Alımı Sırasında), Organ Nakli Yapan Merkezlerde, Organ nakli ile ilgilenen vakıf, dernek vs. kuruluşlarda organ bağışı işlemi yapılabilir. Organ bağışında bulunabilmek için; organ bağışı kartını iki tanık huzurunda doldurup imzalamak yeterlidir. Organ bağışı yapanların, bu durumdan ailelerini de haberdar etmeleri daha sonra çıkabilecek problemleri önlemek açısından yararlı olacaktır. Organ bağışında bulunan kişilerin organ bağış kartını daima yanında taşıması organ bağışı işleminin karışıklık ve gecikme olmaksızın yerine getirilmesini sağlayacaktır. Kişi organ bağışından vazgeçtiği anda organ bağış kartını taşımaktan vazgeçmeli ve bu kararını ailesine bildirmelidir.

ORGAN ALIMI NASIL GERÇEKLEŞTİRİLİR?

Organlarınızın alınması işlemi, konunun uzmanı doktorların bulunduğu Sağlık Bakanlığı ve Üniversite Organ Nakil Merkezlerinde gerçekleştirilir. Organ bağışında bulunduğunuz taktirde organ bekleyen hastalara yaşama şansı verebilmeniz için "Bağış Belgenizi" bir kimlik gibi sürekli yanınızda bulundurmanız ve bu konuyla ilgili olarak yakın akrabalarınıza bilgi vermeniz gerekmektedir.

ORGAN BAĞIŞINIZDAN KÖTÜ NİYETLE FAYDALANILABİLİR Mİ?

Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda  Madde 11: Bu kanunun uygulanması ile ilgili olarak tıbbi ölüm hali, bilimin ülkede ulaştığı düzeydeki kuralları ve yöntemleri uygulanmak suretiyle, biri Kardiolog, biri Nörolog, biri Nöroşirürjiyen ve biri de Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanından oluşan 4 kişilik hekimler kurulunca oy birliği ile saptanır.
Madde 12- Alıcının müdavi hekimi ile organ ve doku alınması, saklanması, aşılanması ve naklini gerçekleştirecek olan hekimlerin; ölüm halini saptayacak olan hekimler kurulunda yer almaları yasaktır.
Madde 13- Madde-11' e göre ölüm halini saptayan hekimler; ölüm tarihini, saatini ve ölüm halinin nasıl saptandığını gösteren ve imzalarını taşıyan bir tutanak düzenleyip, organ ve dokunun alındığı sağlık kurumuna vermek zorundadırlar. Bu tutanak ve ekleri ilgili sağlık kurumunda on yıl süre ile saklanır.
Kısacası, organların alınmasına karan veren hekimlerin; organların kime verileceğini belirleme şansı yoktur. Ayrıca, organ bağışlayan kişinin organlarının kullanılması; ancak o kişiye tıbben yapılacak tüm tedaviler uygulandıktan sonra gündeme gelebilir. Hastayı ilk değerlendiren ve tedavisini planlayan hekim veya hekimler ile organ naklini yapacak hekimlerden hiçbiri, hastada "beyin ölümü" gelişip gelişmediğini belirleyen grubun içinde olamaz. Dört farklı uzmandan oluşan hekim grubu, bu durumdaki hastayı değerlendirir; muayene ve diğer tetkikler ile objektif kararını verir. "Hastada beyin ölümü mevcuttur" kararı rapor ile belirlendikten sonra bile, organların alınabilmesi çeşitli koşullara bağlıdır.
Eğer bu konuda hala bir tereddüt içerisinde iseniz yalnızca ailenize ve sevdiklerinize organlarınız bağış konusunda vasiyet edin. Böylelikle bu korkunuzda ortadan kalkacak zaten ailenizin ölümünüzle organ bağışlamanız konusunda en ufak bir tereddüttü kalmayacaktır. Her zaman son karar ailenizde bitecektir.

BEYİN ÖLÜMÜ NEDİR?

Bir kişi, herhangi bir nedenle yaşamsal işlevlerini tam anlamıyla yitirdiğinde, buna "beyin ölümü" denir. Bu durumda kişi kendiliğinden soluk alıp veremez. Beyin işlevini geri dönülmez biçimde yitirmiştir. Tıp, bu durumu "ölüm durumu" olarak kabul eder. Kalbi ise, yalnızca solunumu sürdürmeyi sağlayan cihazlara ve başka makinalara bağlı olduğu sürece çalışabilir. Beyin ölümü kararını, ancak dört kişiden oluşan bir uzman doktor ekibi karar verir. Bu uzman ekip: kardiyolog, anestezi ve reanimasyon uzmanı, nörolog ve nöroşirurjiyenden oluşur. Söz konusu ekip, fizik muayene ile ve o ülkede, o merkezde tıbbın en ileri olanakları içerisinde laboratuvar tetkikleri yaparak; beyin ölümü gerçekleşip, gerçekleşmediğine karar verir ve bunu bir belge ile resmileştirir. Bu resmi belge hazırlanmadıkça, beyin ölümü kesinlik kazanmamış sayılır ve kişinin organları asla alınamaz. Dört kişilik ekipten hiçbiri, hastayı yatıran, durumunu takip eden doktorlardan değildir. Organ nakli yapan ekipteki bir doktor da, bu dört kişilik ekipte kesinlikle yer alamaz. "Beyin Ölümü" kararını tıbbın olanakları ölçüsünde, yukarıda sayılan uzmanlar bağımsız olarak verir. Bu sayede, organ alıcı ve verici mekanizmaları izole edilerek, sistemin kötü niyetli işletimine izin verilmemektedir.

ORGAN ALIMI NASIL GERÇEKLEŞİR?

Organların alınması işlemi, konunun uzmanı doktorların bulunduğu Sağlık Bakanlığı, SSK ve Üniversite Hastanelerinin Organ Nakil Merkezlerinde gerçekleştirilir. Organ bağışında bulunduğunuz takdirde, organ bekleyen hastalara yaşama şansı verebilmeniz için ''Bağış Belgenizi'' bir kimlik gibi sürekli yanınızda bulundurmanız ve bu konuyla ilgili olarak, yakın akrabalarınıza bilgi vermeniz gerekmektedir. Organ ve doku nakli için uygun tıbbi koşullar gereklidir. Bu koşullar gerçekleşmeden organlar nakledilemez; dolayısı ile alınmaz. Kalbi durmuş kadavraların organları, kalp durduktan çok kısa bir süre sonra (yarım saat, bir saat) çıkartılmış ya da özel tıbbi önlemler alınmış olmaz ise kullanılamaz hale gelir. Bu durum hastanede yatan hastalar için bile güçlük yaratmakta olup; hastane dışındaki benzer durumlar, organın pratik olarak alınmasını imkansız hale getirmektedir. Tüm uygun koşullar sağlanıp, organ alınmasına karar verildiğinde; bedene saygı prensibi ile, donörün ilgili organları, vücuda mümkün olduğunca hiç bir zarar verilmeksizin alınır.

SON EVRE ORGAN HASTALARI İÇİN HAYATTA KALMANIN TEK YOLU ORGAN NAKLİ

Son evre organ hastaları için hayatta kalmanın tek yolu organ naklidir. Canlıdan organ nakli belirli organlar için uygulanabilen bir tekniktir ve her hastanın uygun vericisi bulunmamaktadır. Bu nedenle tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de yeterli sayıda organ yoktur. Tüm koşulların organ nakli için uygun olduğu durumdaki hayatını kaybetmiş donörlerin; vücut fonksiyonları tamamen tıbbi destekle devam ettirilmeye çalışılır; ancak, bu durumu uzun süre dengede tutmak imkansızdır. Dolayısı ile kadavradan organ alınabilmesi için, zaman çok önemli bir faktör haline gelir. Diğer yandan, hiç beklenmedik bir anda yakınını kaybettiğini öğrenen bir kişinin; kaybettiği yakınının organlarının bağışı için hızlı karar vermesi, doğal olarak son derece güçtür. İnsanlar, ancak hayatta iken organlarını bağışladığını belirten yakınları için hızlı şekilde karar verebilmektedir. Ayrıca bu konuyu, kaybettiği yakını ile özel olarak konuşmamış, ancak kendisi organ bağışı yapmış kişiler; o zor ve acılı anda, kaybettiği yakınının organlarının kullanılması konusunda izin isteyen hekimin, neden böyle bir teklifte bulunduğunu idrak edebilir. Bu sebeple "Organ Bağış Kartları", "Organ Bağış Kampanyaları", "Transplantasyon Haftaları" ve "Transplantasyon Oyunları" gibi çeşitli faaliyetler düzenlenerek; bir yakınımızı kaybettiğimiz anda, onun organları ile kurtulabilecek hayatların var olduğunu, daha önceden idrak etmemizi ve gerektiğinde bu kararı daha hızlı alabilmemizi sağlayıcı aktiviteler yayılmaya çalışılmaktadır.

KİMLER ORGAN BAĞIŞI YAPABİLİR?

1979 tarih ve 2238 sayılı yasa gereği, organ bağışı yapabilmeniz için 18 yaşını doldurmuş olmanız ve bu dileğinizi iki tanık huzurunda sözlü olarak zikretmeniz; ayrıca bağış için, bir sağlık kuruluşuna başvurarak, Doku ve Organ Bağış Belgesi alıp doldurmanız gerekmektedir. "Organ bağış kartları", kişilerin kendi düzenledikleri belgeler ve resmi kimlik kartlarındaki ilgili bölümlerle, kişilerin kendi kontrolleri altında niyetlerini belirttikleri belgelerdir. Beyin ölümü gerçekleşmiş 18 yaşından küçüklerin organlarının kullanılabilmesi ebeveynlerinin izniyle mümkündür.

BİR BELGE ÇIKMAZSA, YAKINLARININ BEYANI ESAS

Hayatını kaybeden kişinin üzerinden organlarını bağışlamadığına dair bir belge çıkarsa, hiçbir şekilde organları alınamaz. Kişinin üzerinden herhangi bir belge çıkmazsa, yakınlarının beyanı esas alınır. Hayatta iken, yakınlarına yapmış olduğu sözlü vasiyete göre; yakınları organ bağışında bulunur ya da bulunmaz. Bu durumda yakınlar olumsuz yanıt verirse, hiçbir şekilde organlar alınamaz. Ölen kişinin o andaki tıbbi durumu; önceden geçirdiği hastalık ya da ameliyatları, organ ve dokularının tamamı ya da bir kısmını nakledilemez hale getirmiş olabilir. Bu durumlarda, ilgili organ veya dokular kullanılamaz. Duruma göre, bağış konusunda bir engel olmasa bile; bu nedenle organ ve dokular alınamayabilir.

Kişinin üzerinden organ bağışı yaptığına dair bir belge çıkarsa, ilgili organ veya dokuların alınması için yakınlarının iznine gerek duyulmaz. Ancak bu durumda bile, donörün yakınlarına ulaşılmaya ve izin alınmaya özen gösterilir. Beyanda belirtilen dışında organ veya dokular, yakınları izin verse bile alınamaz. Öldüğü zaman üzerinden organ bağışı ile ilgili hiçbir belge çıkmayan kişilerin o ana kadar yakınlarına ulaşılamadı ise ve beyin ölümü gelişen kişinin vücut fonksiyonlarını istenen düzeylerde tutmak imkansız ise; 2594 sayılı yasa, yakınlarının izni olmaksızın organ ve dokuların alınmasına izin vermektedir. Yasalarımıza göre ölünün vücut bütünlüğünü bozmayacak (kornea gibi) doku veya organların alınması için kimsenin iznine gerek yoktur. Ancak hekimler organ nakline karşı duyulan ilgiyi kırmamak için mümkün olan her koşulda izni almaya gayret etmektedir. Adli nedenlerle ölen kişilerin organları nakil için çıkartılırken yapılan ameliyattaki bulgular, adli rapora eklenir ve otopsi, bu ameliyattan sonra gerçekleştirilir. Adli işlemler organ nakli için yapılan işlemleri geciktiremez.

YILDA 4 SEFER KAN BAĞIŞINDA BULUNUN!

Kan kaynağı sadece insan olan, dışarıda yapay olarak üretilemeyen bir ilaç ve hayati önemi taşıyor. Eksikliğinde de hem hasta hem hasta yakınları ciddi sıkıntılar çekiyor. Biz de birer hasta ve hasta yakını adayıyız bu yüzden de bu bilinçle yaşamak gerekiyor. Erkekler yılda 4 sefer 3’er ay aralıklarla, kadınlar da yılda 3 kez 4’er ay aralıklarla kan bağışı yapabilir. 18-65 yaş aralığında 50 kilogramın üzerindeki her sağlıklı birey kan bağışçısı adayı olabilir.

KAN VERMENİN BAŞLICA FAYDALARI NELER?

Kan verince kan yapan organlar uyarılır ve kan yapmaya sevk edilir. Kan hücreleri yenilenir. İnsan psikolojik olarak rahatlar, kendini huzurlu hisseder. Daha sonra kendisine kan verilmesi gerektiğinde bunu yapacak insanların çıkacağını düşünerek güven duyar. Her kan bağışlayana kan grubu, kan sayımı ve kan yoluyla bulaşan hastalıklarla ilgili tarama testleri uygulanır, bu da bir yarar olarak düşünülebilir. Gönüllü bağışçılardan alınan kan, güvenli kan olduğundan kan yoluyla hastalık bulaşması da daha az olmaktadır. Sonuç olarak gönüllü bağışçıların sayısının artması, toplumun sağlık düzeyi üzerine olumlu etki yapmaktadır.

YAPILAN İŞLEMLER NELER?

Öncelikle donör adaylarına bir ‘donör değerlendirme formu’ verilerek bunu dikkatlice, doğru ve samimi cevaplar vererek doldurmaları ve altını imzalamaları istenir. Formu doldurup, verdiklerinde bu form ilgili arkadaşlarımız tarafından incelenir ve donör adayı ile yüz yüze, kısa bir görüşme yapılır. Bu görüşmede bazı sorular ve verilen cevaplar hakkında açıklama yapılmakta ve yanlış anlaşılmalar varsa düzeltilmektedir. Bu aşamada kan vericisi olmaya engel teşkil eden herhangi bir sorun yoksa fizik muayene (boy, kilo, tansiyon, nabız ölçümü ve gözle muayene) yapılır. Bu aşamada da bir sorunla karşılaşılmadıysa o zaman yapılacak testler için tüpe kan alınır. Alınan kan örneğinde kan sayımı ve diğer bazı testler yapılır. Eğer testler sonunda kan alınmasına engel bir sonuçla karşılaşılırsa, bu konuyla ilgili olarak donör adayına yazılı bir bilgilendirme yapılır. Kanda yapılan testlerde de engel bir durum tespit edilmezse bağışçı adayı kan alınmak üzere donör yatağına alınır ve bir ünite kan alınır. Kan alma işlemi 15 dakikadan daha az sürmektedir. Kan alımı sonrasında 10-15 dakikalık bir gözlem süresi vardır.

 

Nurdan EROĞLU

Nurdan EROĞLU / Editör

Tüm Yazıları

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Haber Sistemi: Olay Medya | Reklam